Horhor biliyor musun kim gitti?

Mazi

Bugün kendimden birparçanın gittiğini biliyorum.

Horhor’un az ışıklı, bol tozlu koridorlarında, dükkânlarında babamla gezinirken bazen “abla”yım, bazen “kızım”, bazen “evladım”, nadiren de “hanımefendiciğim”. Bana kalsa siz demek yeterli ama antikacı gezmek, memlekette alışveriş mağazası olmayan diğer yerleri gezmek gibi, bir iletişim bir etkileşim bekleniyor. Bu vesileyle ne kadar küçük, sinirli, kibar veya mesafeli göründüğüme göre değişen isimlerim oluyor bugün. Türlü türlü isimlerim oluyor ama ben bugün kendimden bir parçanın gittiğini biliyorum yine de.

Konsol dedikleri şeyin üzerindeki seramik resme gözüm takılıyor. Şık giyinmiş bir adam elini uzatmış şık giyimli bir kadına. Şık giyimli kadın elini reddeder gibi kaldırmış,başka tarafa bakıyor. Nedense beni bir neşelendiriyor bu, bir mutlu ediyor.“Ben bir şey yaratmıyorum, sadece yeniden yorumluyorum” diyen Orozco’yu hatırlıyorum. Beni seramikteki resim mutlu ediyor, ben bir şey yaratmıyorum yeniden yorumluyorum. Yorumlarken biliyorum daha, bugün kendimden bir parçanın gittiğini biliyorum.

Birkaç ay önceydi,herkes İbrahim Tatlıses’le alakalı bir şeyler söylüyordu. Ben Japonya’dan bahsetmek istiyordum oysa. Lojistik bir sorun vardı ama; Japonya memlekete fazla uzak kalıyordu. Bir şey diyecektim, daha bugün gördüğüm antikacılardan öğrendiğim bir şey. Bir şey diyeceğim ama göğsümde bir yer sızlıyor, bugün kendimden bir parçanın gittiğini biliyorum.

Yasaktı ellemem yarayı, kafamı kaldırıp izledim kucuk beni kesip alislarini kucucuk bir ben’in goğsumde o kadar yer açışını, hâlbuki bakma demişlerdi. Derimi delip geçen mavi bir ipliği izlerken kendi kendime çok seyler soyledim, hiçbirini yazmayacağım. Bugün kendimden bir parçanın gittiğini biliyorum. Benim gitti, benliğimin kısacık bir ismi gitti biliyorum bugün.

Yenisini bulana kadar mavi iplik taşıyacağım tuhaf benimin.

Istanbul

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*