Dünya çok yaşlı.

Mazi

Hiçbir ‘bugün’ bu sabahla başlamadı. Dünya bugünü yaşamak için milyonlarca yıldır dönüyor. Yarını doğurmak için bu milyonlarca yıla ihtiyacı vardı. Dün milyonlarca yılın evladıydı. Milyonlarca yılın mahsulüydü bu hafta. Milyonlarca sarf edilmiş lafın. Milyonlarca zamirin, sıfatın, bir araya gelmiş milyonlarca satırın. Sohbeti yeni ve keyifli biri bana ‘Kozmik bir şey söyleyeyim sana’ dedi, ‘Büyük patlama oldu, ve bütün gezegenlerin tozları içimizde kaldı.’ Bugün kozmik milyonlarca kırışığın bir toplamıydı. Çünkü dünya çok geçkin kuzum, dünya çok yaşlı.

Değil aslında mesele ihtiyarlık değil de. Değil de işte yetişkin olamadan ihtiyarlarım diye ürküyorum dünyanın bu haliyle. Endişe büyük gözlerime taş gibi oturur diye, ben balinasız bir şair gibi küsersem el aleme. Beni küstürmeyin be güzel okur, burukluğum hiç çekilmez sağanak mevsiminde. Çünkü mesele, mesele şu ki dünya milyonlarca yıldır evrenin sırrını omuzlarında taşımakta. Bilmem nasıl dönüyor hala, belki sayıp duruyor umut veren hadiseleri diye boyuna. Saymak tarih tutmaktır, iz bulmaktır saymak, Aslıkuzen gibi hiç unutmamaktır geçmişi. Tarih dünyanın döndüğüne inanmaktır. Talihin dünyayla döndüğüne, dünyanın inatçı olduğuna ve ısrarlı. Yoksa ne var, dünya bitap çoktan, dünya çok yaşlı.

Böyle lodos olmaz, diline gemiler oturmuş herkesin. Aslıkuzen bana diyor ki ‘çocukken de izahı ve ikazı çok severdin’. Görmüyor musun gözleri poyraz geçişleri gazete okuyan beşerin? Bak şaka değil bu, dünya diyorum bir süredir dönüyor ve çok yaşlı bu yüzden. Nasıl yaşlanmaz bu kadar zamandır dönüşe duran zaten Allah’ını seversen? Bunca felaketi, kıyımı, hezimeti görüp de nasıl ihtiyarlamaz? Nasıl içindeki herkeste arabesk bir refleks peydahlamaz, rakı ve elem tertibatının tecellisine sebep olmaz? Dünya hala dönüyor ve zor vazgeçiyor, çünkü tarih biliyor, mazinin daha barışçıl günlerini hatırlatıyor kendine ve diyor ki ‘sıçarım ulan böyle işe, milyonlarca yılı vazgeçmek için dönmedim herhalde’. Öksürmeye başlıyor paslı paslı. Çünkü dedim ya kuzum, dünya emektar artık, dedim dünya çok yaşlı.

Ona da günah be yavrum, kaç milyon yıldır yüreğinin teklemeyeceği günleri bekliyor. Çok uzun zamandır çetelesini tutuyor küslüklerin, telakilerin. Dünya’nın hatırasına böylece tarih deniyor. Tarih çünkü dünyanın özgeçmişi sayılıyor. Dünya’nın senin gözlerinin içine bakıp ‘bundan iyi günlerim oldu inan’ ispatına benziyor tarih, Dünya’nın ‘beni sevmeye devam et’ yakarışına. Bugün herkesin sade kendi kabilesine sokulduğu, sade kendi gözlerine dolduğu bir gün, abilerin hala daha kitap toplattığı, vatandaşın dehşetten, elemden, yasaklardan bıktığı; bugün milyonlarca yılın artığı bir gün. Tarih tam da budur anladın mı, Dünya’nın özrüdür, kefilidir, sözüdür. Dünya’nın daha iyi günler taahhüdüdür tarih. Çünkü tabii, milyonlarca yılın ihtiyarlığı, bunu demiş miydim sana, artık dünya çok yaşlı?

Beni oyalamayın böyle post-modern mırıldanmaların ruhumda yarattığı infial kafi. Bana tarihten, tekerrürden ve rastlantılardan bahsedin yeter ki. Bana İstanbul’da Rumca piyeslerin sergilendiği yıllardan… Her defasında düşen uçaklara, kuşatılmış sokaklara uyanmadığımız sabahlardan… Bilhassa yangınlar sonrası İstanbul’u saran önü kartonpiyerle süslü binalardan bahsedin veya. Sivriada’ya gönderilen köpeklerden, günlerce sürmüş ulumalarından, ve süslü binalarda kemik tozu olmalarından. Bana depremlerden, ateşkeslerden, bana ‘bu defa barış geldi mi len’ heveslerinden bahsedin. Bahsedin rica ederim. Deyin ki, tarih bize yuvarlaklar çizen hikayeler bahşediyor. Bana tertipli yuvarlaklar çizin. Çünkü Dünya mazisine alaka duymayan ve yuvarlaktan anlamayan beşer nazarı dikkatimi zerre celp etmiyor. Dünya her gün taze değil çünkü, Dünya her gün çok yaşlı.

Şayet olmuş olanda hayır varsa dedikleri gibi, olmuş olanda mana ve matematik de vardır. Tarih o matematiği anlamak derdidir. Anlamak dersidir tarih. Dünya’nın sana parola teminidir. Yuvarlak terbiyesidir Dünya’nın verdiği sana, mirasıdır bir yuvarlak ağrı. Biliyorsun konuştuk bunu; Dünya dertli çok, Dünya çok yaşlı.

Vaziyet bu şekil işte. Dünya yaşlı, tarih manalı. Tarih dünyanın en sakin kadını anneannemin katarakt gözlerinde yangın hastanede. Çocukluğundan, evliliğinden ve ideallerinden kısa cümlelerle bahsi ve ağırlık tavsiyelerinde. Tarih babaannemin Tanju Okan dinlerkenki sessizliği… Tanımadığım büyük büyük büyükannemin feminist hareketleri. Tekerleğin, yeni kıtaların, ıstırabın bulunması… Dünya’nın usulünce döne döne daha iyi günlere ulaşma çabası. Gazetelerdeki karamsarlık. İçimizde bütün gezegenlerin tozları kaldı diye, gözlerimizde tüm galaksinin ihtiyarlığı… Dönen dünyanın artık sakin günlere doğmak sabırsızlığı…

Zira Dünya, dedim ya, artık ihtiyar kuzum, Dünya çok yaşlı.

İstanbul

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*