Tek kişi kaç diyalog?

Mazi

Çay ister miydiniz? (Evet. İsterdiniz.)

Alaska’daki uçak kazasından bahsetmeye mi geldiniz? (Hayır. Sadece yazıyı merak etmiştiniz.) No Blues açacağım biz konuşurken arkada çalsın istiyorum. Sorun olur mu? (Emin değilsiniz.) 25 yaşında genç bir kadın… düşünsenize dünyada ne hikayeler var (Kaleminin ucunu kemiriyor. Hala Alaska’daki uçak kazasından bahsediyor olmalı.) Ölmekte olan bebeğini bırakıp siste… (hazin fakat hayran bir sükût) soğukta yürüyerek… onları kurtarmaya gelenleri buluyor. Beni dinliyor musunuz? (Şimdilik evet. Ama ilerisi için söz veremezsiniz.) 4 yolcu onun sayesinde kurtuluyor. 25 yaşındaki bir kadın kurtaramayacağını anladığı bebeğini bırakıp sisleri soğukları aşabiliyor diye. (Eliyle Türkiye gazetelerini itiyor. Gözünüz oraya kayıyor. Onun gözleri büyüyor) Bana bunlardan daha çok bahseden birilerini bulabilir misiniz? (Hayır. Mahcup – gözünüzü devirmektesiniz.)

Boş verin, devam edelim. (Çantasından kuyruksuz bir ejderha çıkarıp masaya bırakıyor.) Geceleri uyumadığımı duymuş olmalısınız. (Gözlerinin altında muntazam morluklar duruyor. Bir süre ejderhayla oynuyor. Ne diyeceğinizi bilememektesiniz.) Siz ne konuşmak istemiştiniz?

-Bana mesela Los Angeles’ı anlatabilirsiniz. (Konuşan sizsiniz.)

Sıcak, kurak, bilmem bazen güzel. Nadiren yağmur. Kiran Desai, ve Jane Austen… Bunları kaydediyor muyuz? (gülümsemiş olmalısınız.) Tabii. (Büyük gözlü bir hayret.) Ömrüm boyunca hep bir yazıya sızmak istedim. (Hakiki bir itiraf.)

-Ve? (Yine sohbete teşebbüs ettiniz.)

Ve yazıya böylece girdim işte. (Kısa, endişesiz bir kahkaha) Yirmi altı yaşında olduğumu biliyor muydunuz? (Parmaklarıyla seneleri sayıyor. Veya belki 26 eden başka bir şeyi.) Ama daha ufak sanıyorlar beni. (İlgisiz bir tebessüm) Yetişkinler gibi gülmediğimi söylüyorlar. (Yeniden gülüyor, bu defa önemli biri gibi) Adam yerine konmak için yetişkin gibi mi gülmek gerek? Siz yetişkin gibi gülebilir misiniz? (Yetişkin gibi gülüyorsunuz ama hoşuna gitmiyor.)

Ne kasvetli. (Aynı gülümsemeyi aynada deniyor. Aynı gülümseme yüzünden beş kere düşüyor. Denemeyi bırakıyor.)

Sanırım olmadı. Önemli değil. Van’da hala çadırlarda yaşayanlardan haberiniz var mı? (Hazin bir iç çekiş). Bilmem, belki kış böyle çabuk gelmemeli. Her şeyi zorlaştırıyor. Ben hiç bir çadırda yaşamadım. (Başı önde, ve sonra gözleri merasimsiz merak.) Ya siz? Affedersiniz ne kabayım. (Mübalağalı bir endişe. Sonra yine sessizlik, ve pencere.) İklim birden değişmese daha iyi olacak. (Konuyu ne ara değiştirdi veya niye?) Bunu ben söylemiyorum, biliminsanları söylüyor. İklim birden değişmese diyorlar, kimse adapte olamayacak. (Onaylayan bir kafa sallıyorsunuz. O yağmayan bir yağmura bakıyor.)

Yazdıklarımı okudunuz mu? (Dümdüz bir soru. Yakalandınız.)

– Bir kısmını. (Siz de haklısınız)

5:58

İstanbul

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*