Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Patlamak ve Çiçek Açmak Hürriyeti

Tercih

-Şah

Alnında boncuk boncuk ter birikmiş, bana şah çekiyor. Bir acemiye göre epey iyi mücadele ediyor, kabul ediyorum. Ama bak, yeniliyorum. Ben nedense bu aralar hep yeniliyorum. Çekmeceler kırılıyor içimde. Raflarım düşüyor, avizelerim titriyor. Depremler, seller cümle doğal afet ve tekmil felaket beni buluyor. İnsanlar girip yüz metre dalıyorlar hayatımın içine; sonra yüzeye çıkıyor ve bir daha sularımda asla görünmüyorlar. Bunları ben seçmedim ama hepsini ben yaşıyorum.

Her şeyin kehanet veya kıyamet gibi geldiği anlar oluyor yani. Nasıl anlatmalı? Sanki yaşam en ince ayrıntısına kadar yazılmış ve şu an benim ağladığım sahnedeyiz. Değiştiremem, öyle güçlü değilim. Bir köşeye çekilmiş içimde biriken ne varsa tüketmeye çalışıyorum. Hiçbir şey tükenmiyor da her şey büyüyor gibi geliyor nedense. Geçmiş olsun. Bu oyun daha önceden yazıldı ve sen bir piyonsun. Kimse kazanmıyor ama sen kaybediyorsun. Orası kesin. Üzülme, bir çay yap kendine. Bu kışlar da geçer. Geçer geçmesine ama ben her kış biraz daha kışa dönüştüğümü duyuyorum. Dönüşme diyor içimden bir ses.

Aslında kış olmak da bahar olmak da insanın zihninde. Uzun bir yol boyu Şubat olup da sonra bir gün Nisan’a uyanmak. Deniz olmak da bir tercih anlayacağın ada olmak da. Bu hayat bir oyun değil yenildiğim. Bu hayat benim harita metod defterim. İstediğimi yazıp istediğimi silme hürriyetine sahibim. Piyon olurum, vezir olurum. Bütün atlarım ölmüş, bütün şehirlerim düşmüş, içim yangın yerine dönmüşken yeni taşlar bulurum kendine. Çünkü oyun oynamak da bir tercih, oyunu bırakmak da ve herkesin siyahı da beyazı da kendine.

“Demir olsam çürürdüm” der Yaşar Kemal İnce Memed’inde. “Toprak oldum da dayandım. Toprak toprak toprak oldum da dayandım.” İnsan tüm acıları göğüsleyebilir. Toprak olursa eğer. Demir olmak da toprak olmak da bana kalmış. Rüzgar olmak, yağmur olmak, çamur olmak da… Bu dünya kimsenin oyun bahçesi değil delikanlım. Ve yaşamak; piyon olmak, şah olmak meselesi değil. Yaşamak tercih yapmak meselesi. Seçmek ve vazgeçmekle ilgili. Kendimden vazgeçtim ve seni kazandım. Bu bir zafer değil, kendimi geri istiyorum.

Devran kehanetle yahut kıyametle dönmüyormuş işte. Horozlanmak istersem horozlanırım beyler! Kimse karışamaz bana. Köşemde sessizce dururum istersem vakti gelince. Alınyazıma küfrederim, yere tükürürüm (tükürmesem daha iyi), kediyken aslan kesilirim, evdeki bütün ince camdan bardakları kırabilirim. Ortaokuldan kalma sırt çantama ne var ne yoksa koyup Cunda’ya yerleşirim. Rehberimde, annem babam hariç herkesi silerim. Bir köşede ağlarım istersem. İstersem sarhoş olur ve otobüs duraklarında şarkılar söylerim. Bu da benim tercihim. Bu depremleri ben yaratmadım ama onlara göğüs gerebilirim. Söz.

Kendimi kaybetmeyi ben seçtim, kabul, şimdi kendimi kazanmayı yine ben seçiyorum. Siyahımla, beyazımla, düşmüş şehirlerim, yıkılmış kalelerimle istiyorum kendimi. Çünkü biliyorum tekmil felaketlerin bile bir sonu var. Hayatım boyunca hiç demir olmadım ama bu kış peyderpey toprak olduğumu duyuyorum. Toprak olduğumu, yanardağ olduğumu, patlamak ve çiçek açmak hürriyetine sahip olduğumu duyuyorum.

“Sen kazandın.” diyorum önümde benim bir sonraki hamlemi bekleyen gözlüklü yeniyetmeye. Bir sonraki hamlem olmayacak. “Boş ver şu satrancı da gel bir kahve içelim seninle.” Başını sallıyor. “Nasıl istersen.” Montunu giydiriyorum ona. Taşları toplamadan çıkıyoruz kafeden. Yere piyonlar, atlar düşüyor.

(Görsel: “Portrait of a Heart” – Christian Schloe)

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Tercih tarafından en son yayınlananlar

Başkasının yeri

“Yerine göre, tercih etmemekle elde edememek aynı şeylerdir. İnsan bazı zamanlarda kendinden
YUKARI ÇIK