Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Kat 3, Daire 5, Tayfun

Cüret

Bazı cezalar, bazı kuralları ezip geçmek için davranacaklara engel olmaz. Benim hayatımın büyük bir parçası da bu cezalara kafa tutmak olmuştu. Kuralları ve cezaları uygulayanlara göre ilk suçumu 17 yaşıma bastığım gün işledim.
Birlik Apartmanı, kat 3, daire 6.

Enise Teyze’nin asabi eşi Kemal Amca yine ters hareketlerle meşguldü. Bu meşguliyeti evden gelen çığlık ve ağlama seslerinden anladım. Annemler dışarıdaydı. Muhtemelen bana hediye almakla meşgullerdi. Daha önce girdiğim tüm kavgalar ya mahalle maçı ya da kız meselesi üzerineydi. Birlik Apartmanı sakinleri hakikaten çok sakindi. Artık bu seslere alışmışlardı. Enise Teyze’nin çektikleriyle kimsenin ilgilenmediği de ortadaydı.
Alışmaktan nefret ederim.
O zaman da nefret ederdim.

Kapıyı çaldım, açan yok. Bir daha çaldım. Kapıyı Kemal Amca açtı; “Ne var!” dedi o aksi, çirkin bakışıyla. Kemal amcaya kafa attım, yere düştü. İçeri girdim. Enise Teyze’yi salonun bir köşesine sinmiş bir şekilde buldum. Etraf dağınıktı. Kemal Amca’nın üstü başı kan olmuştu ve bana küfrediyordu. Enise Teyze’yi kolundan tutup ayağa kaldırdım. O sırada üzerime doğru gelen Kemal Amca’yı gördüm. Bu defa yumruk attım ve tekrar yere düştü. Canı çok yanmış olacak ki, ettiği küfürler daha da ağırlaştı.

Bu hareketi birinden beklemiş olan Birlik Apartmanı sakinlerinden bazıları o esnada evin kapısında belirdi. 4. kattan Zafer Abi; “Ulan Tayfun ellerine sağlık be!” dedi. 5. kattan Ümit Amca bana; “Milletin evini basmaya utanmıyor musun çocuk!” diye çıkıştı. Ümit Amca’ya göre herkes evinde dilediğince dayak yiyebilirdi.

“Çekil kenara Zafer Abi” dedim ve Enise Teyze’yi bizim eve götürdüm. Ümit Amca’ya hiçbir şey söylemedim. Söylesem de değmeyeceğini anlamıştım. Biraz aklı çalışan vicdanlı bir insan için “değmemesi” ağır olsa gerekti. Ümit Amca anlamış mıdır diye de hiç düşünmedim.

Annemlerle evin girişinde rastlaştık. Poşetleri içeri koydular. Enise Teyze’ye yardım ettiler. Sonra da karşı kapıda Zafer Abi’nin yanında dikilmeye çalışan Kemal Amca’yı gördüler. Burnu kırılmış, sağ gözü patlamış bir şekilde. Şaşırdılar tabii. Annem bunu kimin yaptığını sordu. Kemal amca aldığı darbelerle ayılmış olacak ki, küfürsüz bir şekilde benim ona vurduğumu söyledi. Annemle babam şaşırdı. Hatta babam şaşırmaktan fazlasını bile yaptı. O da benim suratıma şamarı indirdi. Herkesin ortasında ders verecek çünkü. Otorite…

Yıllar içinde başka olayların ortasında buldum kendimi. Kuralları ezberledim. Cezalara bağışıklık kazandım. Akıl veren cümleleri, tükürükle birlikte üzerime damlayan nasihatleri dinledim durdum. Arada hapsedilecek kadar zarar verdim. Hapsolacak kadar kural çiğnedim.
Fakat şunu hiç demedim; “Kurallar çiğnenmek içindir!”

Hayır, kurallar çiğnenmek için değildir. Hatta yiyecekler ve sakız dışında hiçbir şey çiğnenmek için değildir. Komik olsun diye değil, açık olsun diye söylüyorum.

Ben olaylara karışırken hayatımda bir sürü şey değişti. Yaşım daha da büyüdü. Arkadaşlarım okul bitirdi, askere gitti, meslek sahibi oldu ve aile kurdu. Benim annem öldü. Babam yalnızlıktan çıldırdı. Beni doğru düzgün göremedikçe daha da çıldırdı. Bir ara mafyaya bulaştığımı düşündüğü için peşime adam bile taktı.

Ben ise hep karışıklıkları kendi yöntemimle düzeltmek peşindeydim. Ve hiç para kazanmadım. Birilerinin istemeden bulaştığı karışıklıkları çözdüğüm için de kimseden para almadım. Sağda solda takıldım işin kısası. Bazı gece kulüpleri kol kanat gerdi bana. Bir süre mekan fedaisi gibi yaşadım. Bunu da dert etmedim. Zaten ben haksızlık olduğunu düşündüğüm şeyler dışında hiçbir şeyi dert etmem. Enise Teyze’nin dayak yediğini düşündüğüm an ne düşündüysem, geriye kalan senelerde de öyle düşündüm ve hareket ettim.
Ve bir gün mahkemede bana şu soruldu;
“Hangi cüretle?”
Yani bu şu demekti; sen bu cesareti nereden buluyorsun?

Ben derdimi kaba kuvvetle anlatmak durumunda kaldım. Şimdi anlattıklarımı bile başkası yazıyor. Keşke derdimi yazarak anlatabilseydim. Düşünüyorum da, derdimi yazarak anlatabilseydim Enise Teyze birkaç satıra mahkum olacaktı. Kemal denyosu onu keyifle dövmeye devam edecekti. O kemerli burnu hiç kırılma korkusu yaşamayacaktı. Isparta otobüsünde başkasının yerini işgal eden ve tarafımdan yaka paça koltuktan kaldırılan o adam zorbalığa devam edecek, saatlerce sürecek o yolculuğu cehenneme çevirecekti. Birlik Apartmanı aidatlarını cebine atan Gevşek Bülent, aşkta kaybettiğini kumarda iç edecekti.

Şimdi Kadıköy’de bir inşaatta bekçilik yapıyorum.
Bu inşaat bitene kadar da hep burada kalacağım.

Bir yerdeki problemi çözmek için kendini öne atan birine rastlarsanız o insana şükredin. Çünkü kurallar ve cezalar her türlü kötülüğe göre düzenlenmiş değil. Çünkü o kuralları yazanlarla cezaları çekenler aynı yerlerde yetişmiyor.

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Cüret tarafından en son yayınlananlar

Bak Şimdi.

Çocukluğun yaşa göre psikolojik akrobasi sayılabilecek halleri vardır malumunuz. Büyüyünce bu akrobasi

Züğürt tesellim

Son 3 saattir ağı düşmüş külotlu çorabım, beli göbeğimi sıkan eteğim, polyester
YUKARI ÇIK