Saygı duyduğum tekneler veya Kimlik

Mazi

Kimlik bir kerelik bir egemenlik değil. Kimlik mütemadi bir yenilik.

Bana bir tekne ver, der bir adam Jose Saramago’nun ‘Bilinmeyen Adanın Hikayesi’nde, saygı duyabileceğim ve bana saygı duyacak bir tekne ver. Sen, der, marinadaki geçkin cevaben, denizci gibi konuşuyorsun halbuki henüz denizci değilsin. Denizci gibi konuştuğuma göre demek ki denizciyim, der adam da. Hazırcevap kerata. Ben de saygı duyacağım tekneler arıyorum, denizci olmanın yollarını arıyorum, bir denizci gibi konuşmanın. Kimlik kim gibi konuştuğu da çünkü insanın.

Sezen Aksu Radikal’deki bir röportajında ‘İnsan umudundan pişman olmaz’ dedi. Nelerden pişman olmamayı seçersen onlar senin kimliğin. Sana ne kardeşim beni büyütenden, beni ehil, beni terbiyeli, beni daha karakter edenden – dediklerin. Ben de her affettiğim insanda, her hazmettiğim sızıda kendime yeni bir kimlik edindim. Sahip çıktığım her umutla ismimde yeni bir kadın inşa ettim. Kindardım, affettim. Küserdim, vaz geçtim. Dünya’ya dört bir yandan fırtına haberi yağıyordu. Yine de iyi günlerden bahseden bir dili kabullendim. Büyümek kimliğinde hangi yangını büyüteceğini de bilmek demek. Yangınlar da kimlikler gibi daima büyüyecek.

Evinin sokağında arabanın birinde bir hayvanın oğlu -ama fakat insan kılığında- yanında durup sana “binsene arabaya” diyor. Kimliğinde ufak tefek bir genç kadın yazmasın istiyorsun o an. Örümcek Kadın olsam diyorsun, Yarasa Kadın, baktım mı kaçsalar, karınca olsalar. Noluyor be diye bağırıyorsun ama, o kadar. Kimliğinde sinirli bir kadın yazıveriyor. Sisteminden, yüzsüzlüğünden, cinsiyetçiliğinden bıkmışsın memleketin milletin. Bedbin bir kadın olup çıkmışsın bugün. Al sana kimlik.

Soru sorunca şaşkın olduğunu, kostümünün uygunsuz durduğunu, öğretinin iyimser kaldığını söyleyen ve erkek oldukları için dünyanın işleyişini senden iyi bildiğini zanneden arkadaşların karşısında… kimlik diye duvar giyiyorsun. Bence duvar olmanı değil deniz olmanı sağlayan dostların olmalı senin – ve valla ne yalan söyleyeyim hepimizin. Tezahürat da yapsalar tenkite de davransalar savaşçı bir karakterin olduğuna inanan insanların olmalı etrafında. Kavgacılık da çünkü sembolik bir künyedir. Dünyanın kaç bucak olduğunu anlatırım hissidir. Al yine kimlik.

Kimlik bir tek sıfat değil ki, kimlik kalabalık bir gerçeklik. Aynı anda bir milyon kadın dolaşıyor karakter dünyanda. Bir okyanus iki kıta uzakta yaşayan kardeşkadının sesi içindeki bütün yumurtaları kırıyor mesela. Al içli birisin. Sevgiliadama baktığında yüreğin bedeninden taşacak gibi büyüyor. Al amma aşık bir haldesin. Aptallık tamam ama küstahlığa tahammül edemiyorsun. Al sert birisin, inatçısın, tek çizgisin. Çok gülüyorsun, çok izliyorsun, oysa çoktan vazgeçtin her şeyi öğrenmekten. Al bak: yetişkin. Bilmem nereye yetiştin?

Bana bir tekne ver, diyorum içimdeki geçkine. Bu yazıları o tekneleri bulmak için işledik. E herhalde denizleri arşınlamak için bu kadar biriktik.

Zira dedim ya kimlik, daimi bir yenilik.

İstanbul

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*