Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Muhteşem Yüzyıl ve Yazıyla Tanışamayanlar

Mazi

Dünya genelinde kadınların %21’i okuma yazma bilmiyor. (Yazıyla) YİRMİBİR çok büyük bir yüzde, yazınca YİRMİBİR diye, sayı son zamanlarda alkolü fazla kaçırmış bir hayalet gibi genişliyor cümlenin orta yerinde. YİRMİBİR içli bir dertten mustarip memur gibi çöküyor yazının üzerine. Türkiye’de erkek nüfusun yüzde 2,2’si okuma yazma bilmiyor. Kadın olup da okur yazar olmayanlar oysa %9,9…

Devamını oku

Maçolar, melodram veya Bay-pas gibi kadınlar

Mazi

İspanyol Meyhanesi İspanyol Meyhanesi diye bir şarkı vardı, çok severdim küçükken, daha ergen ayçiçeği, alıngan, şımarık, bilmişken. (Yani yazar demek istiyor ki büyüdüm, nispeten yetişkin, artık kabak çiçeği, daha kayıp daha karışığım. Değilim alıngan, şımarık, bilmiş. Öyle allame-i kül, öyle ben nasıl diyorsam öyledir. Değilim. Rica ederim ısrarcılığıma değinme. Çok rica ederim.) Adamakıllı sarhoşluktan bahsederdi…

Devamını oku

Skyfall: Bond’un yarası, kadının arabası, düşmanın zekası

Mazi

Açılışlar, başlangıçlar, tanıdıklar Tanıdık biriyle geniş aralıklarla yine görüşmek gibi bir şey James Bond filmleri izlemek. Değişmiş olacak elbette, gülümsemesinde bilmediğin bir ağırlık, sesinde bir çatlak olacak, ve belki farklı esprilere gülüyor olacak, hatta şimdi iyi sohbete giden yolları unutmuş gibi köprülerini bulamayacak seni yeniden gördüğünde. Belki yaşlanmış, belki yaralanmış, yorulmuş olacak. Ama sen onun…

Devamını oku

Sağanak bir sırdır dilinde sevgilinin

Mazi

Ne yağdı yağmur. Kovalardan, kepçelerden, devasa bardaklardan boşaldı. Uzun araba yolculukları yapmam gereken bir vakitte, sonbaharla kış arası o mevsimde, açlık grevlerinin bitmesi ihtimaline, bir mutabakata, tamam’a, belki’ye, yani barışa, çözüme, umuda göz kırpan bir günde, yeniyetme ıslıkları çalan rüzgarların eşliğinde, yağdır Mevla’m, oturur izlerim en sevdiğim dostlarımdan birinin yeni taşındığı evde, elmalı yeşil çay…

Devamını oku

Ben mütevasız mıyım geri zekalı?

Mazi

Seviyesiz bir düelloya hoş geldin. Düzenbaz palyaçolarca tanzim edilen bu yarışmaya. Şurada durursan, en pembe dar ağacının azıcık yanında, mutfağın ilerisinde, spot ışıklarının hemen altında. İzleneceksin, münasip, düz, tehlikesiz misin kafi ölçüde, inceleneceksin. Kıyafetin, sessiz utangaç kahkahan, zarafetin, el çabukluğun, marifetin (artı, artı, artı), sokağa kaç kere çıktın, ne giydin, kiminle konuştun, evine kaçta girdin…

Devamını oku

Şehir yine benim. Gidebilirim.

Mazi

Gecenin en soğuk yerinde, en ayaz, en hicaz makamında, en ‘gülüşünü seviyorum’ noktasında, en mont, atkı, eldiven, oturalım kaldırımda daha kolay olacak, daha az hüzünleneceğiz ayarında bir zamanında gecenin, şehir yine benim. Yine bütün sevdiklerim, yine mucizevi kavrayışlarla el yordamı kırıklarımı bulup dokunan, yine hiçbir yabancılığı kalmamış bir şehirde hayat memat meseleleri, ‘tespitlerini özledim, yazılarını,…

Devamını oku

1 47 48 49 50 51 63
YUKARI ÇIK