Yazarlar

Dilara Omur

Dilara, iki kız kardeşin büyük ve köşeli olanı, kadınları hep boşanmış ve kendine yeni isimler ve hikayeler yazmış deli bir ailenin bir deli kadını. İlk romanını çizgili bir deftere yazdı, ilk şiir kitabını yayınladıktan sonra bir daha hiç okumadı. Rüyalarında kendini daima bir gemide buldu, gerçek hayatta iki üç senede bir valiz ve ev topladı. Connecticut’ta film, İstanbul’da Psikoloji, Londra’da Yaratıcı Endüstriler, İstanbul’a geri döndüğünde ise Karşılaştırmalı Edebiyat okudu. Milliyet Sanat ve TimeOut İstanbul İngilizce’ye film yazıları, Suret’e psikokültürel makale yazdı. 2011 yılında yazdığı denemelerle Hamamda Deli Var macerası başladı, bir siteden ve adresten fazlası, bir vaat, bir kimlik oldu, bileğinde sırlı bir bilezik gibi durdu, sonunda kalabalıklaştı. Balinalara, kızlarına hediye diye pembe taç değil valiz veren ana babalara ve kadınların erkeklerle aynı şarkıları söyleyebileceği bir dünyaya inanıyor.
25 yaşından beri sevdiği bir sektörde, sevdiği bir film şirketinde, sevdiği bir işi yapıyor. Hala ve daima yazıyor. İlk yazısını kaç yaşında yazmıştı hatırlamıyor.
Öyle değil midir zaten, kim olduğunu kaç yaşında keşfettiğini hatırlamazsın büyürken?

Ceyda Sayalı

Ceyda, İstanbul’da doğup, büyüyüp, dünyayı dolaşmak üzere yola çıktı. Himalayaları tırmanıp, Buddha’nın hacısı oldu. Orta Amerika’nın mavi deliğine dalış yapıp, Pasifik’in siyah sularında planktonlarla tanıştı. Avrupa’nın gizli köşelerinde ateş dansı yaptı biraz, sonra da Kuzey Amerika’da direk dansı. İstanbul sokaklarında evlat edindiği 3 kedi, 2 köpek ve bir de hayat dostuyla, okyanus aşıp Brown Üniversitesi’nde bilişsel sinirbilimi doktorası yapmaya geldi. Bu yörenin ilk Psikedelik Bilim konferansını organize edip, hala tabu olan bu bilimsel alan hakkında farkındalık yarattı. Doktora çalışanları için sendika kurumuna liderlik edip, egemen olmayan cinsiyet ve ırkların hakları için savaştı. Başka diller, manzaralar, insanlar arasında tek değişmeyen, elinden düşmeyen kalemi oldu. Şimdi de kalemi dile gelip, kendi öyküsünü yazar oldu.

Ankur Verma

Londra’da yaşayan Ankur Verma, hevesli bir fotoğrafçı ve yazar. Wesleyan Üniversitesi’nde Ekonomi okurken müzikaller yönetti ve amatör film setlerinde çalıştı. Hindistan’da küçük bir demir çelik fabrikası şehrinde doğan ve New York, Melbourne, Dubai’de yaşamış olan Ankur, dünyayı daha fazla gezmeyi umut ediyor. Boş vakitlerinde finansal danışmanlık yapıyor ve En İyi Film Oscar’ı kazanmanın hayalini kuruyor.

Tuğçe Özocak

Tuğçe, 14 Haziran 1985 günü saat 14:10 sularında İstanbul – Kadıköy’ de doğmuştur. Ali ve Sabriye’nin üçüncü kızı  ve ikizler burcudur. İkizler burcu olması ve ailenin en küçüğü olması üzerine kurduğu komik anlatımı Tuğçe’nin en kıymetli savunma mekanizmasıdır. Aslında özelinde büyük bir yüzleşmedir.
2003-2010 seneleri arasında Belçika – Antwerp’ te moda tasarım okuyup sonrasında Türkiye’ ye geri dönen Tuğçe, doğum yılının tek sayı ile bitmesinden dolayı tek sayıları, ikizler olmasından dolayı iki isme sahip olmayı (Tuğçe ve Tutu), üçüncü çocuk olmasından dolayı tek sayıları sevmesinin sağlamasını aldığını düşünmeyi ve hayatı sembollerle yaşamayı çok sever.
Bu durum profesyonel kariyerinde renk ve desen cümbüşü olarak hayat bulur.

Pınar Dinç

Pınar 1985 yılında Adana’da doğdu. Dört aylıkken İstanbul’a geldi. İlkokul yıllarını bol bol tenis oynayarak ve ders çalışarak geçirdikten sonra Koç Lisesi’ne kendi isteği ile yatılı olarak başladı. Bilgi Üniversitesi’nde Sosyoloji okudu, Uluslararası İlişkiler’le yan dal yaptı, ama Uluslararası İlişkiler’den çok Türk Siyaseti ve Milliyetçilik çalıştı. Sonra Koç Üniversitesi’nde tarih ve toplum çalışmaları yüksek lisansına başladı, evlendi. London School of Economics’te siyaset bilimi doktorasını bitirdiğinde artık eski Pınar değildi, evli de değildi, ve Bade adında dünyalar güzeli bir kızı vardı. 2017 yazında İsveç’in Lund şehrinde yaşamaya başladı.

Emel Ernalbant

Emel Ernalbant 1983 yılında İstanbul’da doğdu ve büyüdü. Uzun yıllar TimeOut İstanbul, Vogue Türkiye, Conde Nast Traveller, GQ gibi dergiler için portreler ve yemek fotoğrafları çekti. Üç sene Londra’ya gidip İngilizcesini ve fotoğrafçılığını geliştirdi. Geri döndüğü yılların birinde Mardin’e çekimi çıktı ve hayatı değişti. 2014 yılından beri bu muazzam şehirde yaşıyor. 1,5 yıldır Şam doğumlu bir çocuğa koruyucu annelik yapıyor. Savaş mağduru Suriyeli ve Mardinli çocuklara Karanlık Oda ve Siyah Beyaz Fotoğrafçılık dersleri veriyor.

Ece Yosmaoğlu Doğulu

Ece Yosmaoğlu Doğulu, Yalova’da doğmuş, Bursa’da büyümüş ve Koç Lisesi’nde okurken İstanbul’a yerleşmiştir. Koç Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölümü ile birlikte İngiliz Dili ve Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nü bitirmiştir. Lise yıllarında okul dergilerine şiir ve denemeleriyle katılarak başlayan yazı hayatı bugün şarkı sözü, reklam müziği, sanat dergileri gibi farklı mecralarda halen devam etmekte. Diğer yandan DGL Music’in kurucu ortağı olarak iş hayatını sürdürmektedir. Arya, Lila ve Elya adında 3 kızı vardır.

Elçin Külahçıoğlu

Parça parça çok iyi aslında her şey. Meksika’da evinde kaldığım manevi annemle 11 yıl sonra oturup “ay ben gerçekten onları mı yapmıştııım” diye kikirdeyip, tez savunmamda “tabi ki bunları yaptım ve literatürü ben kurtardım” kararlılığında durabilirim. Felsefi sohbetlerde dünyayı kaldırıp indirme ciddiyetine bürünüp, önü heybetli, arkası yüksüz kamyonların absürt küçüklüğüne epey gülebilirim. İşime aşık şekilde o seans odasının büyülü atmosferinde tüm ruhumla karşımdakini dinleyip anlayabilirim, dizi izlerkense dalgınlıktan geberip şaşkın şaşkın eve giren çıkanı hiiiç fark etmeyebilirim.