Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Battaniyeni yolladın mı Van’a?

Mazi

Adam karşısında oturan ilgisiz kadına yalvaran bir sesle yaptı itirafını: ‘Boğazımdaki kılçık ağır bir taşa dönüşüyor artık.’ Her deprem ağırlık merkezini değiştiriyor herkesin. Van’da binalar yıkılıyor, ne çok insan evsiz ve kimsesiz, şimdi akşamın karanlığında daha çaresiz, adaletsiz bir dünyada senin üzerine düşen nedir? ‘Van’da 7.2 şiddetinde deprem’ haberinin varlığındaki yankısı nedir? Senin boğazındaki kılçık…

Devamını oku

İstanbul: bir hasret nesnesi

Mazi

Alelacele yetişmeye çalıştığın vapuru kaçırmak sana sandığından çok tesir ediyor. Uzun bir zaman sonra yeniden vapurda dışarıda oturup İstanbul’u seyretmek, soğuk içine işleyerek, şehrin tılsımıyla hislenerek, etrafını beklentisiz bir merakla dinleyerek, rüzgârı teninde hissederek, bütün bunlar sandığından çok tesir ediyor sana. Sokakların bitmeyen, eksilmeyen kalabalıkları, çoktandır dışlanmış köpek çeteleri, birbirini fark etmeden yürüyen şehir insanları,…

Devamını oku

Ama Hüseyin de pantolon giyiyor öğretmenim!

Mazi

Kadınlar neden pantolon giyemezler Hüseyin? Kadınlar pantolon giydiklerinde en çok kimleri rahatsız ederler? Kadınlar pantolon yerine etek giydiklerinde en çok kim sevinir Hüseyin, onlar bu işe neden böyle sevinirler? Kadınlar başlarını neden örtemezler Hüseyin, örtmek için kimlerden izin istemeliler? Sahi Hüseyin, kadınlar neden sürekli izin istemek zorundalar? Hatırlıyor musun, bir zamanlar kadınlar çalışmak için kocalarından…

Devamını oku

Güzelim, bu kederli ketumluk âdetin senin.

Mazi

O fotoğrafın üzerinde sigaranı söndürme hakkın saklıdır güzelim. Kederli bakışlarla hatırladığın geçmişten bahsetmiyorsun, olsun. Adına yaşam denen bu tımarhanede yalnız kalmışsın. Haksızlık bu, hem bana çok dokunuyor, biliyor musun? Eğimsiz bir yokuş gibisin şimdi artık sen, hangi anlamı ismine iliştirsen… Bir bakışınla dilediğin herkesi lanetleyebilirim ben. Bana verdiğin yarım asırlık, siyah beyaz fotoğrafta bir mikrofonun…

Devamını oku

Yağmur yağıyordu bu yazının vakti şimdiydi.

Mazi

Şarkının sesini çok açmadım çünkü yağmuru, sahi yağmuru duymazsan ne yaparım? Duy diye ben de bu yastıkta şimdi başımı yaslamış gülümserken, sonra neden gülümsediğimi birileri sorsa söylemeyeceğimi senden iyi kim bilir? Elimde çok yazıp az söylemenin ağırlığıyla küçük bir tepe tutarken, parmaklarımdan birinde, ismimi biliyorsun. İsmimi biliyorsun bak hem hatırladın mı seninle duruyorduk ve çok…

Devamını oku

Ejderhalar, bir kısım insanlar ve enkazlar

Mazi

Bir kısım insan kendini çok seviyor, en çok kendini seviyor, kibirli ve küstah olanlarımız, bir kısım. Bir kısım insan yaptırımları ve keyfi uygulamalarıyla, bazen şımarık devletler gibi, bazen küçük çocuklar, kendi duraklarında mola veriyor, kendi zamanlarında yaşıyor, kendi doğrularını uyguluyorlar, bir kısmımız. Bir kısmımız adil değil, veya hakikatli, içlerinde yorgun ejderhalar biriktiriyorlar. İçinde yorgun ejderha…

Devamını oku

1 54 55 56 57 58 60
YUKARI ÇIK