Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

‘Tırnak İçinde Tercihler’

Tercih

Bendeki hatıralarını bile bile o pub’a gitmeyi tercih ettim. Eskiden yalnızca 33’lük bardaklarda ve 9 liraya satılan biralar şimdi 50’lik bardaklarda ve 16 liraya satılıyormuş. İçkiye her gün gelen zamlarla beraber insanların artık evde rakı yapmayı tercih ettiklerinden konuştuk bir süre garsonla.

O pub’a gittim çünkü o mekânın bana hatırlattıklarını unutmak zorunda olmadığımı biliyorum artık iyileşmek için. Bir düğün gecesinde gözümde takma kirpikler ve üzerimde çok isteyerek alıp bir kere bile severek giyemediğim buz mavisi bir elbiseyle tuvaletin kapısında ‘nefes alamıyorum’ diyerek ağladığım Demet geldi az sonra. Ayda yılda bir görüştüğüm, ama işte o en kilit anda aynı anda kalkıp tuvalete gitmeyi tercih ettiğimiz için de pek de fena görünmediğim makyajım, kostümüm ve hayatımın aslında pek fena olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalmıştı Demet. İki kadın oturduk karşılıklı, nasıl da yaşadıklarımıza müsaade ettiğimizi anlattık ve dedik ki ‘Demek ki öyle tercih ettik o dönemde’. Zayıftık ya da zayıf olduğumuzu sanıyorduk da hiç de zayıf değildik aslında, zayıf mıydık yoksa hala? Imposter (sahtekarlık) sendromunu anlattım ona. Hiç bitmeyen kafa karışıklıklarımızdan, yetersiz hissedişlerimizden, hiçbir şey bilmiyoruzlarımızdan yudumladık karşılıklı.

Soğukta oturduk, öyle tercih ettik. Demet sigara içti, ben öksürdüm. ‘İyice soğuğu yedik’ dedik bir ara. ‘İyice hırpaladık kendimizi’ dedik, o ara öyle tercih ettik demek ki. Ama sonra çekip gittik. Şimdi artık ikimiz de huzurlu bir mutluluğu tercih ettiğimize karar verdik, kim bilir, belki bulduk. Kadeh kaldırdık yine.

Cansu’yu aradık görüntülü. Gitmeyi tercih etmiş –ama yalnız değil, sevdiği adamla– becermiş bir diğer kadın. Amsterdam’da bir markete yürüyordu aradığımızda, fıstık kızına çorba yapmak için malzeme almaya. Hali çok komikti, özlemişiz, güldük, eğlendik, mayıs ayına planlar yapıp kapattık.

Vapura binmek İstanbul’da yapmayı en çok özlediğim şeylerden birisiydi. Tıpkı Taksim’de olmak ve tiyatroya gitmek gibi. Kumbaracı50’ye yetişmem gerekiyordu; Karaköy vapuru sekiz dakika sonra kalkıyordu, dışarıda yağmur vardı. Yetişememeyi göze alıp kocaman sarıldım Demet’e pub’dan ayrılırken. Vapuru kaçırmayı o anı kaçırmaya tercih ettim. Sonra koştum.

Vapuru kaçırmadım ama. Yeni sevimsiz vapurlardan da değildi üstelik bindiğim, çok mutlu etmeye yetti beni bu durum. Bir koltuğa oturup şimdiye dek yaptığım onca tercihi düşündüm, bir sürü yanlış, bir sürü doğru tercih. Geldiğim nokta bu vapurdu. Ziyarete geldiğim şehrim, İstanbul’da oluşumdu. Gitmeyi tercih edip ayrıldığım şehrim, ‘hayır geri dönmek gibi bir planım yok’ şehrim… Bir nefes, sabah simitleri, birkaç duble Yeni Rakı, iki lüfer sezonu kadar uzak kaldığım şehrim…

Vapurdaydım ve yazmak ihtiyacındaydım. Eskiden elde yazmayı ne çok severdim, uzun süre adapte olamamıştım bilgisayar ekranından bir metin yazma fikrine. Ama işte, insan hem değişiyor hem de aynı kalıyor. Artık hemen her şeyi bilgisayarda yazsam da şu anda bir şeyler yazmalıyım ve bunu elde yazmalıyım. Çantamda kalem var, defter yok! Vapurda iki bira biraz atıştırmalık fişinin arkasına yazdım karışık bir şeyler. Fiş bitti. Hala kâğıt lazım. Bir zarf buldum. Zarfın arkasından devam ettim yazdıklarıma.

Sonra Karaköy’e yanaştı vapur. Tünel’den yukarı çıktım. ‘Tırnak İçinde Hizmetçiler’ oyununa girdim. Oyun ‘kaçmak istedikleri kendileri ile yüzleşmek zorunda’ kalan iki genç kadınla ilgiliydi ve muhteşemdi. Kaçmak istediğim kendim ile yüzleşmelerimi düşündüm. Kaçmayarak ama yorularak. Yorularak ama durmayarak. Durmayarak ama endişeli. Endişeli ama ümitli. Ümitli ama gerçekçi. Gerçekçi ama karışık. Tercihlerimi düşündüm. Şimdiye dek yaptığım onca yanlış, onca doğru tercihi… Geldiğim nokta bu kadın işte. Sürekli koşan, bundan hem gurur duyan hem de çok yorulan bir kadın. Bilgisayar karşısında oturmuş bir fiş ve zarfın arkasına eciş bücüş yazdığı yazıdan anlamlı bir metin çıkarmaya çalışan bir kadın.

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Tercih tarafından en son yayınlananlar

Tercih / Hicret= Göç

Bu ayki Okur Yazısı sevgili Elif Kartal’ın kaleminden… Hem de üstelik eski

Ve minör panikler.

Hayata bakkal başlıyorsun, holdingleşmeye çalışıyorsun sonra yolda bir şeyler oluyor falan filaaaan

Cambaz

Yaşamın orta yerinde beliriveren çizgiler etrafında dolaşıp duruyoruz. Koca koca sıfatlar yükledikleri

TERCİHLİ YOL.

İncitilmek bir tercihti. Artık emindim. İnsan, incineceği şartları itinayla bulup, kendine göre
YUKARI ÇIK