Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Yangın aşkın bir tespitidir efendim.

Mazi

Sen benim senelerimsin ki muhakkak çokça değiştim ben. Her yokuştan, merdivenden sana düştüm. (Çünkü havsalamdaki en güzel gülüşsün.) Gözlerimde kırk beş yangınla sana koştum hep. Kucağımda bunca yangınla geldiğimde hiç şaşırmadın. Neredeyse kucağımda yangın taşıdım diye bana daha aşık baktın. Ben yangınımı sevdiğin için hep sana daha tutkun kaldım. Efsanelere, dolunayın tesirine, veya başka hayatların izlerine ancak sana bakınca inandım. Sevgilim, al bak bütün kibritlerim. Gel bir ömür yanalım.

İşte sevgilim sen benim bağrım, taşım, dünya üzerinde en güzel, en doğru kalışımsın. Bütün masallardan, spiritüel yollardan vazgeçmişken veya vazgeçtiğimde dahi insanüstü bir bağlantıya varlığında ilelebet inanışım… Damıttığım, bayıldığım, takıldığım bütün zamanlarım: dur sevgilim ben kıyında yaşlanayım…

Çünkü adam sen gelince bütün iklimim değişir, efendi gibi davranır bütün fırtınalarım. Hadlerini bilir. En kor, en alev yerimde bir ses keşfederim. Lazım-ı melzum: sen benim bütün yeni seslerimsin sevgilim. Güney sahillerinde iyi kitaplarım, felsefi bilişlerim, anlaşılır deyişlerim… Murat Uyurkulak Tol romanında ‘Bir kez sana bulanırsam ölürüm, ama bir insan ömrünü neye vermeli, cevabım hazır olmuş olur, olmuş olurum’ diye yazmıştı.. Ben sana bulanır ve sonsuz olurum sevgilim çünkü sen benim kumsallarım, bırak balinalar vurursa kıyıya biz onları sakince okyanusa geri salalım. Sen benim şarkılarım, destanım, cesur piyade birliklerim, alayım. Bütün viski bardaklarım, gün doğumlarım, aynı anda yanan mumlarım… İşte dedim ya, gel burada, viskiyle, şarapla, biz bu koyda bu aşkla bir ömür yanalım.

Sevgilim ben kindarım, minnettarım, ısrarcıyım ve ah ama ufağım ve utanırım söylemekten (zira perileri değil savaşçı kraliçeleri kıskanırım) bunu sevgilim ama bu zaten gayet aleni: ben belli ki fazla duygusal bir kadınım. (Ama narin değilim! Narin bir kadın olmaktan nefret ederim, bunu en iyi sen bilirsin.) Ben fazlasıyla yediyim (diyor biri) ve beş ve bir büyük gök taşı çarptı on bir yıl önce semama: benim bütün dinozorlarım tükendi, bütün hantallıklarım silindi. Sevgilim sen benim bütün yeni devirlerim, çağlarım, zamanlarımsın. Gel dünyanın bütün çağlarına devirlerine seninle isimler koyalım.

Çünkü sevgiliadam sen huzurumsun, tutkumsun, kuytumsun. Neden sever insan kuytuları? Kuytular kalabalık bir evrenin ödülleridir: sadece sana özel yerleridir, sihirdir, keramettir. Sen de bana kuytusun, on milyonda birsin, kuyruklu yıldızısın yüreğimin, senden öncesini tarumar edensin. Gerard Mace ‘Doğru hedef almak başka bir meseledir’ yazar; ‘gözler kafi değildir, bazen nefesi tutmak gerekir.’ Tuttuğum bütün nefeslerimsin benim! Şansın dağınık evlerinde sarhoşluğum, minnetimsin.

Sevgiliadam sen ömrün en yürekli, yüreğin en hakikatli yerisin…

İstanbul

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Mazi tarafından en son yayınlananlar

Doğmak ve Sağanak

Önce uykudaydım. Sonra uyandım. Tok, kayıtsız bir ses: “Kuvvetli sağanak ben,” diyen,
YUKARI ÇIK