Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Siz yabancısı mısınız buraların?

Yabancı

Aralık bir yabancılık ayı.

Bitirmekte olduğum senenin ne kadarını üstlenebilirim, demek zamanı. Bu seneki hatıralarımın ne kadarında kendime yabancı bir kadınım, ne kadarında hak veriyorum hareketlerime? Bitirdiğim bu senede icra ettiğim tutarsızlıkların ne kadarı için kendimi affedebilirim? Hangi düğümleri attım bakayım, hangi yaraları açtım, neden çok az uyumaya başladım? Neden içindeki definelere rağmen o gemileri yaktım da bu hala boş duran gemileri bıraktım? Bu köprülerin hangisi benim imtihanım? Kendime yabancılaşmadan, aynada yüzüme müdanasız bakan kadından uzaklaşmadan, dinlediği şarkılara ve dinlemediği ikazlara şaşırmadan bu senenin nasıl bir bakiyesini çıkarırım? Soracağım, çok geç olmadan soracağım zira;

Aralık geriye dönüp bakmanın ayı.

Kimim, kimim, kaç ay daha bu kişi olmaya devam edeceğim? Kimim, ne zamandır bu kişiyim, dönüştüğüm bu kişi olarak bu sene kimleri hayatıma dahil ettim? Hangi yabancının hayatını güzelleştirdim, hangisinin bir sıkıntısını dinledim de bana hiç yabancı olmadığını fark ettim? Yabancılık öyle ya çünkü, aynı dürbünden baktığını anlayınca yabancı kalmıyor kimse bir daha. Sahi, nedir bir anda dosta çeviren öylesine bir kişiyi, kederli anlarda ismi ilk akla gelen bir yakına çeviren tanışın tekini, nedir kardeşim nedir yani? Yüzyıllardır tanısan da birini, yüz sene sonra da sana yabancı kalabilmesinin sırrı nedir? Seni beş dakikadır tanımasına rağmen yüreğinin X-ray’ini avcuna bırakan biri mi daha yabancıdır hala, belki beş belki beş yüz senedir tanımana rağmen bir lafla içini açamadığın bir tanış mı yoksa? Bir tanışı bir sırdaşa dönüştüren nedir? Daha da acısı, bir tanıdığı bir yabancıya çeviren nasıl saçma bir ihtimaldir? Dönem ve dünya yabancılık konusunu sorguya itiyor daima zira;

2017 de yabancılığın zamanıydı.

Bu yıl içerisinde daha önce görülmemiş sayıda kişi, yaklaşık 65 milyon insan evladı yani, evini terk edip bir yabancıya dönüşmek zorunda kaldı. Bunun 22 milyonu hayatta kalabilmek için ülkesinden vazgeçip başka bir ülkeye sığındı. Bu 22 milyonun yarısı 18 yaşından ufaktı. Türkiye, yaklaşık 3 milyon mülteciye kapılarını açtı, böylelikle zenofobi ile imtihanı başladı. Memleket eşrafının cevaplandırması gereken soruların aciliyeti uyandı böylece. Hiçbir ödevin, mesuliyetin, tanışıklığın, gönül borcun olmayan insanlara nasıl davranıyorsun? Onları ne kadar dahil ediyorsun şarkıya, şakaya, şanslı bir hayata ne sıklıkla çağırıyorsun? Ne demek çünkü yabancı olmak? Çemberin dışında durup içine bakmak, ismini bilmediklerinin, ismini bildiklerinden fazla olması, öğrenmen gerekenlerin şu ana dek öğrendiklerini gölgede bırakması? Ne demek tüm bunlar? Ne demek dışarıdan bakmak, dışarısı ne demek, öğrenmek gerek, zira;

Aralık hep dışarının ayı.

“Yeni yıldan hangi cevabı bekliyorsun” sorusunun zamanı. İşte sokaklarda “Sahlep” diye bağıranların, vaktinden erken verilen yılbaşı partilerinden çıkıp dışarıda sohbete oturan ve o kadar da yabancı olmadığını anlayanların, sesi eve kadar gelen sokak çalgıcılarının. Yağan karın altında düşüncelere dalmanın. Şemsiyenin, erken yanan sokak ışıklarının, denizlerde palamut, uskumru ve hamsi avlamanın… Aralık dışarıda durup içeriyi anlamanın, ve sırf bunu yaptığın için bazı şeyleri daha iyi anlamanın zamanı.

Dışarıdakiler çünkü, yani yabancılar, bazen de hem anahtarını elinde tutar ilişkilerle ilgili düğümlerin, hem de çözümünü karakterle ilgili bilmecelerin. Bazen çok ayna olurlar sana, ve hatta asabını bozarlar bu kadar ayna olmalarıyla. Bazen de yabancılar, kırığını tasanı valizini görmedikleri için, neden istihzaya sığındığını, hala yabancı bulduklarına fazla kibar davrandığını ve bu kibarlığın mesafeli bir kendini beğenmişlik sanılmasından rahatsızlığını bilmedikleri için ve o zaman da ayna değil yabancılar düpedüz angarya.

İşte hala o yüzden Aralık, bir yabancılık ayı. Biz de bu ay burada yabancılardan ve yabancılıktan dem vuracağız, tanışlığın ve tanımanın konforunu teste tabi tutacağız. Yabancılar biricik olmadığımızın kanıtı mı, tasviri zor bir yalnızlığın eczası mı, bir söz mü yabancılık, bir ağıt mı, kahır mı, şans mı? Hayatın kaçınılmaz bir tavrı mı? Bu ay burada yazılarını okuyacağınız yazarların çoğu Kasım ayında da yazılarıyla buradaydı. Yani bir ay öncesinden daha az yabancılar artık size, sesleri, isimleri, deneyimleriyle. Artık aynı dürbünden bakmış sayılırsınız…

2017’yi naftalinleyip kaldırmadan siz de masaya döküp bakın yaşadıklarınıza. Kendinizin ne kadar yabancısısınız, tanıdıklarınızın, tanıdıklarınızın kaçını yabancılığa uğurladınız, kaç yabancıyı zaman içinde daha iyi tanıdınız? Geçtiğimiz ay bir teknik aksaklık sebebiyle okur yazısı yayınlayamadık, bu aya kaldı. Yabancılıkla ilgili yazdığınız bir yazıyı 23 Aralık’a kadar dilara@hamamdadelivar.com’a gönderin. Okurlardan gelen bir yazıyı seçip yayınlayacağız.

Yabancılara alışamasanız bile kendinize yabancılaşmayın sevgili okur. Bir de yuvasız kalmış yabancıların, yuvası olan yabancılardan daha fazla insanlığa ihtiyaç duyduğunu unutmayın.

Ay boyunca yeniden görüşmek üzere.

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

2 Comments

  1. Güzel yazılarından biri idi.Tebrikler.Sağlıklı,mutlu bir ömür dilerken;mutluluk gölgen olsun diyorum.
    Saygılar,Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Yabancı tarafından en son yayınlananlar

Gülümse…

Taşların üstünde oturmuş, ayaklarımı vaktiyle kan akmış o kutsal suyun soğuğuna uzatıyordum.
YUKARI ÇIK