Seyir Defterinde bir Sayfa

Mazi

Yazı seyir halinde, bak. Yazının başı bin tür dert içinde, belli. Belli, sabah erken kalkması gerek yazının, yazının gece geç yatması gerek, harala gürele hayat gailesinde yer edinmesi için eskisinden on kat fazla emek, on kat fazla kaçması gerek dinlenmekten. Yazı, yol içinde hala, halatsız çapasız yolculuk halinde, edepsiz bir yolcu statüsünde yazı. Çünkü hak ettiği promenatı, merak ettiği hicreti bulmak derdinde hep. Yazı sürekli değişen bir tereddütte, hep daha gürültülü bir terennümde, yazı hep… seyir halinde.

Her halükarda bırak, seyir halinde mevsim. Kış soğuk halinde şimdi, kar yağışına geçit halinde. Akşamüstü 3’te karanlık halinde, gündüzler az, geceler doksanlarda çekilmiş Dustin Hoffman ve Minnie Driver halinde. Mevsim yine de Pazar sabahları poyraz, Çarşamba akşamüstleri güneş, ağaçlardan daha da düşmeyen yaprak halinde… Seyir.

Bak, deniz seyir halinde. Senede 12 insan köpek balığı saldırısından ölüyor diyorum sana, diyorum ki halbuki saatte daha 11,000 küsur köpek balığı öldürüyor insanlar. Küsuru, diyorsun sen, ne kadar? Küsuru sadece sen sorarsın zaten, her küsurat soruşunda aşık olurum sana ben yeniden bu yüzden. Çünkü Gülten Akın demişti bunu “ah kimsenin vakti yok / durup ince şeyleri anlamaya” küsurata da hali yok kimsenin. Sevgiliadam dışında. Çünkü sohbet de daima seyir halinde, daima hareket. Durup bir şeyleri dinleyecek çok insan kalmadı dünyada.

Gel, hayat seyir halinde hep, hala sihir halinde. Hala mukadderat, hala sayısal bir bilmece şeklinde hayat, hala yüzünde çözdüğüm bir gizem halinde. Hayat hala seyir halinde, rüzgarı en güzel alan yerinde gemin ömrün, bütün ömürlerimin en keşfe değer dalgaları hep senin denizlerinde. Bende bir inat var dillere destan bir sebat ve bin yolcu var içimde her biri mürekkep halinde, sendeki bin yolcuya divane hepsi, hepsi seyir halinde sendeki seyirlere.

Aşk sevgili, sana seyir halinde biteviye.

İstanbul

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*