Çıkmaz

Mazi

Rüyama hoş geldin, bu çıkmaz sokağa.

Önemli değil, istiyorsan kalabilirsin. Süt dökmüş kedilerden, köpeklerden, sakin bir sesle başkalarını yeren kimselerden bahsedebiliriz. Amerikan Çevre Bakanlığı’nın dökülmüş sütü petrol sızıntısı gibi görmeyi ancak bırakacak olmasına beraber gülebiliriz. Bahsedebiliriz bunlardan, özür niyetine yazdığım yazılardan da sözedebiliriz. Zehrime, gemilerime, köprülerime dayanabilirsen birbirimizi tanıyabiliriz.

Ne zamanlar kızdığımı, ne zamanlar ağladığımı, neden ikisini asla aynı anda yapmadığımı öğrenebilirsin. Belki bunu da dinlersin, özür niyetine ağladığım hıçkırıkları. Öfkelendiğim insanların yanında hiç ağlamadığımı anlayabilirsin. Ağlamadım, domuz gibi baktım yüzlerine. Domuz gibi, kurbağa gibi, yüzüklerimde görmeyi sevdiğim ve çok bahsetmediğim bütün hayvanlar gibi baktım. Sevdiğimiz hayvanlardan da bahsedebiliriz; yunuslardan ve yunusların hapsedilmesi zorbalığından. Asla bir yunus parkına gitmeyeceğimi öğrenebilirsin belki.

Sonra Attila İlhan’dan bir alıntı yapabilirim sana, beni ve mazimi anlaman umuduyla:
“yalnızdım zehirdim zehirliydim
bütün köprülerim atılmıştı
gemimi ellerimle batırmıştım”

Hayalimde başka biriyim, sen bana baktığında başka. Açık verdikçe kapılarımı kapatabilirim. Kilitli kaldığım odaların içinde, kitaptan yorganların altında uyuyabilirim. Rüyaya yakın olmak, uykuyla iyi geçinmek isteyebilirim. Rüya zehri azaltan bir şeydir, diyebilirim.

Uykuya yine yaklaşabilirim cilveli ve kadın, batırdığım gemilerin enkazını zihnimde taşıyabilirim.
Rüyadan uyanabilirim. Yazıya dönebilirim.
Önemli değil, kalabilirsin sen de, yazıyı bekleyebilirsin.

Hâlbuki rüyadan uyanınca yazacak kadar kendindeysen eğer rüyayı nakledecek kadar kendinde sayılmazsın.
Çıkmaz da budur işte.
Çıkamayabilirsin.

Rumeli Hisarı

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*