Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Bütün yolların bütün gitmeleri

Yol

Başını alıp gitmek bir lisandır.
Gidenin dediğini kalan anlamaz.

Herkes gitmiyor; bazısı hep kalıyor. Her giden de zaten aynı sorunun peşinden gitmiyor. Bazısı bulutsuz şehirler arıyor. Bulutsuz bir yaşamın ihtimaline inanmaya çalışıyor. İçinde, gözlerinin gerisinde sanki hiçbir bulut yokmuş gibi, giderse bütün güneşler ona açacakmış gibi… gidiyor. Bazısı da yağmurları takip ediyor. Bana da yağsın, beni de sulasın, köklerimi geniş geniş sereyim, edepli edepsiz yeşereyim, yağmurlar yollar beni daha olgun bir kadın/adam yapsın istiyor. Herkes değil işte, ama bazısı hep gidiyor.

Yola çıkanlar, her gün valiz yapanlar, aynı anda birkaç anahtarı birden taşıyanlar, hep bir evin, bir otelin, bir odanın kapısını kapatanlar, onlar işte düzeninde tertibinde kalanların bilmediği bir sırrı biliyor. Yol seni toparlamıyor, dağınıklığın mecburi olduğunu kanıtlıyor. Yola çıkanlar biliyor: onlar sabit dursalar bile hiçbir şey aynı kalmıyor. Dünyanın hiçbir dönüşünün bir evvelkine benzemediğini, bütün dünlerin bütün bugünlerden farklı olduğunu biliyorlar… Hiçbir dünün hiçbir yarını garantilemediğini. Dönmenin yegane din olduğunu yola çıkanlar fark ediyor…

Çok yola çıkanlar, kırık aynalarla gözlerinde, her baktıklarını yüzle çarpıyorlar. Kime baksalar önce yürüdükleri yolları, sonra taşıdıkları kırıkları görüyorlar. Sonra işte – kime baksalar onun da onlara baktığını. Bakıştan bakışa bir sırrın ulaştığını anlıyorlar. Tek başına binilen hiçbir trenin tek kişilik olmadığını, bir başlarına yürüdükleri tren istasyonlarının ve havalimanlarının hiç duymadıkları hikayeleri taşıdığını. Yolun yabancıları tanıdığını. Bu yüzden yalnızlığı dağıttığını, ama en nihayetinde çok yalnız bir sınav olduğunu biliyorlar.

Sonra işte bunları fark edenler, birbirine çok yerinde isabet edenler, koşarken aynı noktada kesişenler, yazarlar, yazanlar, eli ve duygusu kaleme düşenler, yol konusunda konuşmaya başlıyorlar. Mayıs ayını YOL konusuna ayırıyorlar. Hamamda Deli Var yazarlarının çok büyük çoğunluğu mesela, doğdukları topraklardan farklı diyarlarda ikamet ediyorlar. Yolun yorgunu oluyorlar. Yol mu dur mu deyince yolu seçiyorlar. Bu yüzden Mayıs ayında neyi yazalım deyince neredeyse hepsi “Yoldan konuşalım” diyorlar.

Siz de katılın, kaleminiz keyfiniz kelimeniz yol konusuna değer veya teğet geçerse, siz de yazın. Yanınıza neyi alıyorsunuz yola çıkarken? Neden yola çıkıyorsunuz, sizi durmanın rahatlığını bırakmaya iten ne, kabuğu kemirip, kökünüzü kanadınızı serpip uçmanızı sağlayan? Kanatlarınızı nasıl çırpıyorsunuz, yüzgecinizi hangi nefesle, kimin hevesiyle, hangi hedefin hadi’siyle açıyorsunuz?

Yol konusuyla ilgili yazılarınızla Hamamda Deli Var’da sohbete katılmak istiyorsanız yazılarınızı 20 Mayıs’a kadar gönderebilirsiniz.

Biz buralarda yola çıkacak, yolculukta kerameti arayacağız. Bekleriz.

Bu yazıyı paylaş...

4 Comments

  1. Merhaba yol ile ilgili yazdığım yazıyı nasıl gönderebilirim? Birde mail grubuna üye oldum ancak herhangibirşey gelmedi.

  2. Yol ile ilgili yazımı sizlere ulaştıramıyorum . Dolayısıyla mail grubunda da üyeyim. Nasıl ilerliyoruz .

    Lütfen dönüş sağlar mısınız ? Madem bulanlar sadece arayanlardır. O zaman buluşsun yazılarımız.

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Yol tarafından en son yayınlananlar

Giden ve Kalan

Bu ayki Okur Yazısı’nın ilki, Suna Keleşoğlu‘ndan. Uğurladıklarımıza selam duran, kalmanın yükünü

Hazırlıklı olmalısın.

Kullanmadığım hiçbir vasıtada uyumadım, babamın kullandığı arabalardan başka. Hep yola bakardım. Hem

Güle güle git, Aysel.

Gitmelerin insanıydı o. Bir yere köklerini salarsa, kendinden azalacağına inanırdı. Bu yüzden

Sevgili Evren

Dün çok güzel bir rüya gördüm. Babam, annem ve Başak ile beraber
YUKARI ÇIK