Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

1000x1000

Hiç Çocuk Olmadım Ki Ben.

Yangın

Kabalıklaşmaya, okurlarla birlikte yazmaya, hep beraber anlatmaya devam ediyoruz. Bu ay sonunda birden fazla Okur Yazısı paylaşabiliyoruz.
Şubat’ın ikinci Okur Yazısı, Sultan Yıldız Demir‘in sade, sakin kaleminden, bütün yaşananlar ve yangınlarda kolektif bir anlam arayan sesinden…

Amazon ormanlarında bir kelebeğin kanat çırpması ABD’de fırtına kopmasına neden olabiliyordu*. Laf lafı açıyordu, açsındı.

Sabahın kör karanlığıydı. Saatler sabahmış gibi gösterse de ay gökyüzünü terk etmiş değildi. Trafik çok sıkışıktı. Bu kadar insanı bu karanlıkta yataklarından çıkaran şey(ler) yaşamsal derecede önemli olmalıydı. Trafiği çekilir kılan, iyi müzikti. Radyoyu açtım, tahmin ettiğim frekansta, umduğum iyi müzik çalındı kulağıma. Hikayesini de anlattı aktivist olduğunu bildiğim radyo programcısı kadın. Güçlü kadınlara hayrandım, güçlü duruşlara, iyi yaşamak için direnenlere, kendini öğrenmekten alıkoyamayanlara, zor yolların güçlü yolcularına. Şarkı, dünyanın öbür ucunda ayrılığa yazılan bir şarkıydı ve işte benim günümü güzelleştiriyordu. O kadar ki, trafik aksa arabayı emniyet şeridine çekip, şarkıyı dinlemeye devam edecektim. Şarkı bitti, ben vardım, gün ağardı, bahar kapıdaydı, daha mimozalar açacaktı, acının güzelimleştirdiği insanlar vardı, çoktu, mutluluk acıyı da bağrına basmaktan geçiyordu. Mutluluk münferit değildi. Münferit olan ne vardı?

“Tecrübe bir kişinin değil, bütün medeniyetindir” diyordu Ahmet Hamdi, Huzur romanında. Böyle bakınca, nasıl da birbirini tamamlar gözüküyordu tüm evren, taş, toprak, böcek, çiçek, insan. Hiçbir öğrendiğimiz boşa gitmiyordu, bizimle toprak olmayacaktı, hep yerini bulacaktı. Tüm bu sancılar, acılar boşuna çekilmiyordu. Bir başkasına, iyileşmek isteyenine şifa olacaktı. Anlamak isteyenine, arayanına ışık yakacaktı.

Bunları bilmezken, kendi yangınım sanırdım baş etmeye çalıştığımı. Öyle değilmiş, benim ateşim sana da sıçrayıp, seni de tutuşturacakmış. Senin, benim, onun, hepimizin yaktığı ateşler sebep olacakmış öbürlerine. O ateşler bizi daha insan yapacakmış. Her an bir mucize yaşanıyor olacakmış, mucizeler sıradanlaşacakmış.

Bugünlerde babaannemden geldiğini sandığım adımın nesiller boyu aktarılmış olduğunu öğrendim. Herkes kendi yükünü taşır, fazlasını hissedişimin haklı nedenini buldum. Bir oh çektim.

Hayat parçaları birleştirmekten başka neydi ki? Anlamak için buradaydık. 
Buradaysam, bir boşluğu doldurmak içindi.
 Bir ateş yakmak, bir kanat çırpmak için.

*Kaos Teoremi, kelebek etkisi.

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Yangın tarafından en son yayınlananlar

Yangına Akraba Olmak

Pavana Reddy bir şiirinde “babam fırtınaydı / annem yağmur / bir yangından

Milenyum Girdabı

Bu yazımda bir arkadaşımın başından geçen bir hikayeyi anlatacağım size. Genelde kendimi

Bu yangın yeri

İsterdim. İnanın isterdim yangın kelimesini duyduğumda aklıma gelen ateşin ‘aşk ateşi’ olmasını.
YUKARI ÇIK