Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Nasıl güzel bahanedir şimdi…

Bahane

Bahane, aslını itiraf etmeye razı ve hazır olmadığındır.

Aslında bilirsin. Neden hep valiz yaptığın bir hayatı seçtiğini. 7 sayısına neden inanmak istediğini. Ayağında kırılan kemiğe rağmen her gün yine de topuklu ayakkabı giydiğini. Bilezikleri takmaktan neden vazgeçtiğini. Şiir yazmaktan. New York’tan. Üniversitede kalmaktan, sadece ve yalnız yazmaktan… Kibar olmaktan, yaşının insanı gibi davranmaktan, yüreğini burkup çelme takanların ağırlığını, içinde bir yanardağ tutuşturanların lavını taşımaktan neden vazgeçtiğini… Neden geceleri yazdıklarını gündüz yazdıklarından daha çok beğendiğini bilirsin. Bilirsin de işte, ismiyle hitap etmezsin hiçbirine.

Bahane, hep başka isimlerle açıklanandır. Mirastır, mecburdur, şanstır. Kaderdir, kuraldır, lazımdır. Şimdi sırası değildir, sırası illa ki gelecektir, sırası gelince sen de tabii o adımı atacaksındır, o uçurumdan atlayacak, o kanatları takacaksındır… da işte. Hava biraz daha ısınsın, ortalık biraz daha yatışsın. Evvela biraz yağmur yağsın. Leonard Cohen çalsın biraz daha. Şu yazıyı da yazayım, şu yolları koşayım, şu şakayı yapayım. Şu şarkı da bitsin, zihnimdeki zelzele dinsin, nefesimi tutayım, nefesimi alayım, nefesimi bulayım. Azıcık şurada nefesleneyim, arayacağım, anlatacağım, bütün itirafları yapacak, bütün kapıları açacak, yemin ederim bütün yolculuklara çıkacağım. Önce şey, önce şu, önce vallahi önce yapmam gereken şeyleri yapayım.

Bahane, vakti gelmiş olanı ertelemek için ihtiyacın olandır.

Bu yüzden bahane, seni çocuk bırakandır. Büyümeye, tastamam bir yetişkin gibi hayatı göğüslemeye engel olandır. Yüzleşmeden aynaya bakmaktır. Zaten yolda olduğunu, cevabını merak ettiğin soruyu çoktan sorduğunu, nefesini bu yüzden tuttuğunu görememektir. Saatin çoktan gece 2 buçuk olduğunu, bu şarkının otuz seferdir aralıksız çaldığını, fark etmemiş gibi devam etmektir. Aslında otuz yaşında olduğunu, bazen haddinden fazla yorulduğunu, kırdığın bütün dalları içinde bir ateşe attığını, içini o yangınla ısıttığını kabul etmemektir.

Bahane, gerçeği kovalamak için kullandığındır. Gerçeğin daha yakışıklı bir halidir. Caziptir çünkü hafiftir. Üstelik inanması hiç zor değildir, inanması çok kolaydır. Çünkü inanmak için ihtiyacın olan tek şey inanmak isteyen biri olmaktır. Ve en nihayetinde bahane, daha alımlı bir haliyse de gerçeğin, hala da haklıdır. Yalan değildir yani, mesela gitmen gereken bir durak vardır dersin ki “ama çok yorgunum” yorgunsundur sahiden, sahiden eklemlerin ağrır, adımların yavaştır. Gitmezsin. Yorgunsundur da ama yorulduğundan değil işte. Gitmezsin. Bahane, gitmemeye yarayandır. Gerçek, bahanenin altında yaşlanandır.

Biz bahanelerden, aslını bilmemize rağmen başka isimler verdiklerimizden, itiraf etmeye razı ve hazır olmadığımız gerçeklerden, gitmediklerimizden bahsedeceğiz bu ay Hamamda Deli Var’da. Bahaneyi duyup gerçeği görenlerden, bir bahaneye benzeyenlerden, hiçbir bahaneyle açıklanamayan hakikatlerden geçeceğiz.

Siz de isimlerden, sebeplerden, seçimlerden bahsetmek isterseniz Okur Yazılarınızı 20 Haziran’a kadar dilara@hamamdadelivar.com’a bekleriz.

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Bahane tarafından en son yayınlananlar

Sahici

Daha önce de yazılarına burada rastladığınız Sinem Yılmaz, yine en can alıcı
1000x1000

Bahane bir ses.

Yazı gönderen herkese milyonlarca teşekkür, gani gani minnet. Yazmamanın bahanesi yok, anladık,

Beş üzerinden üç yıldız

Bir süredir insanların anlattığı hikayeleri dinlerken, dinlemiş gibi yaptığımı fark ediyordum. Sosyal

İç Saha

Geçtiğimiz ay Hamamda Deli Var’a ‘Dursun’un Fiyaskosu’nu yazan Alican Arıcan’ın mizahını ve

Bahane uydurma

‘Bana bahane uydurma’ diyorum küçük çocuğuma. Yalanlarına, yanlışlarına, her türlü ayıplarına sonsuz
YUKARI ÇIK