Sana hep yine başlamak seninle

Mazi

Aşk, gözüne baktığında birinin onun nerede başladığını görenlere nasip oluyordu. Gece herkesten daha zekiydi, belki o yüzden çabuk kararıyordu. En güzel şarkılar hala meyhanelerde söyleniyordu, şehrin öte kıyısında ışıklar yanıp sönüyordu. Edepli bütün ışıkları şehrin yazdıklarımı ihya ediyordu. Açık balkon kapısından bir sinek giriyor, evin ışıkları kitap okumaya bir türlü yetmiyordu. Bir martı balkona çok yakın bir mevzie pike yapıyordu. Martının da bir sevdiği vardı muhakkak, bu uçuşa nerede başladığını biliyordu.

Sen de benim nerede başladığımı daima biliyorsun, hiçbir müsabakayı kaybetmeyeyim nolur diye kendimle ne pazarlıklar yaptığımı, yazmaya nasıl başladığımı, benim yazmazsam nasıl ufaldığımı, benim bütün yollarımı biliyorsun sen beni bilince kalemlerim parlıyorlar. Gözlerim parlıyorlar durup dururken, dururken viski içen bir ama yani çok ufak bir balina gibi, kim kendini balinaya benzetir ki, kendini bir periye meleğe benzetmek varken, sen benim bütün balinalara yunuslara ne zaman benzemeye başladığımı, nerede kaleme uzandığımı, sen benim nerede başladığımı hep biliyorsun.

Kütüphanem her zamankinden biraz daha dağınık duruyordu, memlekette kimse ötekini dinlemek istemiyordu. Ben Joan Didion okuyor pek tabii yeşil çay içiyordum, Game of Thrones’un bütün bölümlerini izlemiş yetişmiştim sana, seninle dördüncü sezona başlamayı düşünüyorduk. Çoktan belliydi bu, benim hangi dizide hangi feminist kahramanı alkışlayacağım, iki spoiler vermen için yalvaracağım, seni seninle dizi izlemeyi severken de sevdiğimi seni bütün denizlerini izlerken dünyanın, seni ilk sevmeye başladığımda daha seni bir milyon ömrün tamamında seveceğimi… Biliyordum.

Çünkü sen benim nerede başladığımı daima biliyorsun, sen benim şimdiye kaç köpek beslediğimi, kaç kehanet desteklediğimi, veya işte saçımı ne zamanlar kestirdiğimi ve kulağımdaki 4 deliği nasıl deldirdiğimi. Üniversitede psikolojiye, politik bir sanat teorisine meyle, ve feminist psikanalitik bir tavrı benimsemeye ne zaman ve niye başladığımı, sen benim ne zaman ilk makarnamı, pilavımı yaptığımı ve neden öteki yemekleri yapmaya illa başlamadığımı biliyorsun. Bütün trenlerimin vapurlarımın faytonlarımın yola çıkış saatlerini, ilk sen anlıyorsun.

İkbalsiz bir ülkede yaşıyorduk, herkes ötekini azarlamak ve kendine benzetmek istiyordu. Çok yakında bir savaş sürüyordu, savaştan kaçan ve dilimizi konuşamayan insanlar bütün bir sonbaharı ve kışı sırtlarında taşıyarak kaçıyordu. Kimse içinde bir şiir taşıyor gibi davranmıyordu, kimse ellerinde portakal cinleri yaşıyor gibi – hiç. Belki bu yüzden kimi vakit kalabalıklardan sıkılıyorduk. Sen benim nasıl kalabalıklardan sıkılmaya başladığımı biliyordun, sen benim şiirden nesre ne zaman geçtiğimi, hangi filmin hikayesini kafamda çevirdiğimi daima, benim filmleri yazmaya nereden başlamak istediğimi biliyordun. Şili’nin sahil kenti Valparaiso’da korkunç bir yangın sürüyordu, 500’ün üzerinde ev yok olmuştu, 18 helikopter ve uçak yangını durdurmaya çalışıyordu. Sen benim yangın metaforlarında başlayıp nerelere gittiğimi biliyordun, sen benim bütün metaforlarımın doğumuna hep yetişiyordun. Sen benim bütün başlangıçlara nasıl muamele ettiğimi hep biliyordun. Çünkü bence insanlar birbirine aşık oluyor ve başlangıçları sakladıkları yerleri buluyordu. Çünkü bence aşık olunca insanlar başlangıçları daha iyi görüyordu.

Çünkü sevgiliadam sen benim biraz da cümle hayata başlangıcımsın, sen bana şans, taksirat, kucak ve kader! Sen sevgiliadam bana Misk ile Amber, arzu ile kamber! Çünkü daha başıydı her şeyin ve çok belli aynı patikaya bakınıyorduk, kollarımızda mülteci şiirler duruyordu, bir film en çocuk yerimize dokunuyordu, senin gözlerinde beş bin yüz güneş ışıyordu, sesimde benim iyot kokulu kahvaltılar duruyordu, sevgilim sen beni bulduğunda içimde iki milyon balina sendeki denizi arıyordu.

Hala bu çok kelimeli keşmekeşte gözlerinde bin tane güneşte bütün hayatlarım yeniden başlıyor. Bütün bir ömürlerim sesinde büyüyor benim. Her vuslatında senin kahküllü bir yangın başlıyor bende, bende yeni bir yazı başlıyor, dokunuşunda senin ve kaideli sesinle yeniden şiirler başlıyor kalemimde, seninle bir milyon hayat yeniden başlıyor bende, beni hala, beni yine, beni tüm başlangıçlar kadar yeni ve temelli, beni sevişinde.

Her şey yeniden başlıyor sende.

İstanbul

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*