Yaralar sarı elmaslara benzemeyecek.

Mazi

Şehirler de büyür. İnsanlar, bazen ideolojiler, hayaller ve kırılıp zehrini içeride bırakan parçalar. Her şey büyür. Yaralar da büyür ve her şeyimiz olur bazen.

Bazen biz sadece yaralardan ibaret oluruz.

Kalabalık sokaklarda yürürüz sadece kendimizi unutmak için. Yabancıların yüzlerinde asılsız bir teselliyi arar gibi yürürüz sokaklarda, ellerimiz ceplerimizde, yaranın üzerinde. Sanki yaranın büyümesini böyle durdurabilirmişiz gibi. Sanki yara onu gizlediğimizde küçülecekmiş gibi.

Oysa büyür yaralar da, büyür şehirler gibi. Tekinsiz bir bulut gibi izini bırakır sesimizde. Mali’deki ‘timsahlar şehri’ Bamako gibi büyür yaralar da içimizde. Sarı elmaslar gibi büyür yaralar da. Sarı elmaslar büyüdüklerinde Sothebys’de 10,9 milyon dolara satılır oysa. Yaralar satılmaz büyüdüklerinde. Yaralar yadigar kalır yaşadıklarımızdan.

Bir gün kendimizi rüyasız bir uykunun sersemliğinde etrafı izlerken buluruz. Kurduğumuz düşlerden vazgeçmeye teşebbüs ederken. Yaralar da ümitsizlikler gibi kolay büyürler çünkü. Ufak köpek yavruları gibi, sulamayı unutmadığımız çiçekler gibi, düzeltmeyeceğimiz hataların yankıları gibi kolay büyürler.

Şehirler de büyür, insanlar da, hayaller ve evet yaralar da büyür.

Bir gün hepimiz yaralardan ibaret oluruz.

New York

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*