Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

On Üç Harfli, Soldan Sağa İki Kelime: Kahraman Kadın

Kadın Kahramanlar

Her yıl mart ayı, gönlümde çiçekler filizlendirir. Bilirim ki, bu ayın sekizinci günü yaşadığım şehrin en kalabalık meydanı mora boyanacak, danslar edilecek, sloganlar atılacak. Bu yıl, geçtiğimiz yıllardan biraz farklı benim için. Artık büyük sessizlikleri daha çok seviyorum. Çünkü biliyorum ki, kadınlar sessizliklere de mücadeleler sığdırır pekâlâ. Peşine düşüyorum bu mücadelelerin, çünkü inanıyorum ki kadınların tarihini yine kadınlar yazacak.

Hadi buraya bir de en arabeskinden bir cümle serpiştirelim: “Yakarsa dünyayı, ağzının kenarına yerleştirdiği sigarasından bir nefes çekerken hayatını sorgulayan kadınlar yakacak.” Yakacak, çünkü kadınlar yüzyıllardır ardına itildikleri kapıları omuzlaya omuzlaya açtılar. Siz, misal, Manş Denizi’ni yüzerek geçen ilk sporcu kadının adını biliyor musunuz? Peki, Türkiye’de doktorluk yapan ilk kadını tanıyor musunuz? Futbol müsabakalarında hakemlik yapan ilk kadının karşılaştığı zorlukları tahmin edebiliyor musunuz? Türkiye’nin ilk karikatüristi, heykeltıraşı, makinisti, emniyet müdürü, belediye başkanı, ressamı, öğretmeni olan kadınların adlarını anımsayabiliyor musunuz? Pek çok kişinin bu soruya vereceği yanıt maalesef hayır olacak…

Dünya düzeni, milyarlarca yıldır özenle örülürken kadınların attıkları ilmekler hep görmezden gelindi. Yok saymak, var olanı inkâr etmeyi karşılarken, kadınlar suya yazı yazmanın anlamını değiştirdiler. Yeni bir düzenin var olabileceğini kanıtladılar. Eğitim görmelerinin yasaklandığı, oy verme haklarının ellerinden alındığı, sosyal ve ekonomik yaşamdan tümüyle dışlandıkları dönemler dahi oldu. Bu dönemlerin hepsinin geride kaldığını söylemek güzelce tasarlanmış bir ütopyanın ilk cümlesi olabilirdi. Ama durun, bu hikâyede umutsuzluğa yer yok!

Çünkü Nesrin Olgun’a yalnızca katıldığı yarışlarda yalnızca kadın olduğu için ödülünün verilmediği dahi oldu. Ama pes etmedi, Manş Denizi’ni yüzerek geçen ilk kadın oldu, yarış sırasında medcezire yakalanıp bilincini kaybetme noktasına geldiğinde bile yarıştan çekilmeyi düşünmedi. Safiye Ali, kadınların tıp fakültelerine kaydolmasına izin verilmediği için tüm maddi zorluklara rağmen yurtdışında eğitimine devam etti. Ülkeye diplomasıyla döndüğünde, kadınların tıp alanında varlık göstermesi o kadar yadırganıyordu ki, bazı belgelerde adını “Safiye Ali Bey” olarak yazıldığı bile oldu. Ama, o tüm yadırgayıcı bakışlara rağmen mesleğine aşkla devam etti. Çocukluğundan bu yana çizgilere hayran olan, Türkiye’nin ilk karikatürist kadını Selma Emiroğlu’nun, çalışmaları bir dergide yayınlanınca “Selma Emiroğlu imzasında bir erkeğin imzası mı gizli?” tartışmaları baş gösterdi, hatta kimi çevreler küstahça, “Doğru söyle küçük hanım evde abin mi yardım ediyor, hocan mı?” diye sormaktan çekinmedi. Feriha Sanerk, dönemin kaymakamlık kursunu bitirmesine rağmen kadın olduğu için ataması yapılmadı, hakkı olan emniyet müdürlüğü görevine gelmek için dava açmak zorunda kaldı. Futbola çocukluğundan beri tutkun olan Lale Orta, antrenörlük okulunda 29 erkeği geride bırakarak birinci olduğunda dahi küçümseyen gözlerin hapsinde kaldı. Ama o, kendisine, çocukluğundan beri bu sporun kızlara uygun olmadığını söyleyen bu sığ zihinleri tanıyordu, aldırmadı. Kadın olduğu için maçları yönetmesine izin verilmediği dönemde hakkını aradı, torpil değil hakkı olanı istediğini anlattı sabırla.

Kadınların deneyimleri, görmezden gelenlere, küçümseyenlere en sakin ve sabırlı halleriyle “İşte böyle güzelim,” diyor. Evde, sokakta, fabrikada, mecliste, genelevde, metropolde, köyde, her yerde kahraman kadınların günü kutlu olsun!

(Fotoğraf: Safiye Ali)

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Kadın Kahramanlar tarafından en son yayınlananlar

Bir kahramanın itirafları

Kahraman kelimesi yiğitlik gösteren anlamına geliyor. Çoğunun kaçınmak isteyeceği bir anda, korkusuzca
YUKARI ÇIK