Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Kategori Arşivi

Şifa

Başkasının yaralarını sararak iyileşmek

Şifa

O gün günlerden, yeni bir tecrübe edinme zamanının bittiği ve geçmişte yaşanıp hazmedilemeyenlerin geviş getirildiği Aralık akşamı dost sohbeti… Soğuğun samimiyetle ve dize örtülen battaniyenin görmüş geçirmişlikle arasındaki yakın ilişkide, her zamanki gibi birincilik bir demlik çayın, hazmedilemeyen olaylar sohbetine eşlik etmesinde. Olabileceğimiz onca ihtimal arasından olduklarımızı, içine doğduklarımızı, dışarıdan alınan darbelerle yontulup bugünkü şeklimizi…

Devamını oku

‘Evet geçti, iyileştim’ diyorum.

Şifa

Henüz ilkokula başlamamışım, demek ki beş, bilemedin altı yaşındayım. Annem ve babam evde yok ve benden yedi yaş büyük ağabeyim ile bir başımızayız. Muhtemelen ilgi çekme isteği ve huysuzlanma haliyle ‘çok hastayım ben!’ diye tutturuyorum. Ağabeyim tüm ciddiyetiyle bir dolabı açıyor, bir şeyler karıştırıyor bir takım kavanozlar arasından çıkarıp bana yutmam için bir hap veriyor.…

Devamını oku

“Ne ördeği be kadın, leylek bunlar”

Şifa

Karaköy Kadıköy seferiydi. Andrey Kurkov’un “A matter of death and life”ini okuyordum ki aklıma Korkusuz Korkak’taki Kemal Sunal’ın oynadığı Mülayim karakteri geldi. Orada da ana karakter, kendini öldürmesi için kiralık katil tutuyordu. Mülayim’e doktoru altı aylık ömrü kaldığını söylemişti, Kurkov’un Tolyası’nın ise bir sağlık sorunu yoktu. Mülayim filmin sonuna kadar kendi ölüm kararına sadık kalırken,…

Devamını oku

Beni iki farklı renkle mi cezalandırmak istiyordu?!..

Şifa

Oyyyy oyyyyy oyyyy oyyyyyyy… Kızım Tuğçe sen akşam akşam glüteni gömüp, üstüne seviyeyi diplere indirerek Ikea kurabiyeleri yiyecek kız mısın yaaaa???? (Mesela şimdi ne olur bunların üzerine bir de kefir içsem?) Yani senenin son günlerinde bunu ben bile kendimden beklemezdim ki yanında yuvarladığım biraları yazmıyorum… Dana etli, acukalı ve yumurtalı – ekşi maya bazlama ekmeğine…

Devamını oku

Şifa, kırığın içine sızanlarda

Şifa

Yeni yıl ümidin bir liste değil, tek bir kelime. O kadar az vaktin var ki şimdi listeler yapmaya, yeni yılı oturtup karşına ona mektuplar yazmaya; o kadar çok parkurda aynı anda koşuyorsun, o kadar çok şehrin valizini dikmek ve şarkısını dinlemek için didiniyorsun ki uyumuyorsun. Kucağında laptop, gecenin kör karanlığına doğru bir yerlerde ilerlerken, ekranın…

Devamını oku

YUKARI ÇIK