Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Bu yangın yeri

Yangın

İsterdim. İnanın isterdim yangın kelimesini duyduğumda aklıma gelen ateşin ‘aşk ateşi’ olmasını. Aşkla yanıp kavrulan yüreğimi anlatmak isterdim uzun uzun. Ya da karşımdaki gözlerde gördüğüm alevleri. Çığlık çığlığa sevişmeler gelsin aklıma, içim o sıcaklıkla dolsun isterdim.

İsterdim. İnanın isterdim yangın kelimesini duyduğumda, ne bileyim, küçükken yaptığım bir yaramazlık, kibriti çakıp çıkarttığım ufak çaplı yangın gelsin aklıma. Ya da kızımın okula başladığı ilk sene Beşiktaş İtfaiyesine sınıfça yaptıkları ziyareti anlatayım keyifle. Etna dağı yanı başımızda tüterken iki kadın arabayla Sicilya adasında bir uçtan bir uca savruluşumuzun hikayesini yazayım.

İsterdim. İnanın isterdim.

Ama yangın deyince benim aklıma bunlar yerine üç hikaye geldi gele gele. Üç ayrı zamandan, üç ayrı mekandan, üç ayrı sızı, ölüm, acı…

İstedim ki size, bu üç hikayeyi anlatayım:

Bir varmış, bir yokmuş.
Bir akılsızın elinde bir kibrit kutusu varmış.

Bir kibriti almış, 1922 yılında Smyrna yani İzmir’de çakmış akılsız. Levanten, Rum ve Ermenilerin yaşadığı denize yakın o üçgende olan ne varsa kül olmuş bir büyük yangınla. 19. Yüzyılda Doğu Akdeniz’in en gelişmiş, en gözde yeri olan bir şehir yanmamış sadece, ‘Gavur İzmir’ yanmış; tüm sosyolojik yapısı, mimarisi, kültürü savrulmuş küllerde. Farklı halkların bir arada yaşadığı o güzel liman şehri bir yangınla tek inanca ve tek kimliğe bürünmüş(müş).
Yeni bir ulus kurulurken unutturulmuş bu yangın, diller lal olmuş, hafızalar balık. Nice sonra sağır eden sessizliğin içinden yükselmiş ses elbet, hafıza bilince çıkmış, geride kalan bazı haber kupürleri, çizimler aydınlığa varmış. Herkes değil belki, ama bilmek isteyen kavuşmuş gerçeğe.

1993 yılının Temmuz ayında bir başka kibrit akılsız ve 15 bin kişinin elinde Sivas’ta tutuşmuş. Bir otelin içinde korumasız kalmış şehre gelen aydınlar, sanatçılar. “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” demiş bir kadın, başbakan. 35 kişi ölmüş o otelin içinde, yanarak, boğularak, birbirine sarılarak, yardım isteyerek, çığlık atarak, korkarak. Yanarak ölmüş 35 kişi o otelde, 51 kişi “kurtulmuş”. “Olay münferittir” demiş adam, cumhurbaşkanı. Çok değil, üç yıl sonra o otelin alt katına bir kebapçı açılmış. Birilerinin diri diri yakıldığı yerde et yemişler başka birileri. Ama haşa rakı içmemişler etin yanında, günah diye. On dört yıl sonra kebapçı kapatılmış, ondan iki sene sonra da Sivas Davası zaman aşımından düşmüş(müş). Aleviler, laikler katledilmiş Anadolu’nun orta yerinde katledilmesine ama unutulmamış bu yangın. O otelde katledilen Metin Altıok’un “Yaşamak görevdir bu yangın yerinde, Yaşamak insan kalarak” sözleri yüreğimizin sızısı, boynumuzun borcu olarak kalmış.

Kibritlerden bir diğerini çakıp koca bir coğrafyanın köylerine, tarlalarına, ormanlarına, hayvanlarına, insanlarına fırlatmış bu akılsız. Anadolu’nun o güzel gümüş kapılı diyarında bir rakı masasında “Bir sürü hayvanımız vardı, hepsini yaktılar, bizi böyle ortada bıraktılar” derken dinlemişim adını bile bilmediğim o iri cüsseli, gözleri kan çanağı adamı. Tarlaların, evlerin saatler içinde yanışını dinlemişim ellerinde iki çaput bir yorganla az öteden yerlerinin yurtlarının yanışını seyreden köylülerden. İnsanlara torbalar verilmiş, içinde küller ve kemikler ve et parçaları olan torbalar. Eşlerini, babalarını, çocuklarını o torbalarda aramış ve bulmuş bazıları. Göz göre göre olmuş her şey, kimisi duymuş, kimisi tıkamış kulaklarını. Kimisi cüret göstermiş yazmış, katlanmış sonuçlarına; kimisi susmuş, hatta belki onaylamış, çünkü herkes eşitmiş tabii ama bazıları daha eşitmiş(miş). Bilmişim bu hikâyeleri, sindirememişim. Ben yanmışım.

Anlatmayayım daha fazla size, bu karanlık, bu korkunç hikayeleri isterseniz. Çünkü akılsızların elinde hala tüm kibrit kutuları, ve çakıyorlar kibritleri peşi sıra, yakıyorlar bu dünyayı. Bize kalan ise Ataol Behramoğlu’nun bu şiirindeki gibi işte…

Yaşamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek

Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak

Lund


(Fotoğraf: Charley Elmaga)

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Yangın tarafından en son yayınlananlar

Yangına Akraba Olmak

Pavana Reddy bir şiirinde “babam fırtınaydı / annem yağmur / bir yangından

Milenyum Girdabı

Bu yazımda bir arkadaşımın başından geçen bir hikayeyi anlatacağım size. Genelde kendimi
YUKARI ÇIK