Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Ten (veya: Şefkatle dokunabilmek)

Şifa

Şifa öyle kendi başına gelmiyordu. Zehri tatmayana şifa da yoktu. Hatta zehir şifanın ta kendisiydi, bazen. Tabii cesaret edebilene…

“Öyleyse denemeye var mısın?”

“Nasıl yapacağız şimdi bunu?”

“Dik kafana iç, direk. Rahatla. Ben buradayım.”

Orada olması onu rahatlatmaktan çok, geriyordu, ama söyleyemedi. Şekilden şekle girerken, onun her anını izleyecek bir yabancı… Ne yapıyorum burada, diye içinden geçirdi. ‘Ya bu adam canıma kastederse? …Hayır, hayır’, birçok tanıdığının önerdiği bir yerdi burası. Güvenilir olmalıydı.

Onun varlığını düşünmemeye çalışarak önündeki bardağa odaklandı. Tören eşliğinde önüne uzatılmış olan bu kan kırmızısı, koyu sıvının garip odunsu bir kokusu vardı. Şarap koklar gibi, burnunun etrafında gezdiriyordu bardağı. Karşıdaki onu meraklı gözlerle takip ediyor, bağdaş kurduğu yerde kımıldamadan duruyordu. Sonunda cesaret edip, dudaklarını sıvıya değdirdiğinde, kritik bir eşiği geçtiğini fark etti. Hemen arkasından bardağı kafasına dikip, fişi çekti.

Kendini bulmak amacıyla buraya gelmişti buraya… On sene önce geçirdiği uçak kazasından mucizevi şekilde kurtulduktan sonra, hayatı tümüyle değişmişti. Sevdikleri, ailesi, ona hayatının ne büyük bir mucize olduğunu hatırlatıp duruyorlardı. Evet, gerçekten de uçaktaki yüzlerce kişi değil de, o kurtulmuştu o kazadan. Ve bu gerçek, onu hem heyecanlandırıyor hem de ona tükenmez bir sorumluluk yüklüyordu. Sanki hayat ona bahşettiği bu canın bedelini soruyordu.

Çünkü dünya seviyordu böyle dönemeçli hikayeleri. Acının yarattığı karakterleri… Ve ilahi seçilmişlikleri… Folklorlar, dinler, en vurucu hikayeler, hep bir mucizevi hayatın etrafında dönüyordu. Bir zamanki kurban, kendini bir amaç uğruna feda ediyor, bir süper kahraman haline geliyordu. İnsanlığın toplu bilinci işte böyle efsaneleşiyordu; efsaneleşiyordu da, peki bu efsanelerin altında kötürüm kalmış gerçek kurbanlara ne oluyordu? Hani o süper kahraman olamayan çoğunluğa?

Geçtiği sene, memnun olmadığı işini sonunda sonlandırmış, hayatına anlam verecek olan amacı aramaya başlamıştı. Evet, biliyordu, insanlığa bir katkıda bulunmak, bu dünyada bir etki yaratmak üzere seçilmişti. Ama neydi, neydi bu amaç? Bir akıma öncülük etmek? Yok, hayır, bir aile kurmak… Dünyayı gezip, gönüllülük yapmak? Belki de dine dönmek. Yok, belki de, bir dernek kurmak? Belki, hepsi? Bilmiyordu işte… Ve bu, onu deli ediyordu. Neydi bu mucizevi hayatı anlamlı kılacak olan şey?

Tam da bunları kafasında tekrar tekrar tekrar ederken, zehir kanına karıştı. Bir anda görüşü bulanıklaşmaya, midesi bulanmaya başladı. Gözünün önünden anlam ifade edemediği geometrik desenler geçmeye başladı, önce. Takip ettiği bu desenler onu tanımlayamadığı yaratıklara götürdü… Kusuyor ve aynı sırada milyonlarca korkunç gözü tam da ensesinde hissediyordu. Sanki tüm dünya durmuş, onun bu rezil halini izliyordu.

Kafasını kaldırmasıyla, karşındakinin suratının bir canavarınkine dönüştüğünü fark etti. Korkuyor, çıkacak delik arıyor, fakat çıkışı bulamıyordu. Şeytanın ta kendisine baktığını düşünmeye başladı önce. Sonra da sonsuza kadar bu cehennemde kalacağını… Dindar değildi ama İsa’nın çarmıha gerilmiş imgesi kafasında belirdi aniden. Küllerinden doğan İsa, diye içinden geçirdi. ‘Günahlarımızın bedelini ödedi’. Ama neyin günahıydı bu? Canına kastedenler de kimdi? Nasıl olur da onu kurban etmesine izin verebilirdi?

Ne süre bu panik içerisinde kaldığını hatırlamasa da, sıcak bir battaniyenin ona sarılmasıyla durulmuştu. Üşüdüğünü ancak battaniyenin sıcağının tenine dokunmasıyla fark etmişti. Kafasını kaldırıp baktığında, yanındakinin gülümsemesini sonunda seçebildi. O beklenmedik tebessümü doya doya izledi önce… Sonra kafasını yanındakinin kolunun altına sokup, tenin tene değdiği bu şifa duygusunun içine doğru eridi. Tenin tene değdiği yerde sözlere, hikayelere, efsanelere yer yoktu. Tenin dokunduğu yer, zaten bölünmez bir bütündü.

Çünkü şefkatle dokunabilmekti asıl mucize… Öylece utanmadan. Korkmadan.

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Şifa tarafından en son yayınlananlar

1000x1000

Yedi Şifası

Hamamda Deli Var’ın sadık okurları, sohbeti kalabalıklaştıranları, söze dahil olanları Ocak ayında
YUKARI ÇIK