Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Yangında sıra beklenir mi?

Yangın

Şubat ayı ikinci Misafir yazısı, SİNEM YILMAZ‘ın hem nüktedan hem anlayan kaleminden…

Devlet dairesindeki metalik, yıllık, evladiyelik, yıkılmaz, eğilmez dolap dört tekerin üzerinde olsa atla üstüne eve kadar sür. Ya da sürme. Elini o dolaba hiç sürme. Demir menteşelerden kıvılcımlar çıkıyor, düşünceler üşüşüyor, üşüyor ve düşünüyor. Düşüyor bile olabilir ama vazgeçmiyor. 0.2 ila 1.7 milyon yıl önce yaşamış olan ilk insanın ateşi bulmuş olduğu gerçeği sarsıyor. Belki yolda giderken bulmuştur şakasıyla, yaratıcılık kusuyor. Belki bulan yanmıştır kısmıyla, kendini gerçeklerden kaçarken basıyor. ”Bu dolabın üzerinde ne işim var, benzine meyil ediyorum, yerim dar” Dolabın üzerinde, ayağının altında menteşeden kıvılcımlar çıktıkça ayakları yerine beyni yanıyor.
Kıssadan hisse. İnsan ateş olmadan da yangın çıkarma yeteneğini keşfetmiş gelişmiş bir memeli.

Dolapla ilk yolculuğunun, ilk durağı bir han. Faruk Nafiz içerde şiir yazıyor. Şiirin ”Gönlümü çekse de yârin hayali, aşmaya kudretim yetmez cibali, yolcuyum bir kuru yaprak misali, rüzgârın önüne katılmışım ben” dörtlüğünde yangın çıkıyor.
Kıssadan hisse. İnsan bir şiirle yangın çıkarabilme yeteneği gelişmiş bir memeli.

Üzerinde yolculuk ettiği dolabın üzerindeki yazı da ayrıca kayıtlara geçsin mübaşir. ” Yangında üçüncü kurtarılacak.” ”Çelik bu, yanmaz” dan haberleri yok. Denemeli ama kundağa girer. Kundak çıkışı da el ayak çarpık olur. O kundaklar eskidendi. Artık zıbınlar var. Ortaçağ’da bu dolapların muadillerine silah saklamışlar. Şu an içinde kağıtlar var. Haklılar. Bu çağda bilgi en büyük silah ayrıca eldeki kağıt kesiğiyle de elde var bir. Uzun sürer, geçmez. Eldeli toplamalar hayal gücünü yıpratır, çok lafı sevmez. Matematiği sevmeyen çocuk, bir süre sonra sayı da saymaz. Sinirleri bozulan aileler bağı koparır. Olay dallanıp budaklanır. Aile kendini kundaklar. Ve kağıt kesikleri kendini aklar.
Kıssadan hisse. İnsan, denizde olmadan da gemilerde yangın çıkarma kabiliyeti olan bir memeli.

Bu dolap, yani üzerinde yolculuk ettiği bu dolap, çevirmelerine izin vermemek, beygirle birlikte anılmamak fark yaratmak için bir taşıta dönüşmüş olabilir. Delileri, renklileri, çiçeklileri sevenlerin hiç uğramadığı bu yerde ruhu daralmış da olabilir. Boyacısı gride karar kıldığı gün cenazesi yıkanmış, tornadan çıktığı gün, bırak yansın diyecekleri kadar üçüncü olmuş olabilir.

Yangın tatbikatından haberi olmayanlar sireni ilk duyduklarında el attıkları en önemlileri, panik geçip bittikten sonra fark ettiklerinde öncelikler ve kıymetliler bir bir çıkıyor ortaya. Bazısı sandıklardan, bazısı ayak uçlarından, bazısı uçurum kenarlarından alınıp getirilmiş yangında ilk kurtarılacaklar sergisine hoş geldiniz. Açılışta kutu meyve suyu, kuru kek ve ayaktalık var. Kokteylde ayakta durulur. Serginin en mütevazi parçası antika bir lamba. Sakız Hanımın elinde. İçinde bir cin. Toniksiz ve ayaksız.

Bir dolap dilek dilemez dedi Sinoplu Sakız kadın. Dolap dinlemedi, diledi. Dolap inatçı, dolap iri, dolap deli. Dolap insanlık için bir dilek diledi. Kural, dileğin içinde yangın kelimesinin geçmesiydi. Yangından kurtarmak için en öncesin, en kıymetlisin, en birincisin dediklerimiz de tam da o anda elini en önce bize uzatmış olsun. En öncelik, en kıymetlilik, en birincilik karşılıklı olsun. Karşılıklılık yakada güzel duruyor. Çivit mavisi antika bir iğne gibi deniz kokuyor.
Kıssadan hisse. İnsan, hiç yangında kalmasa da yangından ilk kurtarılacaklar listesi olan bir memeli.

Dolabın önünde bel boşa gelmesin, insanı fıtık etmesin misali, inadına da açık renkli kir gösteren yastıkla bütünleşmiş bir koltuk. O yastık yaşı geçkin birini işaret etse de gözlerde rastık. Yangında en önce kurtardığı cin lambasıyla, Sakız Hanımın gençliği bir devlet dairesinde bu dolapla birlikte geçti. Karşınızda 2.06’lık enlemiyle ülkenin en kuzeyli şehri Sinop’tan Sakız Hanım.

Ateşle, yangınla dolayısıyla külle dumanla mesaisi tesadüf müdür, kan çeker, kan tutar mıdır bilinmez de kayıtlarda yazan doğruysa ki doğruluk ve gerçeklik felsefi olarak Rumi takvime göre de epeydir savaşır. 136 milyon yıl önceki volkanizma, doğduğu bu toprakların en altındaki lav tabakası dolayısıyla aslında Sakız hanıma babadan miras. Geçen gün haberlerde söylemişti. Bir yanardağ patlamasında kül ve duman en son Filipinler’de iki bin beş yüz metreye ulaşmıştı. Colarado’da La Garita Caldera patladığında tüm şehir yerinden oynamıştı.
Kıssadan hisse: İnsan da içinde yangın çıkartmak suretiyle kül ve dumanı uzun yaşlar boyunca taşıma kabiliyetine sahip lav dolu bir memeli.

Dolapla yaptığı yolculukta Sakız Hanım en son buz devrinden kalma bir avcı. Vardığı ormanda açlık ve susuzluk tüm doğayı severim dengesini bozduğunda, dolaptaki kağıtlarla ve menteşelerle çıkardığı yangın sayesinde tüm vahşi hayvanları üzerine çekmek suretiyle avlanabildiğini, böylelikle doğal hayatı ve bitki örtüsünü değiştirebildiğini keşfetti. Çıkardığı bu yangınla bir şeyleri yok etmek suretiyle kendini hayatta tutabildi.

Eski memuriyet binası boşaltılırken yıllar öncesinden kalma emektar dolabı sokağın koyu renk pası kiri içinde görüp evine getirtirse olacağı buydu. Yetmiş beş yaşındaydı ve yangında üçüncü sırada kurtarılacak bir dolap vasatlığında geçmiş ömrü ne kadar da fantastik bir rüyaydı.

Kıssadan hisse: Fonda eskilerden Düş Sokağı Sakinleri’nden Sevdan Bir Ateş çalıyor, Faruk Nafiz sokağın köşesinden gülümseyerek bakıyor, matematik öğretmeni anne, söylenerek kağıt kesiğini sarıyor, birileri bir yerlerde gemileri yakıyor, yangında üçüncü kurtarılacaklar sıralarını bekliyor.

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Yangın tarafından en son yayınlananlar

Yangına Akraba Olmak

Pavana Reddy bir şiirinde “babam fırtınaydı / annem yağmur / bir yangından

Milenyum Girdabı

Bu yazımda bir arkadaşımın başından geçen bir hikayeyi anlatacağım size. Genelde kendimi

Bu yangın yeri

İsterdim. İnanın isterdim yangın kelimesini duyduğumda aklıma gelen ateşin ‘aşk ateşi’ olmasını.
YUKARI ÇIK