Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Uyumuyorum bu bir rüya.

Rüya / Uyanış

İki huyuma bölsen beni kendinden başka kimseye bölünmeyen bir kadın olurum. Ben hep aynı anda birkaç gezegende birden dönüyorum, bütün seslerim aynı şarkıyı söylüyor, “yakut pulları mı bu ne görkem?” gözlerimde volkanlar şımarıyor çünkü artık su almıyor teknem. Artık bütün rüyalarımı tek bir denklem çözüyor. Düğüm nedir, neden atılır? Bu soruyu sorarsam devamı çorap söküğü gibi geliyor. Artık biliyorum. Ben hiçbir şeyin cevabı değilim. Ben daima ve sadece bir soruyum.

Neden bir balina yapışmış ismimin yanına, alnımın genişliğine neden bu kadar ufak bir tekne takılmış? Neden her rüyada kendi kendimi doğuruyorum ve ağlamadan, edebimle, yeni doğmuşken hem de, öylece oturuyorum bir sahil şehrinde? Neden o sahil şeridindeyim ve neyi bekliyorum kararlı bir şevkle? Neden sert bir cetvelle döverek ölçüyorum herkesi? Biliyordum hep biraz daha sert davranacağımı, hiç kıyamadıklarıma. Ne kadar uğraşsam bir cevap olmayacağımı, daima bir soru kalacağımı biliyordum bütün dokunduklarıma.

Ufak bir tekne demirliyor alnımın açıklarında, rüzgâra karşı duruyor, gözlerim kapanıyor. Rüyaya düşeceğim bırak. Bırak Allah’ını seversen… İflah olmayacağım ortada.

Hala bir Satürn düşüyor ne zaman rakı içsem kucağıma. Her şeyden önce bir Eylül yağmuru yağıyorum. Bir tek kişiyim aynı anda çok fazla odada. Neden ama neden, diyorum yumuşak bir sesle rüyalarımda, hala neden bu kadar kalabalıksın Dilara? Çoktan geçmişte kalmış çok fazla akşamı rüyalarıma istifliyorum. İyi de neden bu kadar dağınıksın? Aynı anda bütün denizlerinde dünyanın iflas etmiş bir korsanım, bu kadarım boyumun ölçüsünü daha çok küçükken aldım ve bir daha hiç uzamadım. Teknem bu yüzden ufak, üstelik alnımın açıklarında demirlemişim. Gözlerimde Satürn: vazgeçmediğim bir yıldız. Bütün rüyalarımı onunla gördüğümü artık anladınız…

Bir şeyi seçmek ve ona inanmak çok önemli, akşam müsait misin önce bunu konuşalım. Bu havuz problemini çözmenin başka yolu yok, bir şeye inanman lazım. Diyorlar. Oysa bir şeye inanmak da bir cevap olmaktır. Halbuki ben bir soruyum rüyalarımda da. Bu kadar dolarken gözlerimin, içimde bir hevesin bu denli boşalmasının bir gerekçesi var. Ben bir soruyum, hiçbir şeye yeterince cevap olmuyorum. O kadar cadıyım ki kimse inanmıyor bana, illa bir şeye bir cevaptır bu kız, sanıyorlar. İşte söylüyorum bir soruyum inan bana, sıklıkla aynı soruyum hatta: Düğüm nedir, neden atılır?

Bütün yıldızlarımı silkeledim çünkü bahar geldi artık montla gezemem hava çok sıcak. Bu kadar kurak bir rüyayı yazamam şimdi ne kadar istesem de. Ne güzel laftı o, “yakamadığınız cadıların torunlarıyız”, doğru, hissedarıyız çaldığınız kaderlerin. Fazlasıyız bilhassa bu kadar değil. Bütün yıldızlarıyız gökkürenin. Göğün Satürlerinin hepsiyiz. Beni kendi halime bırak. Kendi halimi bulmak için yazıyorum ben. İnsan bazen anlaşılmak için yazıyor bazen anlamak için. Ben rüyayı bana bir şey sorsun diye görüyorum. Bütün sohbetlere biri bana bir şey sorsun diye geliyorum hala anlamadın. Düğüm nedir, neden atılır? Alnımın açıklarında demirlemiş bir teknedeyim, kendi kendimi doğuruyorum daha ne itiraf edeyim, doğru soruları sormak için görüyorum rüyaları. Ben bir cevap değilim ama ben sorunun ta kendisiyim.

Hiç kimse bir başkasının rüyasını merak etmez aslında. Kimse uzun uzadıya bir başkasının rüyasını dinlemek istemez. Bunu da benim rüyamı öğrenmek için değil kendi rüyanın düğümünü çözmek için okuyorsun. Yüz kere söyledim ben bir cevap değilim, ama sen doğru soruları sorarsan belki bir cevap olurum sanıyorsun. Uyanıkken geçilmeyen bir köprüyü rüyalarında inşa etmeye çalışıyorsun. Buralarda bir yerde o köprüyü bulacağına inanıyorsun… Düğüm nedir, neden atılır? Belki çoktandır sen de bu soruyu soruyorsun. Belki sen artık soruyu değil bir cevabı arıyorsun. Belki bu yazıyı bu yüzden bu yazıyı okumayı tam bu satırda bırakıyorsun…

İhtiyacım olan rüya bir türlü düşmüyor uykuma. Ben de illa görmem lazım o rüya için pusuya yatıyorum. Lüzumlu şarkıları dinliyorum, lüzumsuz filmler izliyorum, birkaç sene evvel yazdığım denemeleri okuyorum, öyle rezil bir şey. Rüya tutarlıdır, doğru düğümleri atıp beklersen sorular sormak için seni bulur bir noktada. Bütün hayaletlerini bilinç altından alır kurutur. Unuttuğunu sandığın insanların hayaletlerine, o hayaletlerin düğümlerine dolanır durursun, hep artık hatırlamadığın bir ritmi çalarken bulursun kendini.

Rüya, düğümdür.
Çözülmek için atılır.

Bu bir cevap değil. Ama sorun yok.
Birazdan yeni bir rüyaya düşeceğim.
Yeni bir soru olduğumu keşfedeceğim:

Düğüm nerede, nasıl açılır?

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Rüya / Uyanış tarafından en son yayınlananlar

Erguvanların suçu yok

Bahar geldi sanmıştık, erguvanların suçu yok Uyandık Ben uyandım, kırlangıçlar uyandı Esas

Rüya Tabirleri Kitabı

Misafir Yazar yazılarımızın ikincisi Sinem Yılmaz‘dan. Sinem Yılmaz’ın sakince işleyen ve irdeleyen

Unutmak: Bahar Temizliği

İlk yazısını Okur Yazısı olarak paylaştığımız Serenay Sasa, şimdi Misafir Yazar olarak
YUKARI ÇIK