Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Etiket Arşivi

çember

Bütün çemberlerime kefil olsunlar.

Takvim

Takvim, biriktiğimin resmidir. Matematiğini çözemediklerimi aydınlatma gayretimdir benim. Bazı günlerin hepsi bütün günlerin ortalamasına benziyor. Salı ile Çarşamba’yı birbirinden ayıran, Mayıs ile Haziran’ı, 30 yaşın ile 31 yaşını ayrıştıran şey aslında tarihler değil, hatıralar. İçine panayırlar diken, sağanaklar indiren, içinde fırtınalar dindiren olaylar. Olaylar. Olamayanlar. Döndüklerin, dönünce öğrendiklerin, dönemeyip vazgeçtiklerin. Pergeller, pergeller cetveller. Ben takvimlere…

Devamını oku

Döndüğüm bir çemberdir benim

Mazi

Hep bir şeyleri bitirdim hayatta ama hiçbir şeyi nihayetlendirmedim ben. Biten hikayelerin hayaletlerini hep yüreğimde gezdirdim. Elime cetvel de verseler ben hep daireler çizdim. Bu yüzden her şey hep kendini tekrar etti. Çıktığım her yolculuk beni başladığım yere geri getirdi. Beni hep aynı aynanın karşısına dikti yolculuk, ve aynada yüzüme bakan kadın, sertliğiyle beni canımdan…

Devamını oku

Ş’si düşen ve böylece sadeleşen şahsın hikayesi

Mazi

Hayat, şahsın ayağına göre uzanıyor. Değişen ayarına, nizamına, beklediği sıraya göre hayat yeni isimler veriyor herkese. Yeni yüzler takdim ediyor. Yüzünde kırışan, lekesi, hevesi kalan hadiseler biriktiriyor herkes. Sonra aynaya bakıp kendiyle her sabah bir fasıla daha tanışıyor. Eski fotoğraflara bakınca bu yüzden bir miktar içi buruluyor, nicedir bakmadığı bir aynada nicedir olmadığı kişileri yeniden…

Devamını oku

Bir hiç olmak ağırlığı

Mazi

Hiçbir şey bir hiç olmak korkusu kadar çirkinleştiremez insanı. Hiçbir şey hiçe sayılmak ağırlığını azaltamaz. Tekmil karakteri kat kat şahsiyet giymiş The Immigrant filminde bu yüzden kadının adama sarf ettiği bağışlama cümlesi ‘sen bir hiç değilsin’ olur. Bu tesadüf değil. Hiçlik ağır, bağışlamak hafif. Hiçliği unutturacak kadar hafif hem de. Eylül çok az kimsenin kendini…

Devamını oku

YUKARI ÇIK