Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Uç Uç Böceği Taksicisi

Rüya / Uyanış

Her gün işe geç kalıyordum ya da masa başı işim çok erken başlıyordu. Zaten iş dediğim de çok iyi gitmiyordu ne yalan söyleyeyim. Aslında baştan sizinle dürüst olmakta yarar var doktor bey çünkü benim sizden başka dinleyenim olmayabilir. Birden çok işten bahsediyordum ilk cümlemde. Kusuruma bakmayın. Evet masa başı işlerimde çok dikiş tutturduğum söylenemezdi. Otoriteyle olan mücadelem Kırkpınar güreşlerini andırırdı ve bende tam bir güreşçi ruhu vardı. Arka planda hep bir zurna sesi, kafamın tepesinde güneşin sıcaklığı, kispetin ağırlığı, saatlerdir ayakta durmanın yorgunluğu ve karşımda olanca kütleleriyle otorite. Önce rakibimi gözüme kestirir, onu saatlerce yıkmaya çalışır, kaybedersem de er meydanından ayrılırdım. Bu güreş hissini her gün hissediyordum. Yerleşik düzene karşı hiçbir zaman Ahmet Taşçı olamayacağımı anlamam bir süre aldı. Neden taksiciliğe başladığımı yavaştan anlamaya başlıyorsunuz? Öncelikle: İstediğim saatte başlayıp, bitirebilecektim. Plaka sahibini de her Allah’ın saati görmek zorunda değildim. Tövbe tövbe. Allah’ın her saati demeliydim. En önemlisi ise: İnsanlarla iletişimim fena değildi. Bakın ne güzel konuşuyoruz…

Taksicilikte önceleri çok mutluydum. Gel zaman git zaman bir şeyler değişmeye başladı.
Müşterilerim İngilizceyle karışık bilmediğim adresler soruyorlardı. Bir gün Intercity Esenyurt’un nerede olduğunu öğrensem, yarın Galatik City Gaziosmanpaşa kuruluyor, müşterilerimin ‘bu adresi nasıl bilmezsin’ bakışları beni incitiyordu. Her gittiğim bölgedeki inşaat tabelalarını ezberlemeye çalışsam da galip gelemeyeceğimi fark ettim. Bu yüzden taksime GPS alıp, duraktaki arkadaşlarımdan kurulması için yardım istedim. Onlar da şaka için aleti Korece programlamışlar. Bundan dolayı yeni alet haftalarca Korece’de kalmıştı. “Allah hepsinin belasını versin” demem herhalde az önce insanlarla olan iyi iletişim becerime gölge düşürmez diye düşünüyorum. Neyse ne. Durakta veya etrafımda kimse Korece bilmediğinden, GPS’i Türkçeye döndürebilmek için Taksim etrafında birçok sefer Koreli turist arasam da muvaffak olamadım. Beni Japon bir turisti Kayışdağı’nda azıcık hırpalamamdan ötürü duraktan atıp, esnaf odasına şikayet ettikleri için arkadaşlarıma kırgınım. Adam bence Koreliydi ve ben ondan sadece GPS’i düzgün kurmak konusunda yardım istiyordum. Tek pişmanlığım cennet ülkemizi yanlış tanıtmak oldu, her nereye geri döndüyse.

Akabinde uzun bir süre evde oturmaya başladım. Tüm gün yemek yemek ve televizyon izlemekten başka bir şey yapmıyordum. En sevdiğim program ise birbirlerine misafir olup yemek pişiren beş kişinin olduğu bir yarışmaydı. Bir süre sonra şansımı denemeye karar verdim. En kötü ihtimalle bir hafta bedavadan yemek yiyecektim. Yarışmaya başvuru için aradığımda yedinci sıradaydım. Bir süre Beethoven’in yedinci senfonisini dinlettiler telefonda. Tüm senfoni bittiğinde dokuzuncu sıraya gerilemiştim. Nasıl oluyor da 45 dakikada iki sıra gerileyebiliyordum? Artık bunlara sinirlenmiyordum. Elimdeki cam bardağı duvara fırlattım.

-“İsminizi kodlar mısınız?” dedi bir kadın ansızın. Bunu hiç beklemiyordum. Hemen toparlandım.

-“G….” İsmimi verdim. “Galaktik City Esenyurt’un G’si, yok… Galaktik City Gaziosmanpaşa’daydı. Kusura bakmayın ilkini daha kurmadılar galiba. Hayır ne olurdu şu GPS’e baksa o Japon.”

-“Beyefendi ben size isminizi kodlayın diyorum, siz bana ne anlatıyorsunuz” dedi çiklet sesini duyduğum kadın.

-“Hanımefendi, programa kayıt için bağlanmaya çalışıyorum saatlerdir siz bana ne anlatıyorsunuz asıl? Bir ömür dinlemediğim klasik müziği dinlettiniz bana. İflahım kurudu.”
Dediğim gibi artık sinirlenmiyordum.

-“Ben de klasik müzikten hiç hoşlanmam” dedi kadın. Telefondaki kadınla zar zor bir bağ kurmuştum. Sakızından daha az ses gelmişti bu sefer demek ki benle konuşmaya başlamadan yeni atmıştı ağzına. “İsminizi bir daha kodlar misiniz?”

-“Hanımefendi bağlasanıza beni artık form doldurmak için diye” bağırdım “hala isim soruyorsun demin de bir banka telefonunda benzeri oldu. Hesap numaranı gir diyor otomatik bir ses, dakikalarca bekliyorsun sonra canlı biriyle konuşma fırsatı gelince yeniden hesap numaram isteniyor. E sen bana bunu demin sormadın mi tuşlayın diye, ben de 16 haneyi 3 kere yanlış tuşlayıp 4.sünde doğrusunu buldum.”

-“Beyefendi bana ne bankayla olan konuşmanızdan?”

-“Bazen bu telefonların insanların ihtiyaçlarına cevap vermekten ziyade onları bir süre meşgul tutsun diye yapıldığını düşünüyorum. Hayır bugün daha iki yeri arayacağım. İnternet evde sadece kutunun yanında çekiyor, bir de saçma sapan bir dükkandan adıma fatura düzenlenmiş. Niye bunu bana yolladınız diyeceğim. Bunlar daha iki üç saatimi alacaktı ve iki dakika önce saat üçtü.”

-“Beyefendi Allah belanızı versin” dedi kadın ve beni ıslah etti.

Konuşma üç aşağı beş yukarı böyle oldu. Hanımefendiye daha sert bir üslup takınmış olabilirim bu olay yaşandığı sırada. Bunu belirtmek isterim. Bir üst kademede özgeçmişimi, iş değişimlerimi size anlattığım gibi sükunetle anlattım. Dünya görüşüme katılmış olmalılar ki beni yarışmaya davet ettiler.

Ne yazık ki yarışma umduğum gibi gitmedi. 5 kişi de birbirine on üzerinden bir puan vermişti. Meğerse beraberlik halinde yayıncı kuruluş ikramiyeyi dağıtmama hakkı varmış. Zaten puanlamanın açıklanmasından önce beni diskalifiye etmişlerdi. Neymiş efendim yarışmanın son akşamı elimdeki çatalı yarışmacı Erman Bey’in alnıma saplamışım.

Karakolda diğer iki yarışmacıya da bardak fırlatıp kafalarını yardığımı söylediler ama bunu hatırlamadım. Nasıl ki son masa başı işimden ayrılırken camları indirdiğimi hatırlamadığım gibi. Hatırlasam baştan bunları söylerdim. Sicilimdeki turist olayını da görünce Amir Bey tarafından psikoloğa yollandım, akabinde de ivedilikle buraya geldim. Bir önceki doktor hanıma da yolcuğumun ana hatlarını böyle belirtmiştim. İlk aylarda alışma sürecim vakit alsa da, şimdilerde keyfime diyecek yok. Mesela haftalardır uç-uç böceklerini gidecekleri yere ellerimle bırakıyorum. Gidecekleri yeri adım gibi biliyorum çünkü odamda yeni siteler kurulması yasak. Onların hepsi eşit. İstedikleri saat işlerine gidebiliyorlar. Bir şeylere ihtiyaçları olduğunda da benimle kendileri iletişime geçebiliyorlar. Onlara sık sık ben size değer veriyorum ve sizleri sizlerin hayatı sevdiğiniz kadar seviyorum diyorum. Yakında sinekleri de eğitmeye başlayacağım.

Ziyaretime gelenlerin ‘nasıl bir kabus verdin bize ya Rab’ dediklerini tabi ki duyuyorum, oysa yarattığım düzene güzel bir rüya denemez mi Doktor Bey?

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Rüya / Uyanış tarafından en son yayınlananlar

Uyumuyorum bu bir rüya.

İki huyuma bölsen beni kendinden başka kimseye bölünmeyen bir kadın olurum. Ben

Erguvanların suçu yok

Bahar geldi sanmıştık, erguvanların suçu yok Uyandık Ben uyandım, kırlangıçlar uyandı Esas

Rüya Tabirleri Kitabı

Misafir Yazar yazılarımızın ikincisi Sinem Yılmaz‘dan. Sinem Yılmaz’ın sakince işleyen ve irdeleyen

Unutmak: Bahar Temizliği

İlk yazısını Okur Yazısı olarak paylaştığımız Serenay Sasa, şimdi Misafir Yazar olarak
YUKARI ÇIK