Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Fetih Yüce’nin Oyunculuk Kariyeri

Bir demli çay

İstanbul’un ara sokaklarından birine sıkışmış bir hayat; Fetih Yüce.
Her sabah kahvede buluşuruz. Altı buçuk gibi gireriz içeri. Ben işe gitmeden evvel poğaçamı yer, çayımı içerim. Yalandan televizyona bakarım. Sigaramı tüttüre tüttüre işe giderim. Fetih Yüce de gelir, çayını içer, televizyona bakar, genellikle pek bir şey konuşmaz ve o da işe gider.

Fetih Yüce oyuncudur. Filmlerde, dizilerde ve reklamlarda oynar. Yalnız yaşadığı için gelir kaygısı olmadığından bahseder. Yalnız bir insanın harcamalarının da yalnız kelimesinin içeriğine yakışır şekilde az oluşundan dem vurur. Nazik biridir Fetih Yüce. Kendinden bahsetmeyi sever. Setlerde yaşadıklarını anlatmaktan hoşlanır. Çünkü dar çevremizde başka bir oyuncu yoktur. Onun anlattıklarına muhalefet edecek kimse yaşamaz bizim mahallede. Fetih Yüce setlerden nasıl bahsederse setler bizim için öyledir. Setlerde çalışan kimseyi tanımayız biz. Bizim mahallede söz konusu sinema, tiyatro olunca bir oyuncudan fazlası yoktur yani…
Belki izleyicisi bile yoktur…

Fetih Yüce küçük rollerde görünür. Boyutu da, kendisine değer görülen roller gibi küçüktür. Ufak tefek biridir. Kışın, içinde kaybolduğu siyah bir paltoyla görürüz. Yazın da dönüşümlü olarak giydiği üç farklı renkte kısa kollu gömlek ve siyah kumaş pantolonla dolaşır. Ayakkabıları hemen hemen yaz kış aynıdır. En azından bana aynı görünür.

Bir sabah, yine işe gitmeden evvel kahveye uğradığımda Fetih Yüce’nin mutsuz bir şekilde oturduğunu gördüm. Ocakta duran Mustafa’ya kaş göz yaparak “ne iş” diye sordum fakat o da bilmediğini dudaklarını aşağı doğru bükerek anlattı. “Fetih bey, günaydınlar, n’oldu yahu bi sorun mu var?” dedim. Fetih Yüce’nin sessiz sessiz ağladığını gördüm karşısına oturunca. Anlatmasını istedim, sessiz sessiz ağlarken öte yandan da başına geleni anlatmaya başladı; “Ailemi yıllar önce buldum ben Refik bey, babamla da anamla da geç tanıştım. Kardeşlerim, hatta yeğenlerim varmış. Benim bunları öğrenmem yılları buldu. Yetiştirme yurdunda büyüdüm. Yalan olmasın, şiddet falan görmedim. Hemen hemen çok güzel insanlarla bir arada büyüdüm. Zararını değil, faydasını gördüm. Bugün o koca setlerde yalnız başıma var olma mücadelesi veriyorsam. yıllardır kendi kendime yetmeye çalışıyorsam ve mücadele ediyorsam sebebi de budur. Meğer bizimkilerin memlekette hanları varmış, evleri varmış, binlerce liralık gelirleri varmış. Neyse, hiçbirinde gözüm yok, ama gözüm yok diye de aç ölmenin alemi yok. Babam geçen ay vefat etti. Miras işleri vardı, bana da bi’şeyler bırakmış. Ben hep çok zor geçindim. İlk defa elime kolaydan…o da birinin ölmesi ya işte! Kolaydan bi para geçecek oldu. Ona da kardeşlerim çöktü. Dün gece avukat aradı. Daha fazla uğraşmaya gerek yok, bu davayı kaybederiz Fetih Bey dedi. Ne diyeceğimi bilemedim, kapattı telefonu. Anlayacağınız sıkıntım bu. Demek ki kısmet değilmiş, benim olmayan bi paraymış. Yıllar yıllar sonra babamdan harçlık alacaktım ben Refik Bey. Ben bunu öyle gördüm inanın. Kolaydan para dediğim o yani. Yıllarca okula da yalnız gittim, ödevlerimi yalnız yaptım, ben hep böyle yaşadım. Demek bu mal mülk böylesine değerli. Demek gerçekten sadece filmlerde yaşanıyo iyi şeyler…”

Fetih Yüce’nin üzüntüsünü anladım, anladım ama işe de geç kalıyordum. Müsaade isteyip kahveden çıktım. O da ardımdan çıktı. Bana seslendi, otobüs durağına kadar birlikte gidelim dedi ve yürümeye başladık. Fetih Yüce, az önce benimle paylaştığı şeylerin aramızda bir sır olarak kalmasını rica etti. “Aman Refik Bey, ocaktaki çocuk duymasın diye özellikle kısık sesle anlattım. Biz oyuncular için kolay bi’şeydir bu ses kontrolü. Yıllarca bunları doğru yapabilmek için uğraşırız zaten…”

Herhalde manyak diye düşündüm. Anasını babasını yıllar sonra bulmuş. Babadan kalan mirasa da yine yıllar sonra bulduğu kardeşleri konmuş. Adam hala daha oyunculuğunu anlatıyor. Sanki az önce ağlaya ağlaya başına gelenleri anlatan bu değildi. Neyse, çok da ilgilenebileceğim bir konu olmadığı için otobüs durağına kadar Fetih Yüce’nin anlattıklarını dinler gibi yapmaya karar veriyorum.

Diğer sabah yeniden kahvede buluşuyor aynı kadro. Fetih Yüce’nin yüzünde bir önceki sabaha göre fazladan bir gülümseme var. Mustafa’yla yine kaş-göz ve dudak bükme yöntemleriyle anlaşıyoruz ve olaydan haberi olmadığını anlayarak Fetih Yüce’ye selam veriyorum.

“Günaydınlar Fetih Bey, ne güzel, dün anlattığınız durumlarda düzelme oldu herhâlde…mutlu görünüyorsunuz” diyorum. Fetih Yüce sırıtarak; “Kandırdım!” diyor. Hiçbir şey anlamadığımı surat ifademden anlayınca da; “Dün size anlattıklarımın hepsi roldü Refik bey, oynadım dün. Bütün gece rolüme çalıştım. Sabah da size ve Mustafa’ya oynadım. Kusura bakmayın, hayatımda ilk defa tam yedi kez görüneceğim bir sinema filmi senaryosu geçti elime. Rolü kaçıramazdım. Zaten benim başıma öyle bi’şey de gelmedi. Anam babam sağdır. İki tane kız kardeşim vardır. Yeğenlerimi çok severim. Hepsinin eğitimlerine varana kadar ilgilenirim. Benim hiç evlenmemiş olmam dışında ailemi üzen bi’şey yok. Soyumuz devam etmeyecek işte n’apalım…”
Ne diyor ulan bu herif diye geçiriyorum içimden. Manyak mıdır nedir sahiden…

Hayır yani, madem rol kestin o kadar. Otobüs durağına yürürken anlatsaydın gerçeği. Bir de koca günün bir kısmını seni anlatarak, durumuna üzülerek geçirdim. Düşündüm ulan ben seni!
Neyse, rahatsız herhalde.

Fetih Yüce’nin kariyer dönemecine kurban gittiğimi anlayınca sabahları kahveye gitmek de gelmiyor içimden. Mustafa uğraşsın artık. Gitsin ona kessin rolünü de. Sabahları bir çay muhabbetimiz vardı, Fetih Yüce’nin oyunculuk kariyeri limon sıktı içine…


(Görsel: Murat Miroğlu)

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Bir demli çay tarafından en son yayınlananlar

İşte o kadar.

Bunlar insanın düşündüğü şeyler değil. Ev alıştığımdan daha aydınlıktı, belki uzun zamandır

Tarihin tekerrürü ve çay

Çay getireyim mi dedi refakatçi kadın. İrkildim. -‘Efendim?’ -‘Çay, çay, içer misin?’

Çayın Göztepe Hali

Benim gibi bol kadınlı bir aileden geldiyseniz beni daha iyi anlayabilirsiniz. Benim
YUKARI ÇIK