Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Döndüğüm bir çemberdir benim

Mazi

Hep bir şeyleri bitirdim hayatta ama hiçbir şeyi nihayetlendirmedim ben. Biten hikayelerin hayaletlerini hep yüreğimde gezdirdim. Elime cetvel de verseler ben hep daireler çizdim. Bu yüzden her şey hep kendini tekrar etti. Çıktığım her yolculuk beni başladığım yere geri getirdi. Beni hep aynı aynanın karşısına dikti yolculuk, ve aynada yüzüme bakan kadın, sertliğiyle beni canımdan bezdirdi.

Önce bir tez yazdım. Sonra tezi başka bir dilde bir daha yazdım. Migren atakları, öksürük krizleri, boyun tutulması, kan, ter ve gözyaşı. Ben bu anı yaşamıştım, senelerden 2012, benim ise 25’inci yaşımdı. Vallahi yaşamıştım bu anı, tezi yazmak mide bulantısı, birkaç şişe şarap ve uykusuz gecemi almıştı. Londra’daydım, tek başıma yaşıyordum ve her hafta yeni bir sergi geziyordum. Şimdi yoğun bir işim, senaryo raporlarım, özetlerim var. Tek başıma yaşamıyorum ve en son gezdiğim sergiyi hatırlamıyorum. Tezi ayık kafayla yazdım, bütün haftasonlarımı ona adadım ve bir ay hiç uyumadım. Neden aynı kapının önüne geliyorum beş senede bir, elimdeki tezlerde hangi sıkıntının telafisini arıyorum hala? Boğazımda yaka gibi bitmesi gereken yazıların laneti: bu çileyi sevmeden yaşatmaz kimse kendine dedi geçenlerde, on beş sene evvel tanıştığım biri. Biliyorum, çemberi çizen tesadüf değil tercih tabii ki.

Ben henüz bir ergenken boşanan ve hayata bakışımı komple yerinden oynatan annemle babam geçen sene yeniden evlendi. Daire çizmek de ırsi olabilir mi? Boşanmanın eşyanın tabiatında olduğunu zannederken ben, kendimi ve kız kardeşimi annemle babamın nikah şahidi olmuşken buldum. Fırat “şimdi kim olacaksın bak kimliğinin en hayati unsuru değişti” dedi. Haklıydı, o vakte dek kimlik benim için parçalanan şeyler üstüne bir hikaye bina etmekti. Sertlik arz eden bir kostüm giymekti kimlik. Annem ve babamın çemberi bana “bir ihtimal daha var” ümidiydi; ama aynada gördüğüm kadın çoktan içime işlemişti. Fazla uzun kereler yüzüme bakıp her doğurduğum tufanda bana madalyalar vermişti. Değişmedim yani ama sakinledim tabii.

Sonra Hamamda Deli Var, benim daimi çemberim, bir değişimin içine girdi. Ben yeniden kendimi bir internet sitesi tasarlarken buldum, bardak kırarken, Anyone’s Ghost dinlerken. Kendimi yeniden şiir yazarken buldum, yabancı bir dilde konuşurken. Saçımı yeniden uzatırken buldum kendimi, fiyonklarımı kaldırırken. Çemberin benim huyum, hüviyetim ve var oluş sebebim olduğuna kendimi inandırdım. Bir pergel olarak geldiysem yani hayata, çember çizmeyip ne yapacaktım? Aynaya baktığımda bir pergelle karşı karşıya kaldıysam nasıl düz çizgilerden bir hikaye kuracaktım? Halam kendini tekrar eden şeyleri doğanın kanunu saydığımızı söyler, tekrar ederse bir şeyi kural sandığımızı. Halbuki tabiatın kanunu yoktur der, tabiat sadece tabiattır.

Ben kendim koyduysam kural severim, ben tertip ve disiplin. Bir hikayeye inandıysam o mahalleye daima geri dönerim. Bu yüzden tercihlerim de daire çizer ve tekrar eder kendini. Bu yüzden bitirdiğim şeyleri döne döne yazıda yeniden var ederim. Bitmeyen ve kendini tekrar eden şeylerle ilgili kardeşimkadın da mantıklı bir açıklama yapar; ona göre bu tekrar hadisesi ile karakter ve kaderin bir bağlantısı var. Bir şey ısrarla önüne çıkıyorsa demek o deneyimden alman gereken bir ders var. Ve sen inatla görmedin bunu, ilk seferde alman gereken dersi almadın. Halbuki o dersi almalısın, çünkü bir soru karşına çıktıysa ileride illa ki o cevaba ihtiyaç duyacaksın. Hayat bu yüzden tekrara düşüyor, seni sınamak, seni tanımak için aynı testlere tabii tutuyor döne döne. Bu yüzden bir pergele benziyorsun, habire kendi etrafında dönüyorsun ve yazdığın yaşadığın her şeyde bir daire çiziyorsun.

Hiçbir şeyi nihayetlendirmedim ben ama bu yaşıma gelene dek pek çok şeyi bitirdim. Rüyalarımda, yazılarımda ve sarhoşluklarımda bitirdiğim şeyleri yeniden dirilttim. Kimliğimin üstüne çocuk yaşta tükenmez kalemle yazdığım hiçbir şeyi de valla silmedim. Daima dönüyorum belki midem bu yüzden devamlı bulanıyor. Bana pergel değil cetvel verseler bile daireyi tamamlamanın bir yolunu arıyorum hala. Dersimi almam lazım, daireleri tamamlamam. Hayatın dönerek kazandığı anlamı bulmam lazım. Her dönüşün bir tercih, her çemberin bir kimlik ve çemberleri çizdiğimiz bu pergelin bir karakter olduğunu öğrenmem lazım.

Ancak o zaman aynada bana bakan yırtıcı kadınla barışımı yapacağım.

Cap d’Ail
Fransa

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Mazi tarafından en son yayınlananlar

Doğmak ve Sağanak

Önce uykudaydım. Sonra uyandım. Tok, kayıtsız bir ses: “Kuvvetli sağanak ben,” diyen,

Bir Annekadın olmak

Doğa Ana tek bir annelik bilir, der Elisabeth Badinter, halbuki insanevladının türlü
YUKARI ÇIK