Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

İskelede sen, ben ve Çehov

Cüret

Misafir Yazar olarak daha evvel de yazılarını okuduğunuz Serenay Sasa, kendine güvenen adımlarla, sakin bir yolu yürüyor bir kimliğin peşinde, bir sonbaharda.

Yorgunum ya; aslında sade ben değil hepimiz yorgunuz. Rüzgarsız bir yaz oldu; rüzgarsız, yağmursuz ve ekseriyetle huzursuz. Bilirsin, böyle yazlarda balkon serinliği ararım gözlerinde. Ama sen de yorgunsun. Omuzlarına şehrin ışıkları uzanmış, vapurda Çehov’un öykülerini okuyorsun. Uzaktan bile belli oluyor; her mevsime kışı giydiriyorsun. Ellerin, gözlerin hep beyaz.

Yorgunum ya, bu yorgunluk büyükşehir yorgunluğu değil aslında. Hayır; trafik ışıkları, kornalar, hıncahınç sokaklar sinmedi üstüme. Boğaz köprüsünde mahsur kalmadım, metroda insan suretlerine hikayeler yakıştırmadım. Bu kalabalığın, gürültü patırtının merkezinde ve çevresinde çemberler çizmedim kendi kendime. Yorgunsam doğmuş olmamdan ve de miras almış olmamdan bu yorgunluğu. Anlayacağın, benim annem de yorgundu. İstanbul’un marifeti değil hep uzun yoldan dönmüş gibi hissetmemin yorgunluğu.

Yorgunluğum büyümeye değil de kişi olmaya çabalamamdan. Çünkü büyüklerin sabit kimlikleri, yeknesak haftaları, günleri, dümdüz kişilikleri bende yok. Ben hâlâ her yerde karış karış kimliğimi arıyorum. İzlediğim her filmde, okuduğum her kitapta, gördüğüm her sokakta. Doğuştan kayıbım sanki, bir dedektif gibi kendimin izini sürüyorum. Çünkü Adalet Ağaoğlu “Bir Düğün Gecesi’nde anlattı aslında bunu: “Kişi olmak, en çok bunda zorlanacağız.” dedi. Kişi olmaya cüret, ne büyük meziyet!

Çünkü bak, her cüret bir meziyet. En büyük meziyet, kişi olmaya cüret etmek. Sözgelimi, onca gürültünün arasından kendi sesini bulmak. Sonra sesini çıkarmak! “Bak” demek, “delikanlı, bu böyle olmaz.” İşte bu cüret, kendini kurmanın, insanın kendini bizzat inşasının cüreti. İnsanın yorucu, başı sonu belli olmayan pervasız serüveni. Düşünmesinin ve olmasının yürekliliği. Tahakkümle değil tahayyülle doldurması zihnini. Misal, insanın kalkıp gitmesi yüzyıllardır onu büyüten şehirden, yolunu pusulasız çizmeye yeltenişi. Çünkü kendini kaybetmek, kendini bulmaya giden yolun en mühim eşiği ve kişi eninde sonunda “kişi” olmaya cüret etmeli.

Şehre gece çöküyor, sen hâlâ Çehov okuyorsun önümde. Kestaneciler köşe başlarını kapmıştır şimdi, kaldırımlarda kediler, insanlar… Vapurdayız hâlâ ve herkesin sureti nedense bir anda dayanılmaz şekilde hüzünlü geliyor. Bunca borcun, savaşın, tasanın arasında hayatta kalmak bile yeterince zorken kişi olmanın ne büyük cüret olduğunu düşünüyorum bir kez daha. “Ve sevmeyle çıkmak gerek” diyorum içimden “başı sonu belli olmayan her yola”. Bir filmi, bir kitabı, bir şehri sevmek. Bir insanı sevmek: En güzel başkaldırı ve kuşkusuz en cesur hareket.

Vapur iskeleye yanaşıyor. Yalnızlığıma demir atıyorum. Bir şeyler sıcak sıcak akıyor şehrin içine. Ne kadar yol kat edersem edeyim bu şehirde kendimi hep en başta bulduğumu duyuyorum. Bir şeyleri sevmek, bir yerlerden gitmek, “biri” olmak trafik ışıklarında kırmızı gül satan yalın ayaklı bir çocuğa dönüşüyor. Bir anda o çocuk oluyorum işte. Bilcümle cesaretim içimde susuyor. Biliyorum, ertesi gün kalkacağım. Yine baştan başlayacağım. Çizdiğim dünyamın ortasına koyacağım kendimi. Pelerinimi takıp beş yıllık kalkınma planları yapacağım, antlar içeceğim, anlaşmalar yapacağım. Dışarıda akıp giden dünyaya bir an bile karışma cüretini göstermeden. Büyükşehrin ortasında küçük bir ada çizerek kendime, “kişi” olmanın kendine yaklaşmak, dünyaya uzaklaşmak demek olduğunu durmaksızın tekrarlayarak.

Üzerinde fosfor turuncusu bir yelek, kapıyı açıyor iskeledeki görevli. Sana bakıyorum, beni duymuyorsun. Cam kenarında hâlâ eski bir kışı yaşıyorsun.

(Resim: Isaav Levitan)

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Cüret tarafından en son yayınlananlar

Sıcak Mevsim Laciverti

Ben sıcak mevsimlerde büyüdüm hep. Güneş etrafında bir turu hep yazın döndüm.

Tek yönlü bir bilet

Gözlerini açtı. Korkunç bir baş ağrısı. Gözlerini kapattı. Burnu da tıkalı sanki.

Kat 3, Daire 5, Tayfun

Bazı cezalar, bazı kuralları ezip geçmek için davranacaklara engel olmaz. Benim hayatımın
YUKARI ÇIK