Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Etiket Arşivi

şifa

Ben Bu İşlere Pek İnanmıyorum!

Şifa

Farkındalık kelimesi yerlere düşmüş de ağlayanı yok. Ruh, enerji gibi kelimeleri korkudan ağzımıza alamaz olduk. Kendini geliştirmenin; kuşlar, melekler, kelebeklerle pek de ilgisi yok. Meditasyona oturup havalanmak, %100 anda kalmak gibi durumlardan bahsetmiyorum. Zihnimiz bir an susmazken pek kolay olmayabiliyor an’da kalmalar, geçmiş ve gelecekte yaşamamalar. Frekanslar, boyutlar, ruhlar, enerjiler çok afaki ve havada gelebilir.…

Devamını oku

Sök dikişleri, ağırlığımızı bulalım.

Şifa

Bir hafta içinde önce elbiselerimin dikişi attı, sonra çantamın sapı koptu ve dikiz aynam kırıldı. Eminim dedim hayat bana bir mesaj veriyor, ben zayıflıyorum ama her şeyim dikiş yerlerinden açılıyor. Yani, dedi, aklını sevdiğim biri, hayat mesajında sence ne diye ısrar ediyor? Bırak dikişlerin atsın, diyor bence. Ece, halbuki, ancak çoktan anne olmuş bazı kadınların…

Devamını oku

Huzur Bulmak ve Yeniden Kaybolmak

Şifa

Yeni Dünya’da İspanyol yönetimi altında “mulatto” (melez) İspanyol bir baba ile Afrikalı veya Siyahi bir Anneye doğan bir insana deniyordu. Şayet anne bir köleyse, çocuk da köle oluyordu. Eğer anne özgürse, çocuk da özgür oluyordu. Şayet çocuk özgür olacak kadar talihliyse, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyordu. Bu, 1795’te İspanyol hükümeti beyazlık statüsü satın almak için…

Devamını oku

Savaşların şifası neydi doktor?

Şifa

Ayakkabısının burnunda biriken çamura bakıyor, başını öne eğdikçe koyu kestane saçları tel tel örtüyor yüzünü. Yanında annesi, kucağında kardeşi, sırtında ablasının eli. Çocuk, sen hangi şehirden geldin bu dile diyorum, söylüyor. Öyle mağrur, öyle metin bakıyor ki ruhunun büyüklüğü altında eziliyorum. Sabah, bizi evine getirdiğin için teşekkür ederiz, diyebiliyorum sadece. İlkokula başladığım, mavi önlüğüme kolalı…

Devamını oku

Ten (veya: Şefkatle dokunabilmek)

Şifa

Şifa öyle kendi başına gelmiyordu. Zehri tatmayana şifa da yoktu. Hatta zehir şifanın ta kendisiydi, bazen. Tabii cesaret edebilene… “Öyleyse denemeye var mısın?” “Nasıl yapacağız şimdi bunu?” “Dik kafana iç, direk. Rahatla. Ben buradayım.” Orada olması onu rahatlatmaktan çok, geriyordu, ama söyleyemedi. Şekilden şekle girerken, onun her anını izleyecek bir yabancı… Ne yapıyorum burada, diye…

Devamını oku

Başkasının yaralarını sararak iyileşmek

Şifa

O gün günlerden, yeni bir tecrübe edinme zamanının bittiği ve geçmişte yaşanıp hazmedilemeyenlerin geviş getirildiği Aralık akşamı dost sohbeti… Soğuğun samimiyetle ve dize örtülen battaniyenin görmüş geçirmişlikle arasındaki yakın ilişkide, her zamanki gibi birincilik bir demlik çayın, hazmedilemeyen olaylar sohbetine eşlik etmesinde. Olabileceğimiz onca ihtimal arasından olduklarımızı, içine doğduklarımızı, dışarıdan alınan darbelerle yontulup bugünkü şeklimizi…

Devamını oku

YUKARI ÇIK