Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

İmparatorluğun Kâğıttan Uçakları

Bir demli çay

“Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
Ölmek de değil ” Orhan Veli

“Ne o?” derdi dedem. Dedem ki saçları beyazlamış bir çocuktu, ama anlarsınız ya, çocuktu işte hâlâ. “Ağız tadıyla bir çay da mı içemeyeceğiz?” Ve höpürdeterek çayından bir yudum alıp, Rusça konuşmaya başlardı. Harp okulunda öğrendiği Rusçası, gerileyen belleğiyle savaşan bir Sovyet askeri gibi dudaklarında asılı kalmıştı.

Paşa Bey derdik ona. Yaşlandıkça çocuklaştı. Ve bazı içki sofralarında gözlerinde o gölgeli bakışı yakalardım. Sanki eriyip de rüzgâra, denize karışırdı. Bahar en sevdiği mevsimdi. Çayı daima demli ve karanfilli. Bardağında uzun uzun karıştırırdı içmeden. Küçüktüm, yanağımdan makas alırdı. Adımı nadiren anardı. “Küçüğüm” derdi ekseriyetle. “Küçüğüm, senin bu baban yok mu bu baban…”

Babam ki en sevdiği oğluydu. Babam: Paşa Bey’in kıymetlisi, sağ kolu, sırdaşı ve yaveri. O kendi inşa ettiği ve hiçbirimizi misafir kabul etmediği sırça dünyasında çardı dedem, babamsa o dünyanın sarışın ve uzun boylu prensi. Muhakkak imparatorlukların yaşamayı sürdürdüğü bir devrandı bu; denizlerin soğuk, göğün ise beyaz ve bulutlu olduğu. Bizler başka coğrafyaların yerlisiydik. Bilemezdik ne olup bittiğini. Dedem, koskocaman çardı ve tabii şairlerle arkadaştı. Hastalığının ilerleyen zamanlarındaki sohbetlerinden anımsıyorum: “Orhan Veli çok iyi adamdı küçüğüm, fakat erken gitti.” Elleri titrerdi ve uzaklara bakıp eklerdi “Yakinen tanırdım kendisini”.

Paşa Bey, son Rus Çarı, Nişantaşı’nda bir hastane odasına taşıdı meskenini. Artık ordusu hemşirelerdi, ben yüzbaşıydım. Sigarasını kesmek zorunda kalmıştı ya, aksiliği üstündeydi. “Baba, çayı fazla kaçırma istersen, uykun kaçmasın…” “Ne o? Ağız tadıyla bir çay da mı içemeyeceğiz?” Hepimiz sustuk sonra, hizaya girmiştik. Pencereden kar görünüyordu. İlk kez, onun dünyasına adımımı atıyor gibi hissetmiştim. Bak dede, buradayım. Yürüyorum beyaz, soğuk ülkende. Belleğinde yankı yapan tekmil hatıranı duyuyorum şimdi. Uçaklar uçuyor üstümüzden. Senin yine ellerin titriyor, en sevdiğin oğlun yanı başında duruyor. Orhan Veli sigarasını tellendiriyor köşede, arada göz ucuyla sana bakıyor.

İmparatorluk iki sene önce yıkıldı. Paşa Bey kâğıttan bir uçağa binip gitti bizden. Çayı hâlâ sıcaktır ama, durur bardağında.

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Bir demli çay tarafından en son yayınlananlar

İşte o kadar.

Bunlar insanın düşündüğü şeyler değil. Ev alıştığımdan daha aydınlıktı, belki uzun zamandır

Tarihin tekerrürü ve çay

Çay getireyim mi dedi refakatçi kadın. İrkildim. -‘Efendim?’ -‘Çay, çay, içer misin?’

Çayın Göztepe Hali

Benim gibi bol kadınlı bir aileden geldiyseniz beni daha iyi anlayabilirsiniz. Benim
YUKARI ÇIK