Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Yalnızca bir biletle yeni bir başlangıca

Başlangıçlar

Her başlangıç parmak izlerimiz gibi birbirinden hakiki, birbirinden farklı ve imza. Doğum gibi vaktini bekliyor, sancıyla… Ve “bazı şeylerin zamanı var, varsa da bir manası var” diyordu dostum bana yeni bir huy edinmemi söylerken. “Simdi yapabiliyorsan simdi yap, neden daha önce değil demeden.”

Anadilim olmayan bir toprak parçasında, bir vagonda, başımı cama yaslayıp süratle geçtiğim yolları boydan boya saran yeşili, küçük, tasasız duran tas evleri, güneşten damlamış gibi duran sarı nergisleri seyrederken, tek olmanın yalnız kalmak manasına gelmediğini düşünüyor, “acaba şu anda burada olmasaydım, hangi huyu ediniyor, nerede yenileniyordum” derken buluyorum kendimi.

Yeni bir huy edinmek, bir şeyi ilk kez denemek de başlangıç olarak kabul edilebilirdi muhakkak.
Küçük şeylerle mutlu olmak ve azın biriktiğine şahit olmak, ufak değişiklikleri bile coşkuyla karşılayacağım bir hevese alıştırmış beni. Ne tuhaf. Demek seyahatin de böyle bir tılsımı var içimde.
Ece, sen zaten küçüklüğünden beri, deste deste tutup kimseye göndermediğin kartpostalların gibi biriktirirdin her bir hevesi, neşeyi, zafiyeti ve okuduğun her bir heceyi.

Eser miktarda mutluluklarım biriktikçe, içimde parmak ucunda dans eden çocuğa bir şarkı daha öğretiyordu. Bu yüzdendi belki her vapura binişimde Moby Dick’i hatırlayan heyecanım.
Adımlar biriktiriyordum vakti gelince fersah fersah gezmiş bir derviş gibi olmaya…

İşte bu yüzden, benim için, yeni bir huy edinmek, vaat edilmiş bir rüyaya atılan ilk adım gibi hep. Bu yüzden bir tren yolculuğuna yalnız çıkmak, başı sonu belli olmayan bir maceraya atılmak kadar ürkütücü olsa da ilham verici. Kıvılcımı, hevesten ve niyetten başka bir şey değil yaşıyor olmanın. Tesadüfen yaşayamayacak kadar güçlü hissetmek bu yüzden zaruri. Bu bilinçle, bu yürekle, 30 yaşına adım sayan bir kadın olarak, özgürce, yalnızca, bir biletle yeni bir başlangıca ve ufka yol alabiliyorken, aklıma geliyor…

Aynı yeryüzünün başka bir köşesinde sadece soyadı devam ettirecek vasfa sahip olmadığı için (çünkü büyük adamların kanunları böyle idi) evlattan sayılmayan kız çocukları, erkek doğurana kadar `ana` sayılmayan eşler, bir erkekle aynı işe aynı emeği verip erkekle aynı karşılığa muktedir sayılmayan çalışanlar, zaten şiddet gördüğü için ayrılmak istediği eşinden daha da fazla işkenceye maruz kalan kadınlar..
Onlar nasıl yeni huylar edinecek, nasıl başlayacaklardı yeniden?

Okuyup -büyük- adam olmuş eski çocukların adım adım ezdiği, umutsuz kılınarak bezdirdiği o kız çocukları… Her kadının, bu çürümüş çarklarda yoğurulsa da, doğursa da içinde hep taşıdığı, sakladığı, koruyamadığı için bile kendini suçladığı, her kahkahasında hıçkırık tutan o kız çocukları…

Onlar nasıl yol alacaktı, neye yol açacaktı bu engebeli kürede?

Bu coğrafyanın güneşinden kurumuş yüreklerine, hangi nergis damlayacaktı? Bu avazı çıktığı kadar ağlayan sancılardan ne doğacaktı…
Kasvetle irkildim.

Güneş hala damlıyordu yeşil tepelere. Tam da şu an, genlerime Meursault’yu işleyen yazar, benimle aynı manzaraya bakıyor olsa “güneş ışığı öyle parlıyordu ki sanki sıvılaşmış, akıyordu” derdi eminim. Yanında deniz yoktu belki ama gökyüzü her yerdeydi. Serin, körpe ve mavi.
Belki de her yeni başlangıcıma teslim olmam için bu vagonu, bu yolculuğu hatırlamak yeterdi artık.

Arkana bakmıyorsan, yeniden başlıyordun…

Bu yazıyı paylaş...

1 Comment

  1. Kader Anlari” ; her şeyin öncesinden farklı olduğu şu hayat değiştiren anlar~~
    Yalnızca kalpten gelen bir seste hissedilen anlar…
    Bugün cesaretten bahsedelim…
    Deneme cesaretini gösteren her düşünce, her ruh için
    Sonu özgürlük,
    Sonu aşk.
    Adı yalnızca sevgi olmalıydı bu gezegenin
    Bütün ülkeler ve şehirler sevgi diye adlandırılmalı
    Geçtiğiniz her yolun her ülke ve şehirlerin içinde tanıdığınız insanlarala güzel olmasını diliyorum..
    Küçüklüğünüzdeki o hevesle bir buluta, pofuduk bir buluta hem de sırtını dönüp atlıyormuşsun gibi~~
    Delirmiş olmalılar..
    Evet evet her zaman senin hayal ettiğinden daha büyülü!
    Daha değerli hala hevesli olabilmemek
    Büyümeye inat bırakmamak o hevesi!
    Kaybolmalısın Madam Ece,
    Gözlerini kapatıp onlara başka dünyada olduğunu hissetirmelisin..
    Dans edemeyeceksem devrimi ne yapayım ben!
    Bir kere teslim olursan, esir düşersin çünkü!

    Aylin Albay

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Başlangıçlar tarafından en son yayınlananlar

Bitirmeden başlayanlar

‘Başlamak bir hevesle can bulur, kararlılık ve azimle akıp yolunu bulur ve

Her şeyin başında

Terk edilmiş bir sarayın sarmaşıklarla örülü duvarları arasında, şehir bugünkü haline gelmeden
YUKARI ÇIK