Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Hikayemin adı Yadigar

İstisna

Hikayemin adı Yadigar.
Yadigar kelimesinin sözlük anlamı bir kimseyi, bir olayı hatırlatan nesne veya kişi.
Hatırladığım kimseler ve olaylar, olaylar yaşanırken şahitlik yapanlar, zaman zaman yıkılıp gidenler, zaman zaman ayakta kalanlar.

Benim ayakta kalanlarım bugün podyuma koyduğum 15 kadınım. Bu 15 kadını da doğurdum diyebiliriz. 9 ay karnımda büyütmedim, ama aylarca hayallerimde, kalemimde kağıdımda dölledim, kalbimde taşıdım, dikerken sancılandım ve bugün doğurdum.

Beni yaratmak için dölleyen ve doğuran annem, babam, biz üç kız kardeşten başka güzellikler de doğurmuşlar.. Mesela babam Afganistan Kültür Ateşeliği, Türk Ticaret Bankası, Valide Çeşme’de bir apartman dış cephesi gibi bir sürü güzel duvar resimleri yaratmış. Annem bir sürü muhteşem gravür yapmış, logolar tasalarmış. Baba ve anne olarak bize geometri öğretmişler aslında. Biz almışız onu işimize katmışız, üç kız kardeş farklı farklı bu işleri oya gibi işlemişiz.

Bize annemiz ve babamızdan bunlar yadigar kalmış, bir de üç kız kardeş olma durumu! Anne tarafımız da senelerce üç kız kardeş olarak doğmuş büyümüş. Bize hep baba tarafından geçer genler, kodlamalar diye öğretildi ama istisnalar bu öğretileri bizim kadınlarla bozmuş. Eh, istikrarlı çay saatleri ve simit tüketimi sanırım doğurganlık ve hormonlara yarayan bir şey.

Üç kadın olmak, ailenin üçüncüsü olmak, her jenerasyon farklı üçlemelerle gitmek, üçer üçer büyümek ve tek sayılara olan aşkım buradan gelmiş sanırım.

Ben doğurduğum kadınların ve kendilerine ait olduğum kadınların gücüne hayranım. Olmasalardı böyle özel hissedemez, hikayemi tamamlayamazdım. Benim bu hislerim anlatılamaz, karşımdakine aktarılamaz derken Füreya Koral ile başlayan yolculuğum, beni Aliye Berger’e sonra da hikayenin devamındaki Fahrelnissa Zeid’ e sürükledi ve kendimi anlatma şansını sundu.

Biz üç kardeş var olsak da, hepimizin kalbindeki yara, doğduğumuz evin yıkılması, ablalarımın yaşadıkları evlerin yıkılması… Aramızdan başka şehre göç edenler, şehri bırak, başka bir boyuta göç edenlerin olması ve bu hüznü bir kenera bırakıp hayata devam etmemiz… E ne de olsa ‘En kötü günümüz böyle olsun’culuk bizden, Polyannacılık annelerimizden sorulur.

Fakat ben tek değilmişim. Füreya da, Fahrelnissa da, Aliye de çok üzülmüş Büyük Ada’daki evlerinden olunca. Onlar da çok üzülmüş savaş dönemi kaybettiklerine. Tek tek anlatmışlar o evin odalarını, o güzel bahçesini. Ve onlar da gücü desteği üç kadın olmakta, sanatta ve birbirlerine, ailelerine olan sevgide bulmuşlar. Aynı biz gibi.
Onlar da doğup büyüdükleri yerin özlemini hep hissetmişler.

Ben bu hikayede Fahrelnissa olmak istedim.
Ne özel kadınmışsınız siz. İnişleriniz ve çıkışlarınızla, yaşadıklarınız ve yaşattıklarınızla beni kalbimden vurdunuz.

2019 Kış koleksiyonum Yadigar’ ın tüm çıkış noktaları, tüm süreçleri ve hikayesi aslında böyle başladı. Sonra tüm bu duygular evrildiler ve ben bu koleksiyona gebe kaldım. Önce ayakları parmakları gözükmeyen, bir düğme boyutunda olan, odamdaki askılarda kaybolan tek bir kazak ve pantolonla başladım.

Ben hamileliğimde iştahı açılıp biraz duygusal olanlardanım.
15 kadını doğurmak kolay iş değil.

Babam, annem ve ablamlardan aldıklarımı ve hikayemizi Fahrelnissa üzerinden anlatmaya, 1940’ları yaşatmaya çalıştım. Son dönem çizdiği kadın portreleri ya kendi ya çevresindekilermiş ya… Ve de ne güzellermiş! “Ah,” dedim. “acaba bu kadınların kıyafetlerinin devamı nasıl olurdu?” Madem hiç bilemeyeceğiz, o zaman izninizle Fahrelnissa, ben sizin yerinize tamamlamaya çalıştım.

Bu sezon içim karaydı. Size karanlık bir noktadan yazıyorum aslında. Koleksiyonda asidik yeşillerin, fuşyaların olduğuna bakmayın, Max Richter’den November dinleyin, beni anlayacaksınız.

Sevgili Nissa, bana bu sancıyı yaşattığın için minnettarım.

Sevgiler,

Tuğçe

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

İstisna tarafından en son yayınlananlar

YUKARI ÇIK