Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Giden ve Kalan

Yol

Bu ayki Okur Yazısı’nın ilki, Suna Keleşoğlu‘ndan. Uğurladıklarımıza selam duran, kalmanın yükünü sırtlanan bir dille ve kalemle, yalnızlığın kesifliğini anlatıyor.

“Her şey boş, şimdi başka yerlerde olmam lazım. Sonu yok bu yolculukların.”

Hep böyle başlardı O’nun gidişleri. Tutunamayan ya da kaçan olmayı tercih edenlerdendi. Bir sonbaharı daha ülkesinden uzak geçirmek pahasına yine yollara düştü. Geride ben kaldım.

Biz ikiz miydik? İkimiz bir miydik? Bunu kimse anlamadı. Bilinen; O buradayken genelde benim yanımdaydı. Birlikte büyümüştük, aynı oyuncak bebek yüzünden kavga ederdik. Kavga etmeyi bana O öğretmişti.

“Kavgacı olman lazım. Yoksa bu hayat seni ezer.” derdi.
Hiç zorlamazdı kelimeleri. Aklına estiği gibi savrulurdu küfürler ağzından. Çevremde yüksek sesle konuşabilen ender kadınlardandı.
“Bak işte! Bu uçak biletim.”
Henüz on sekiz yaşındaydı ilk gidişinde.
“Nereye gideceksin?Nerede kalacaksın?” diye sormuştum ağlayarak.
Gidecekti. Ve ben koskoca taş bir binada tek başıma kalacaktım. O varken unuttuğum kimsesizliğimi hatırlayıp ağlayacaktım.
“Gitme” diyemedim.

İlk kez on sekiz yaşındayken terk etti beni ama hep geri geldi. Almanya’daki amcasının yanına gitmişti. Ben kalmıştım. O sene yurt müdiresi üniversite yurdu açılana kadar kalabilmemi sağladığı gibi yaz boyunca da çalışabileceğim bir iş bulmuştu. Zaten bir yere gidemezdim. Kimsem yoktu. O, ölü de olsa bir anne ve babası olduğunu biliyordu. Ben, geçmişiyle bağı olmayanlardandım. Nüfus kağıdımda yazan isimlerle de bir bağım yoktu. Sokakta bulunan terk edilmiş binlerce çocuktan biriydim. Ama O’nun aksine hep bağlı kaldım. Gitmeyi hiç hayal etmedim. Kalan hep bendim.

Biz bebekken yan yana yatarmışız. Taa o zamandan beri hep aynı şehirde, hep aynı yurtlarda hiç ayrılmadan beraber kalmıştık. İlk gördüklerinde bizi birbirimize benzetirlerdi. Oysa biz hiç birbirimize benzemezdik. Aynı kesim saçlarla, aynı giysiler içinde olanların kaderiydi bu. O benzemekten nefret ederdi, ben ise sessiz kalırdım.
Bir elmanın iki yarısısınız derdi öbür kızlar.
“Evet. O tatlı ve taze kısmı, ben kurtlu tarafıyım” der gülerdi.

O seneydi gidişi. Gitti ve uzunca bir süre dönmedi. Geldiğinde tanıyamadım önce. Aramızdaki altı aylık fark altı yıla çıkmıştı sanki. Yüzü yaşlanmıştı. En çok da kalbi kırıktı. Bu yüzden ruhu daha yaşlı duruyordu.
Sormadım. Anlatmazdı zaten. Anlatmasına da gerek yoktu aslında. Her sigaraya sarılışında titreyen elleri hikayeyi tamamlıyordu. Kaçamak sigara içtiğimiz zamanlar müdireye yakalanmayalım diye bir sigarayı ortak içerdik. Birimiz tuvaletin kapısında beklerdi hep. Dumanları o zamanki gibi keyifli üflemesi kalmamıştı.
Savaşıyordu. Savaştığı kendi miydi, başkaları mı? Hep cevapsız kaldı. Başlangıcı olmadan biten aşkları oldu hep. Birilerini sevdi, birileri O’nu sevdi. Ama hiç orta yolu bulamadı.Sonra…Sonrası yok.

Hep bir yerlere gitti. Yepyeni yolculuklara.
Arkasından su dökülen uğurlamalarımız olmadı, ıslak olan benim yanaklarımdı. Yıllar yılları kovaladı. Ne o, ne ben birbirimizin hayatından kopamadık. Abla kardeş miydik, ana kız mı, arkadaş mı yoksa sadece iki yalnız insan mı?Bunu hiç konuşmadık.

Çok yakın bir zamanda yine geldi. Ben O’nun gidişlerine alıştığım gibi ansızın gelmelerini de yadırgamıyordum. Yıllar geçmişti artık. Üniversiteyi bitirmiş, evlenmiş, boyumca iki kızım olmuştu. O ise hep giden oldu. Aradığımı bulmalıyım diye, tüm dünyayı dolaştı durdu. Hiç yorulmadı, hiç yılmadı. Nedendir bilinmez hiç bir yere ait olmadı.
Ve tam artık hep kalacak, kızlarıma teyzelik yapacak derken yine elinde bir uçak bileti ile geldi. Uzak bir yere gidecekti. Dönüş biletini ise almamıştı.

Yine gidecek. Ben geride kalan olmayı çoktan öğrendim. Biz aslında hep iki ayrı kişiydik. Giden ve kalan. İki ayrı yaşamı zaman zaman buluşturan ise geçmişten gelen yalnızlıklarımızdı.

İkimiz de iki kere yalnızdık.

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Yol tarafından en son yayınlananlar

Dursun’un fiyaskosu

Bu ayın ikinci Okur Yazısı, Alican Arıcan‘ın kaleminden. Kedere kaderin gözünden bakan,

Hazırlıklı olmalısın.

Kullanmadığım hiçbir vasıtada uyumadım, babamın kullandığı arabalardan başka. Hep yola bakardım. Hem

Güle güle git, Aysel.

Gitmelerin insanıydı o. Bir yere köklerini salarsa, kendinden azalacağına inanırdı. Bu yüzden

Sevgili Evren

Dün çok güzel bir rüya gördüm. Babam, annem ve Başak ile beraber
YUKARI ÇIK