Büyükanne Keuka

Mazi

Günlerden bir gün Wolfgang von Shcwarzenfeld adında bir sanatçı Venezuela’ya gidiyor. (Endişeli okurlar usulca etrafa baktı. Bu giriş çok eğlenceli bir hikaye sunuyor olamazdı.) Venezuela’dan memleketi Almanya’ya dönerken de yanında ordudan yetkililerin desteğiyle 35 tonluk bir kaya parçasını götürüyor. Kaya parçası Berlin’de bir heykel parkında süs- pardon sanat oluyor.

Oysa- aslında kayanın Venezuela’daki Pemon yerlileri için kıymeti büyük (kıymetlimiss). Kayanın Büyükanne Keuka olduğuna inanan Pemon yerlileri Büyükannenin Büyükbabadan ayrılmasının felaketler getireceğine inanıyor. (Zira kaya topraklarından alındığından beri doğal felaketlerde tam 20 000 insan ölüyor.) Efsaneye göre gayri meşru bir ilişkinin cezası olarak bir çift insan bir çift kayaya dönüşüyor. –bu taşlaşan insan hikayesi bir yerlerden tanıdık geliyor. Zihnimin sinema köşesinde bir sahnede ben içkimi yudumlarken Kolombiyalı dostum bana ‘Medusa’yı renksiz çizersen eğer Joker’e benziyor’ diyor.

Ramak kalıyor bir şeyler daha dememe, ufak bir aralık kalıyor. Yaz gelmiş oysa, güneş açmış, uyurken gözlerim etrafta sivrisinekler arıyor. (Yaranın henüz açılmadan tespiti uzun süredir ustalaşmaya çalıştığım bir şeydi- puan tabloma bir eksi de buradan kazandım.) Ramak kalıyor, orta yerinde duruyor konuşma, parasız eğitim isteyen çocukları katlanılmaz bir rahatlıkla hapse atan bir memlekette yaşadığımızı bünye aniden fark ediyor.

Almanya Dışişleri Bakanı konuyla alakalı ‘dostane bir çözüm bulabileceğimize inanıyorum’ diyor. Diyebiliyor çünkü o kayanın Büyükanne Keuka olduğuna, yokluğunda doğal kıyametlerin çoğalacağına inanmıyor. İnanmayanlar inananları ‘dostane çözüm’lere ikna etmeye çalışıyor (bir süredir). Telaffuzu zor bir kayanın büyüsüne inanmayan bakan Berlin’de süs –çok affedersiniz Freudiyen dil sürçmelerim bu yazıyı zehirliyor- sanat olarak kalmasıyla, Venezuela’da büyüsüne inanan Peron yerlilerinin kıymetlisi olması arasında bir orta yol arıyor.

Orta yollara inanmak çok zor, mesela bazen diş perilerine, Türkiye’nin sahiden bir mozaik olduğuna (daha ziyade Büyükanne Keuka gibi kırmızı tek renk bir kayaya dönüşüyor), bir yerini kırdıktan sonra özür dileyip bir daha yapmayacağım (söz) diyenlere, ailesinin yanında bir adama meydan dayağı atan polislerin cezalandırılacağına, Van Gölü’nde ikamet eden canavarın varlığına. Orta yolun daha ziyade güçlünün işine yarayacak nisbette, güçsüzün kıymetlisini süs –aman işte sanat- yapacak şekilde bir çözüm olmadığına inanmak.

Çok zor- niyeyse.

İstanbul

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*