Sıfatımı sevdiğim sıfattan seçeceğim.

Mazi

Bir emrivaki çeşidi var ki zannedersin Sultan Süleyman hatanı affediyor da hayatını lütfediyor sana, öyle kibir öyle cefa, öyle muhteşem bir ödül veriyor havasıyla sunulan hatta… Sıfat hediye etmek eğilimi, diyelim. Ne zarifsin, kırılgan, alıngansın, hatta evcimen, hatalı, veya meraklı, sakin, çok duygusal, çok olgusal, gibi gibi irili ufaklı tespit kisvesi altında, öyle tebdili kıyafet öyle alaka kurmak istemek gibi yaparken… sıfat hediye etmek de isim vererek tahakküm kurmak aslında, maskenin altında. Vakıa… istemez. Kendi sıfatını kendi kazarak kazanarak kurup kırıp kırılarak bulabilir herhangi bir kimse. Özellikle bir kadın, özellikle mecburen ona hediye edilen sıfat yığınının altında ezilmezse.

Kararı seçimi önceden belirlensin, aman kadınlar yorulmasın narin elleriyle mesela kendilerine tabletlerden uygulama indirmeye çalışmasın diyen bir firma da mesela, ePad Femme diye bir tablet sürmüş ki piyasaya, klişe namına ne arasan mevcut, ne beklesen orada. Unisex tabletlerden tek farkı bu muazzam icadın kimi uygulamaları evvelden indirilmiş olması; ki bu uygulamaların hepsi de öteberi listeleri, kilo gözlemleme, yemek tarifleri, en iyi parfümler ile ilgili.

Öyle. Kadınsan neyi merak edeceksin, ne ile ilgileneceksin zaten yani, kilona bakacaksın, parfüm arayacak, yemek tarifi okuyacaksın –diyorlar ancak. Öyle işte, kadınsan eğer önceden sana biçilecek sıfatları az çok bilirsin, bilirsin bir ağlamayla duygusal sayılacağını, bir kahkahayla hoppa, bir düşmeyle sakar, bir ağrıyla kırılgan bulunacağını seni hiç tanımayanların nazarında. Hangi önyargıların, bayat sakat stereotiplerin ağırlığıyla bunalacağını tahmin edebilirsin.

Ki, hassasiyet emareleri, nispi duygusallık belirtileri olsa da fark etmez, narin sıfatlar da seçse kendine kimi kadın, bahar meltemlerinde ufak çıtırtılarla kırılacakmış gibi raks etse hayatın koridorlarında, dönme dolaplardan, acılı kebaplardan, korku filmlerinden, köpeklerden korksa DAHİ, kolay ağlasa, çabuk yorulsa, yine de yine bile sıfatını kendi seçmeli, mecburi bir kümeye kümese girmemeli. Yine de antika ahşap dolapların dar çekmecelerinde kendini esir hissetmemeli, oymalı kakmalı sedef mobilyalara benzememeli git gide.

Çünkü zaman çok farklı şekerim, kadınlara özel pembe arabalar, uyduruk tabletler çıkarmaya çalışsa bile seksist bir hipnozun tesirinde firmalar, zaman çok değişti. Zaman müsait şimdi kadınların kendine sıfatlar edinmesine, kendilerine pamuk pembe çiçeklerden şekerlerden değil yıllara direnecek kayadan kağıttan sıfatlar giyinmesine. Müsait.

Kadınlar, onlara tahsis edilmiş renksiz kıymetsiz sıfatlarla ilgilenmiyorlar artık çünkü. Cesur kadınlar, maceraperest olanlar, mesela tüm hayatlarını soyları tükenen hantal elegan gergedanlara adıyorlar. Anna Gerz gibi kadınlar, elleriyle gergedan yavrusu besleyenler, büyüttükleri gergedan yavruları ufak köpekler gibi nereye gitse onları takip edenler…. Kendilerine şık, şevkli sıfatlar buluyorlar artık. Çin’in Ya’an şehrinde bir haberci kadın, üzerinde beyaz geniş gelinliği, başında tacı, gelin başı, duvağı, tam düğününe giderken meydana gelen deprem yüzünden bırakıyor düğünü işini yapmaya gidiyor. Kadınlar şimdi üzerlerinde modası geçmiş bir rutinin elbisesi gelinlikleri, düğünlere değil muhabirlik yapmaya gidiyorlar- gerektiğinde. Şimdi Diane von Furstenberg gibi etkileyici kadınlar bir giyim markası için koleksiyon hazırladıklarında ‘Küçük kızların kendilerini kaşif gibi hissetmelerini istedim.’ diyorlar.

Artık küçük kızlar kendilerini kaşif gibi hissederek büyüyor, soluk donuk prenses mitlerinden azade, hür bir koşturmacanın hafifliğinde, küçük kızlar ileride gezginliğin, köksüz seyahatlerin ve yeniliklerin insanı olabileceklerini bilerek, seyyahlığın ihtimalinden etkilenerek büyüyorlar. Tonlarca cool kadın tanıdığım, tanıdığım düzinelerce şahsiyetli kadın kendine yeni sıfatlar seçiyor, sevdiği sıfatlar, sevdiği sıfatlarla değiştiriyor hayatını onlarca kadın, seçtiği sevdiği sıfatlarla büyüyor.

Ben de ööyle çok severim önemserim diye sıfat bulmayı, bulduğum inandığım sıfatları tutmayı, inatla onlara tutunmayı, gerekirse tutunduğum sıfatlara kanıt diye kavgayı… Kendime, kendime ah zat-ı alime senelerce sürü sürü sıfat edindim geçen yılların ve yaşananların da tesiriyle. Bir esmer adamı severim hala, yedi yıl sonra da ilk günmüş bugün gibi, ilk dokunuşu buymuş gibi hala, sesini sararım üzerime üşüdüğümde, bir esmer adam ki ismini taşırım sesimin ücra yerlerinde, sesimin en umum yörelerinde taşırım ismini, bir esmer adama bakarım gözlerinde ayna, gözlerinde kim olmak istersem onu görürüm ona baktığımda. Adam görmek istediğini bulmaya değil kime benzediğimi anlamaya bakar bana çünkü, öyle sakin baktığında. Bir esmer adama anlatırım seçtiğim sıfatları sırayla. Bir esmer adam ayan beyan anlatmadan anlar sıfatlarımı hatta. Kim olduysam onu sever adam, kaç sıfat tuttuysam kaç kuluçkaya yattıysam kaç sıfatın üzerinde ısrarla. Aşk sıfatlardan geçen bir şey de olur sevgiliadamla.

Yani… Bugün kadınları mecburi sıfatların sepya sararmış dokusuna hapsetmek isteyen çok kişi olsa da, çok gelenek, hep böyle niyetlerle sıfatlar hediye etmeye, kadınları mecburi bir kadere eklemlemeye çalışsalar da birileri övünerek… Simli dantel sıkıcılıkları layık görseler de kadınlara bazı bazı adamlar, kadınlar artık devasa hayvanları kurtarmaya soyunuyor, dağlara çıkıyor, gelinliklerle muhabirlik yapıyor, türlü farklı keşifler, sıfatlar seçiyorlar sonra, diledikleri gibi hayatlar kuruyorlar kendilerine.

Kadınlar sevdikleri sıfatlarla salınıyorlar sokaklarında hayatın, suretlerinde sevdikleri sıfatları taşıyorlar. Sevdikleri adamlar sıfatlarını gördüğünde, onları sıfatlarından, seçtikleri yollardan seviyorlar, olageldikleri insandan. Kadınlar kendilerini emanet kitaplarda, keyfi eski kurallarda değil, kendi tuttukları aynalarda görüyorlar artık bu zamanda. Oluyor bu. Çok yakışıyor kadınlara bu durum hatta.

Hayat insanın kendine yakışan sıfatı giymesi değilse nedir sonuçta?

New York

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*