Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Bütün çemberlerime kefil olsunlar.

Takvim

Takvim, biriktiğimin resmidir. Matematiğini çözemediklerimi aydınlatma gayretimdir benim.

Bazı günlerin hepsi bütün günlerin ortalamasına benziyor. Salı ile Çarşamba’yı birbirinden ayıran, Mayıs ile Haziran’ı, 30 yaşın ile 31 yaşını ayrıştıran şey aslında tarihler değil, hatıralar. İçine panayırlar diken, sağanaklar indiren, içinde fırtınalar dindiren olaylar. Olaylar. Olamayanlar. Döndüklerin, dönünce öğrendiklerin, dönemeyip vazgeçtiklerin. Pergeller, pergeller cetveller. Ben takvimlere bakınca cetvelleri değil çemberleri arıyorum. Hep bir şeylere döndüğümü, hep bir haritayı gördüğümü, hep aynı cendereye düştüğümü. Biliyorum çoktandır.

Takvim, çemberlerime kefildir ve kanıttır. Ben sık ve tanıdık aralıklarla kendimi tekrarlıyorum. Bu rahatlatıyor beni, bir şeyleri bilmenin neşesi… Tutarlı olabilmek için sürekli tekrarlıyorum kendimi. Tekrarladığımdan emin olmak istiyorum, çizgileri taşırmadığımdan, dışarı dökülürken çok da dağılmadığımdan. İnandıklarımla çelişmediğimden, kendimi şaşırtacak kadar değişmediğimden, yüreğin mesire yerlerinden vazgeçmediğimden emin olmak istiyorum. Eski takvimlere bakarak sağlamasını almak istiyorum olduğumu zannettiğim kişinin. Baksana, tam da 3. Perşembesinden beri 1900’lü senelerin, o vakitler yüzünden ben hep bu kişiyim… diyebilmek istiyorum.

Zira takvim, sebepleri bulmak için gittiğim in. Neden yetmiyor hiçbir şey, diyor bir Çarşamba akşamı Ekin. Ne zamandan beri az geliyor ne yapsan? Takvim takvim takvim. Kim olduğumu anlayabilmek için takvimlere hangi günleri işaretlemişim bulmam lazım. 1999. Göçebe hayata temelli geçişim. 2011. Londra’da yalnız başıma bir eve yerleştim. 2006. Sapa bir yerde çok yabancı bir üniversiteye gidişim. 2013. Hayatımı değiştiren bir mesleği seçişim. 2005. 18 yaşında olmanın beni yetişkin yapacağını zannedişim. Yine 2005. Bahis ötesi bir bağa gönül indirişim. 2011. Hamamda Deli Var’a ilk teşrifim. İlk teşebbüs dışarı açılmaya. 2018. Bir Londra daha. Yarım. Yabancı. Göçebe. Yetişkin.

Ben neden bugün bu insan olduğumu biliyorum. Neden çizginin burasında durduğumu. Tam da şu saniye hangi çemberin tam ortasında olduğumu. Beylik laflarla dönen sohbetlerden neden kaçtığımı. Lafazan insanlara neden hala yüreğimde hanlar hamamlar ayırdığımı. Neden Hamamda Deli Var’da çok sesli bir şarkıyı başlattığımı. Kalabalıklarda kimi aradığımı. Merve’nin dediği gibi buldozer gibi kızken eskiden şimdi neden insanlara daha yumuşak baktığımı. Biliyorum. Çünkü takvimlerim. Çünkü çemberlerim. Legodan yapma bir şey karakterim, diyorum ki biliyorum her parçayı hangi hatırada bu karaktere ekledim.

Temmuz, doğum günü ayım benim. Güneşin etrafında pervaneliğimin seneyi devriyesi, bir cetvel çekip boyumun ölçüsünü alıyorum. Ne demek 31 yaşına gelmek? Neleri tekrarladım, hangi parkuru koşup duruyorum hala, hala aynı dozda, aynı hızda, oysa ki hızlanırım zannediyordum. İlla ki daha iyi anlarım diyordum bazı düğümleri. Ben kendi falıma hep eski takvimlerden bakıyorum. Takvimleri önüme açıp etrafa saçılan lavları topluyorum. Nereye dağılmışım ne kadar dağılmışım hani perdem açık mı kalmış kapatmamış mıyım? Ben ufağım ama bu ağırlık tercihim, belki bu ağırlık kaderim benim, cevabını henüz bilmiyorum.

Ben günlük tutmuyorum. Ben çünkü içe değil dışa dökülüyorum. Şaşırmayan ve çok farkında olan gülüşünü gülüyor Ekin. “Tamam ama perdeni kaldırdığını da hiç görmedim.” Ben günlük değil takvim tutuyorum, o zaman çok açılmadan da her şeyi anlatabilirsin. Maviler kırmızılar morlarla işaretliyorum günlerimi. Güldüğüm gün. Bir yıldır aradığım kitabı bir sahafta gördüğüm. Yola çıktığım. Yoldan döndüğüm. Yola gittiğim. Geri geldiğim. Yorulduğum. Bulduğum gün, aradığımı bilmediğim bir şeyi. Büyüdüğüm gün. Teker teker, kısa sembollerle işaretliyorum hepsini.

Böylece, umuyorum, bir gün çözeceğim kendi bilmecemi.

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Takvim tarafından en son yayınlananlar

Hayır, ölmedi

Her anında çok güçlü hissetmek isterdi Sevil teyze. İsmini koyan dedesinden gülümseyerek

Kişinin Kendi Takvimi

Bu yazı, yazarlarımızdan Gözde Urfalı ile Faik Kırgız’ın müşterek yazısıdır. Çünkü yazı
YUKARI ÇIK