Kül kokan nefesler ve Pipilotti Rist

Mazi

Bu korse nefes almanı zorlaştırıyor. Sen de dayanamıyor çıkarıyorsun.

Pipilotti Rist sergisi sana bunu gösteriyor: korsesiz gezebileceğini, korsesiz gezmeyi korseyle gezmekten çok daha fazla seveceğini. Toplumun ve kuralların kadın bedenine giydirdiği korseyi çıkarıyor bu sergi. Yadırgıyorsun bunu ilk başta, hem dımdızlak ortada kalıyorsun. Ama inkar edemezsin, uzun zamandır ilk kez böyle rahat nefes alıyorsun.

Pipilotti Rist de o insanlar gibi, ördüğünü fark etmediğin duvarları itip seni bir sohbetle çıplak bırakan… Bekletmeden konuşan, saldırmadan sorgulayan, korkutmadan şaşırtan, o taze nefes gibi, o korsesiz sınırsız ses gibi gelen insanlarla sohbet etmek gibi bir şey Rist’in eserlerini izlemek.

Kendini bir anda yeni bir evrende buluyorsun Rist’in sergisini gezerken. Bu yeni evrende, bir alacakaranlık vaktinde maket evdeki aile, üzerinde ateş olan tabaklarda sakince yemeklerini yiyorlar. Mantıklı bir şey düşünüyorsun sen de, elbette: ‘Ben buraya nasıl geldim?’ Maket evin içindeki aile gittikçe tuhaf bir rüyaya benzeyen ritüeli sürdürüyor, sen de karanlık galerinin içinde, zihninde bu soruyla cebelleşiyorsun. Fark ediyorsun, bir süredir sen de üzerinde ufak yangınlar çıkan tabaklarda sakince yemek yiyorsun. Fark ediyorsun, bir süredir hepimiz yapıyoruz bunu. Kendi yangınlarımızı yiyoruz sakince. Belki nefeslerimiz bu yüzden kül kokuyor.

Yine de, doğal bir ihtiyaç ve merakla sana bu soruyu soracak kişileri arıyorsun: Burada ne arıyorsun? veya Sen buraya nasıl geldin? Hangi yangınları yedin bugün olduğun kişi olabilmek için? Hangi yangınlardan geçtin veya daha beteri hangi yangınları görmezden geldin? İçine doğduğun ülkede kaç savaş geçirdin, hangilerini küçümsedin, hangi adaletsizlikleri benimsedin ve bulmalısın sana o soruyu soracak birilerini: Sen buraya nasıl geldin? Buradan bir yere gideceksen veya daha hiçbir yere gitmeden önce bunu bulmalısın: Sen buraya nasıl geldin? Rist’in sergisinde kaçamadığın o yeşil spot ışık gibi seni takip edecek bu soru artık her gittiğin yerde. O ışık gibi seni kucaklayacak sonra yanındaki boşluğa kayıp orayı dolduracak.

Karanlık bir odada turuncu yastıkların üzerine yatmış, sırtını bütün duvarı kaplayan aynaya dönmüşsün tanımadığın kimselerle. Üç düzlemde birleşen ve ayrılan görüntüleri izliyorsun, tırtılları, çiçekleri, çilekleri, gözbebeklerini, ve elleri. Birleşen ve ayrılan her şey değişiyor, bildiğin başka nesnelere benziyorlar bir şekilde. Herkes korsesini çıkarıyor ve alışık olmadığı kadar derin bir nefes veriyor. Arkamızdaki aynaya bakanlar kalabalık bir korse enkazı görebilir artık dikkatli bakarlarsa. Rist sergisinden sonra daha iyi anlıyorsun, insanlar birbirlerini korse izlerinden tanıyıp sevebilirler.

Sergiden çıkarken kulağına bir kadın sesi geliyor. Etrafına bakıyorsun, kimseyi göremiyorsun. Sesi takip ettiğinde galerinin halısındaki yarığı fark ediyorsun. Yerdeki yarığa eğilip baktığında o kadını görüyorsun videoda, kollarını aşağıdan sana uzatıyor, alevlerin içinden yukarıya doğru uzanıyor ve sürekli tekrarlıyor ‘Nolur yardım et bana.’ Bir süre yerdeki yarığı izliyorsun, ateşin içinde yardım isteyen kadını ve sonra kalkıp gidiyorsun. Başkaları da var etrafta, onlar da yarıktan, ateşin içinden seslenen kadını izlemek istiyorlar. Kalkıp gidiyorsun, artık bir korsen yok belki ama nefesin hala kül kokuyor. Bununla da baş etmek zorundasın.

Galeriden çıkarken o insanları düşünüyorsun, seni Pipilotti Rist sergisi gibi hissettirenleri… Sana ‘Buraya nasıl geldin?’ diye soran kişileri düşünüyorsun. Yediğin, içinden geçtiğin, görmezden geldiğin yangınları düşünüyorsun. Kaç kez yarıklarda yardım isteyen insanlara rastlayıp yoluna devam etmek zorunda kaldığını düşünürken kül kokan bir nefes veriyorsun korsesiz bedeninden. Savaşları düşünüyorsun, hakları gasp edilmiş halkları, depremleri ve sadece kendi fikirlerini doğru bulan yarım akıllıları…

Rist’in yarı saydam duvarlarının arasından geçiyorsun.

Yeniden yıktığın duvarlar arasında buluyorsun kendini.

New York

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*