Herkes kendi yanılgısının büyücüsü

Mazi

Yani güzelim, hayat bir inanmak istemek hali ki sorma gitsin.

Egemen Bağış örneğin Brunei sultanını çok mütevazı bulduğunu söylüyor. Yatları, katları, altından sarayları, uçakları, binmediği pahalı spor arabaları ile bilinen Brunei sultanına baktığında mütevazı bir adam görüyor. Çok sevdiğim bir dostum bencil adamın tekinin bir vicdanı olduğuna, bir başkası kadının tekinin onunla deşifre etmesi güç bir oyun oynamadığına, sevdiğim biri sevdiği birinin onu acıtmaya çalışmadığına inanmak istiyor.

Ben de bir gün barış gelecek sanmak istiyorum. Bir gün savaş bitecek. Bir gün sıfatlarımızdan değil isimlerimizden tanıyacaklar bizi. Bir gün herkes kendi adını kendi seçebilecek. Evlenen kadına zorla eşinin soyadını dayatmayacak devlet. Evlilik bir mecburiyet değil tercih gibi görülecek. Kimse kitaplara savaş açmayacak, filmlere, fikirlere, bilinmeyen bir dil kalmayacak, her dili tanıyacak duyduğunda her bir kimse. Bu da benim gayretim, inancım, yel değirmenlerine karşı savaşım bu benim de.

Çünkü güzelim, hayat bir inanmak istemek hali en nihayetinde.

Yeniden battaniyelere, montlara sarınıp yağmurlarda yürürken baharın geleceğine. Esad’ın ateşkes sözünden sonra 8 günde 8 bin kişinin ölmesine rağmen Suriye’de kanın duracağına. Hatta bir gün Pushing Daisies’in belki kaldığı yerden yeniden devam edeceğine.

Bir şeye yeterince yürekten inanmak onu gerçek kılmaya yeter sanıyoruz. Gafil avlanıyoruz bu yüzden hayal kurarken. Baktığımızı görmüyoruz, gözbebeklerimizde hayalin ince katmanı, saf bir kanışa düşüyoruz bazen sabahları. Gerçeği değil umduğumuzu görüyoruz gazetelerde, sokaklarda, haberlerde. Belki bu yüzden zaman alıyor acıları fark etmemiz. Denilenleri değil umduklarımızı duyuyoruz imasız sohbetlerde, hep böyle başlıyor hayal kırıklıklarına düşüşlerimiz. Sahiden inanmak sahi yapmaya yeter zannediyoruz. Sahiden inanan biri avuçlarını açıp göğe yağmur duasına çıkıyor belki de sürekli- yağmur bu yüzden bir türlü dinmiyor.

İşte anlıyorsun güzelim, hayat bir inanmak istemek hali inatla.

Her yağmurda, savaşta, kanayışta, bir kez daha.

Bir kez daha.

İstanbul

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*