Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

1000x1000

Sınır Tanımayan Okyanuslardan Yükselen Cesaret

Kadın Kahramanlar

Kadın Kahramanlar konusunu pusula bellediğimiz bu ay boyunca bize yazan herkese yine minnet ve muhabbetle teşekkürler. Öyle e-postalar geldi ki, kadınlar ne kadar kahraman dedik, kimse bilmese de bazen, çünkü herkes bilsin diye değil, yaşamak bir mücadele olduğu için kadınlar kahraman çoğu sefer de. Bu ayın Okur Yazısı, Zozan Çetin’in vefalı kaleminden, bahsedilmeyen tarihte eriyip gitmesine müsaade etmediği kadın hikayelerinden geçerek bize geliyor. Kadınlar, birbirlerine “asla vazgeçme” diyerek kahraman doğuruyor, kahramanlara kanat veriyor, kanatlarına hava buluyor uçmak için.

Ne tuhaf bir heyecan, düştüğünde omzuna dayananları, asla vazgeçme diyenleri anlatmak. Haydi, sen de yoluna ışık olan kahramanı yaz diyen, güzel kelam döktüğü kadar dinleyen, için gibi olmuş mecralara sırrını vermek, uçurumlardan, cenderelerden, yürümekten, yeni yollar denemekten ve dahası uçmaktan korkmamayı öğretenleri hatırlamak, hatırlatmak ve manayı paylaşmanın güzelliğiyle bahar olmak, doğa olmak, bentleri aşmak…

2010 yılıydı, 89 doğumlu bu kadın, işte o zaman büyüdü, o zaman uyandı ve işte o zaman bildi kendisine hatırlatılmak istenmeyen yaşanmışlıkların olduğunu… Önce bir kitabın sayfasını çevirdim ve daha sonra pek çoğunu. 4 yıl sonra, evet koca bir dört yıl, başkalaştı her şey nazarımda. O an bir ‘şey’ oldu, nasıl tanımlamalıyım bilmiyorum. Velakin dedim ki kendime bu kadar mıyız gerçekten? Yani biz kadınlar, sadece şehzadenin validesi, kralın kraliçesi, padişahın kızı, bilmem hangi siyasetçinin eşi olduğumuzda mı var olmuştuk tarih boyunca? Elbette ki hayır ama yazılmamıştık. Çünkü bizden önce yapılanları bilmemizden, öğrendiklerimizle büyümemizden ve bizim de meşaleyi devralıp isyan etmemizden korkuyorlardı. Nitekim de korktuklarını başlarına getirmedik mi? Getirdik, isyan ettik, iyi ki de yaptık. Zira adımıza bir şeyler söylenecek, yazılacak ve çizilecek ise biz yapabilirdik. Ve illa kurallar istiyorsa bu hayat, kendi kurallarımızı koyabilirdik.

Bir de bir defter tutmaya başladım. Beni ben yapan, gücümün eksilmemesi için kendini hep hatırlatan kadınlarla doldurdum satırları. Ataerkinin delirttiği kadınlardan biri olan Nezihe Muhiddin ile tanıştım. Her ‘ben artık oy kullanmayacağım’ isyanımda, onun delirmek pahasına kadınların oy hakkı için mücadele edişi düştü aklıma. Ne zaman imkansızlıkların, maddiyatın engelleyiciliğini düşünsem Yaşar Nezihe’yi, onun yoksulluğunu, açlık yüzünden iki çocuğunu yitirişini, buna rağmen kalemi ve mücadeleyi bırakmayışını hatırladım. Devam ettim yazmaya ve de hayal kurmaya. Nuriye Ulviye, Emine Semiye ve daha nicesi yer etti kalbimde ve eklendi isimleri arttıkça artan kahraman listeme. Akademinin yolunu kadınlar için açan bu kadınlar, kahramandan öte oldu bana. Sevdim, hayranlık duydum ve sırf onların hatırına daha da tutundum akademiye. Hatta ataerkil zihniyetlerden süzülen ‘engelli bir kadının ne işi var burada’ bakışına inat!

Mücadelenin okyanus olduğunu öğrendikten sonra bir sırra daha erdi ruhum. Büyüklüğümüz kadar sınırsızlığımız, dünyanın tüm köşe bucağını sarmamız da büyüledi beni. Acaba, ‘bir kadın olarak benim ülkem yok’ derken Virginia, bunu mu kastetti? Böyle olmayabilir fakat ben her okuduğumda okyanus olmuş kadın hareketini, dünyanın her noktasında aynı sistem tarafından ezilen ve aynı öfkeyle mücadele eden kadınları hatırladım. Dayanak noktam olan bir diğer kahramanlar da bu kadınlar oldu. Türkiye’de, İran’da, Amerika’da, Hindistan’da vazgeçmeden yürüyen kadınlar… nasıl da bırakmıyorlardı? Oysa ben ne kolay değişmeyeceğine kanaat getiriyordum. Farklı noktaların güzelleştiricisi bu kadınlar, hiç haberdar olmadıkları bir kadını, beni, devam etmeye ikna ettiler. İşte bu yüzden hatırlamalı, hatırladıkça düşmemeyi öğrenmeli…

Evvel zamanlarda bilmiyordum. Tarihin, erkeğin tarihi olduğunu öğrendikten sonra fark ettim ki meğer benim kahramanlarım önce yanı başımdaki kadınlar olmuş. Her yorulduğumda elimden tutmuş, kulağıma beni ayakta tutan tılsımlı sözleri fısıldamışlar. Ardından tarihin orta yerinde capcanlı duran kadınlar girdi hayatıma. Ne çok kahramanım oldu zamanla ve nasıl da yüzyıllar öncesinde yaşasalar da bugüne değip bir kadının cesaretini tazeliyorlar. Zaten işte tam da bu yüzden hep baş ucumuzda olsun kadın kahramanlarımız, hep hatırlatsınlar kendilerini ki biz mecal bulamadığımızda şifa olsun kadınların mücadelesi, kalemi, sözü ve inadına ben varım deyişi…

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Kadın Kahramanlar tarafından en son yayınlananlar

Bir kahramanın itirafları

Kahraman kelimesi yiğitlik gösteren anlamına geliyor. Çoğunun kaçınmak isteyeceği bir anda, korkusuzca

Yaptığım en doğru şey

Yıllardır sevdiğim, her yıl heyecanla beklediğim, mumları umutla ve gerçekleşeceğine inandığım çocuksu
YUKARI ÇIK