Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Uyuma(ma)k

Rüya / Uyanış

Gözlerimi açık tutmaya çalışıyorum. Uyumamalıyım.

Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Kıtalar arası yapılan bir seyahat mesela, uyku düzeninin şaşmaması için cin gibi uyanık durmak lazım gelebilir saatler süren yolculukta. Önde duran ekrandaki sıradan film seçkisinden birisini seçebilir, oyun oynayabilir, ya da harita üzerinden dünyanın hangi noktasının kaç kilometre yükseğinden uçtuğumuzu öğrenebiliriz. Bu konuda fena değilim, mesela an itibariyle uyumuyor, biraz Sevgi Soysal’ın Yürümek kitabını okuyor, sonra yapacağım sunumu hazırlıyor, biraz da Hamamda Deli Var yazımı yazıyorum.

Derste mesela, hatta bazen bir sınavda uyumamak için çabalamak gerekir. Önemli bir toplantıda, bir filmin ortasında. Bu konuda oldukça başarısız olduğumu kabul etmeliyim. En önemli derslerde, hatta bazen sınavlarda, toplantılarda, bazen beni hiç sarmayan bir filmde, utanarak da olsa, uyuyakalmakla kalmıyor, rüya görüyor, irkilerek uyanıyorum!

Anne olduğumdan beri sanki hep açık gözlerim. Her seste, her ışıkta, her ortamda uykuya dalabilen ben, beş senedir yarı uyanık yaşıyorum. Kızımın nefes alış verişini her koşulda duyuyorum. Süt mü kustu, emziği mi düştü ile başlayan, çişi mi geldi, yatağın çok köşesine mi geldi, üstünü yine mi açtı, ‘ah işte düştü’lerle dolu uykularım. ‘Uyumamalıyım’lar arasında uykularım var artık. Yine de itiraf etmeliyim ki uykumun yarısını alan annelik hayatımı rüyaya dönüştürdü.

Rüyada da olsam, zaman zaman kalbim kırılıyor. Kalbim kırıksa gözlerimi açık tutmaya çalışıyorum. Kalbimi kıran her kimse, her neyse, ben uyumadan onu toplar da diye bekliyorum, hıncımı uykumdan alıyorum. Kıpırdanarak, oflayıp puflayarak, kalkıp bir su içerek, ses yaparak… Kalbim kırık uyumayı hiç sevmiyorum.

Bunlar nispeten basit örnekler. Ama gözaltına alınanların örneğin, ya da siyasi bir suçtan (?!) hükümlü ya da hükümsüz cezaevine atılanların, gözlerini açık tuttuğunu, uykuya direndiğini dinledim daha geçenlerde. Günlerce uyuyamadıklarını duydum, tedirginlikten, özlemden, rahatsızlıklan, haksızlıktan…

Bazı kayıpların ardından uyunamadığını tecrübe ettim. O kişiyi anarak, bazen ağlayarak, gülerek, birbirini teselli ederek, anıları yad ederek geçen uykusuz geceler ve gündüzleri.

Bazen -kimi zaman beni uyanık tutan ve yukarıda saydığım aynı durumlarda- ise gözlerimi sımsıkı kapatmaya çalışıyorum. Uyumalıyım.

Uykuya ve rüyalara sığınmalıyım.

Gözlerimi kapatıyorum, uyumalıyım diyorum, uyursam geçer.

Artık kapalı bir hücrede, ya da yatakta bir başıma, ya da hastanede, ya da o cenaze evinde, ya da saatler sürecek bir yolculukta değilmişim gibi. Olanları değiştirebilirim, uyuyup uyanırsam her şey ama her şey geçer, zaman geriye döner gibi. Kızım yatağın ortasında üstü örtülü yatıyormuş gibi, kimse bana yalan söylememiş, kavgalar edilmemiş, ağlanmamış gibi oluyor uyuyunca. Uzun yolculuk sanki kısacık bir rüya kadar sürmüş… Kalbim kırılmamış ki, o sadece bir kabusmuş gibi. Kimse ölmemiş henüz, sevdiklerim hala hayattaymış gibi; ya da uyandığımda kötü insanlar yok olacakmış, her şey yoluna girecekmiş gibi.

Uyuyup uyanırsam geçer gibi. Yaralar iyileşir, zaman geri alınır, her şeye yeniden başlanır gibi.

Velhasıl kelam, uyuyoruz, uyanıyoruz. Kimi zaman uyanık görünüp ayakta uyuyor; kimi zaman uyuyor görünüp her şeyin farkında oluyoruz. Kimi zaman bir rüyanın içindeymişiz gibi mutlu; kimi zaman korkunç bir kabusta gibi kan ter içinde, nefes nefese. Kimi zaman derin, huzurlu, dinlendirici; kimi zaman bölük pörçük, huzursuz, yetersiz.

Gerçekler ve yalanlarla sürüyor yaşam. Rüyalar ve kabuslarla. Öyle ya da böyle, geçiyor.

Nisan 2018,
Gökyüzünde bir yerde… Okyanusun üstünde

(Resim: Milton Avery)

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Rüya / Uyanış tarafından en son yayınlananlar

Uyandıran Rüya

Bir gece yarısı daha kan ter içinde uyandım. En canlı sahnem, ıslak

Sen, yalnızca

Bugün şanslı günün. Kapının önünde açılmayı bekleyen bir kutu var. İçinde ise,

Kazanan GOOGLE

Yeni bir Nişantaşılı olarak, ablamları her görmeye geldiğimde, yolu uzatıp Bağdat Caddesi’nden

Bu bir rüyaydı farz et.

Bir sabah. Yaka gibi boğazında uyandım İstanbul şehrinin. Belki de Londra’nın yüz
YUKARI ÇIK