Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Dublaj

Mazi

Evlat, minnet hiç emanet bir duygu değil. Minnet evladiyelik, bana bir kahve yapanın kırk yıl yazısını yazarım. Elli yıl sırtını sıvazlarım zorlu zamanlarda ağzı iki incelikli laf yapanın. Anlasana ahbap, bir asır ismini sularım havsalamda, birinin bana bir kere yardımı dokunduysa. Hiç mecbur değilken beni iyilikleriyle duygulandırana bin yıl dublaj yaparım. İyi şeyler, incelikler söyler durur ekranımda.

Baksana evlat, dublaj yevmî bir nane aslında. Kendi sesiyle konuşmayan bütün bu insanlar… Öndeki arabayı takip etmiş ve bitmişler. Hangi yolda gittiklerini merak bile etmiyorlar. Aynı basmakalıp lafları söyleyip duruyor adamlar, onlar konuşmuyor sesleri üzerine lanet olasıca dublaj yapılmasına izin veriyorlar. İki üç kitap okumuş birkaç herifle birkaç kadın, ah haydi ama yoksa kendini nasıl bunca entelektüel sansın? Baksana dostum, neden bana anlatmıyorsun, bu kadar hımbıl insan yoksa nasıl her nanenin uzmanı gibi davransın? Hey haydi ama, uyan dedim. O koca kıçını kaldır da emanet sözlerle dublaj yapılmasını izleyelim. Haydi dostum iki blok ötede bildiğim bir eleştiri var. Kalk da oraya gidelim.

Hey! Biri bana burada neler olduğunu anlatabilir mi? Çocukken evlendirilen, üzerine kuma getirilen genç kadınları lanet kocaları silahlarla vuruyor. Kadınlar kolsuz bacaksız dermansız kalıyorlar. Hey bu vekil adamların derdi ne dostum, neden çocuk gelinlerin derdiyle değil çalışan kadının eviyle ilgileniyorlar? Yoo yoo lütfen. Sana bir şey söylememe izin ver. Bırak Sare Davutoğlu yapsın dublajını kadını küçümseyen adamların. “Kadına vurmak değil vurulmak yakışır adama” desin. Bu harika! Yani birbirini kollayan kadınlardan daha çok bahsetmeli gazeteler, anlıyor musun? Pekala evlat, bu umudu aradığımı söylersin.

Başkalarına kızmayı bırak ahbap kendimize dönelim. Yazı bilinçaltına dublaj yapıyor işte bilirsin. İyi halt ediyor. Anne Sexton bilinçdışı hususunda şiirin bilinçten gelişmiş olduğunu söylüyor. Adamım anlıyor musun, şiirin sana dublaj olmasına izin vermelisin. Kime kızdığını, hangi tavırdan bıktığını, “Tanrı aşkına ahbap, senin derdin ne” demekten yıldığını… anlatsın. Eksiğin kırığın neresi senin, neden bu lanet balinanın peşindesin? Haydi ama dostum bırak şiir seni iyileştirsin. Bütün sıradanlıklarını süzüp seni dinlendirsin. Anlarsın ya, şiir de bir tür maden. Şiir senin kıymetli çeyizin.

Atları bağlayın geceyi burada geçireceğiz. Herkesi ormana gönder çalı çırpı toplasınlar. Bir ateş yakıp bekleyeceğiz. Etrafında oturup ellerimizdeki çizgileri inceleyeceğiz. Anlasana dostum ne zamanlar dublaja kurban gittiğimizi tespit edeceğiz. Kızdığım zaman biliyorsun, hayali ve ihtiyar hıyarın teki bana dublaj yapıyor. Her yamuk yapanı, her takla atanı eleştiriyor bu dublaj harikası. Öfkeli tiratlarıma dublaj yapan bu kızgın, huysuz ihtiyarın ne kadarı ben, ne kadarı şans? Bana ne kadar uzak bu dublaj, veya Tanrı’m ne kadar da benlik bir dans. Oysa ekranım daima sakin zamanlarımın sulhperver sesimi arıyor. Bana sulhsever o ses dublaj yapsın istiyor ekranım adamım.

Altyazı ve dublaj çok farklılar dostum. Biri ima, biri yorum. Hey sen beni dinlemiyor musun deminden beri sana sesini bulmak zahmetini anlıyorum. Sana herkes dublajlarla konuşuyor diyorum adamım. Diyorum ki… lanet olsun bu yazının sesine neden ısınamadım?

Kim dublaj yaptı ulan bu yazıya?

Aman Tanrı’m…

İstanbul

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Mazi tarafından en son yayınlananlar

Doğmak ve Sağanak

Önce uykudaydım. Sonra uyandım. Tok, kayıtsız bir ses: “Kuvvetli sağanak ben,” diyen,
YUKARI ÇIK