Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Canım Ayhan Hanım, gelecek bizim…

Takvim

Hayatta kötü şeyler hep başkalarının başına gelirdi, bize uğramazdı. O engeller benim yoluma çıkmaz diye düşünüyordum. Ama sonra öyle bir gün geldi ki, ihtimaller denizinde bana rastlamayacağını düşündüğüm o sert dalgalar en büyük gerçekliğim oluverdi. 1 Haziran 2018 Cuma günü. Yılın yüz elli ikinci, yirmi yedi yıllık hayatımın en kötü günü. Takvimden kopmuyor bugünün yaprağı, kalbimi delip geçiyor. Bir telefonla yıkılabiliyormuş tüm hayaller.

Önce reddettim, olamaz, nasıl olsun, mümkün değil ki. İnsan kaldıramayacağını düşündüğü her şeyi reddetmek istiyor. Sonra iliğime kemiğime kadar beni ıslatmasına izin verdim o dalgaların. Yan yana getiremeyeceğin kelimeler, hayatının en gerçek cümlelerini oluşturabilirmiş meğer. “Nasıl annem hasta? Ne ameliyatı? Canı çok yanacak mı? Başka bir yerinde var mıdır? Neden bizim başımıza geldi? Biter mi, bu günler geçer mi?” Binlerce soru, birbirinden farklı binlerce başka yanıt… Nasıl baş edeceğim diye düşünürken birden tam ortasında kalıyorsun çaresizliğin.

Bembeyaz bir kâğıdın üzerine pek çok şey yazılabilir, binlerce umut çizilebilir. Ama bazen de hiç tanımadığın bir adam, senin bacakların zangır zangır titrerken en vakur haliyle elindeki kalemle o bembeyaz kâğıdın üzerine annenin vücudunda, yıllar önce senin dünyaya gelmek için tutunduğun yerde büyümüş olan tümörü çizerek anlatabilir, burada, epey büyümüş, alacağız. Alıyorlar da, sen de o zaman gerçekten büyümeye başlıyorsun. Tamam artık alabora olayım diyorsun, ama olmuyorsun, çünkü bu hikâyede mutsuz sonlara yer yok.

Çünkü benim annem hayatın tüm zorluklarını ters yüz etmiş bir kadın. Kardeşimle beni tek başına büyüttü. Başımız her sıkıştığında yanımızdaydı, Başımızın sıkışmasına gerek yoktu aslında yanımızda olması için. Annem en imkânsız olanı oldurur, en umutsuz durumlardan umudu çekip çıkarır. Hiç yorulmaz, herkesin yardımına koşar. Kalbi minicik bir kız çocuğununki kadar temizdir. Tanıdığım en dürüst, en güçlü kadındır o.

Çok yakında bunların yanına “kanseri yenmiş” olmasını da ekleyeceğiz. Böylelikle bir süper-kahramanlık öyküsü daha serpmiş olacak ömrümüze.

Takvimler insana pek çok şey öğretir, en çok da beklemeyi. Şimdi önümüzde 28 gün var anne, 28 gün sonra hayatımızın geri kalan kısmı başlayacak. Bir yaprak şimdiden eksildi bile. Anne, al bak bu hayat senin, bu kız çocuğu senin, bu yazı senin için.

Canım Ayhan Hanım, gelecek bizim…

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Takvim tarafından en son yayınlananlar

Hayır, ölmedi

Her anında çok güçlü hissetmek isterdi Sevil teyze. İsmini koyan dedesinden gülümseyerek

Kişinin Kendi Takvimi

Bu yazı, yazarlarımızdan Gözde Urfalı ile Faik Kırgız’ın müşterek yazısıdır. Çünkü yazı
YUKARI ÇIK