Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Bu Bir ‘Yangına Odun Atmak Yerine, Kovayla Su Dökme Çağrısı’dır…

Yangın

Bizi diğer canlılardan ayıran en kıymetli özelliklerimizden biri sözcüklerimizken, biz kendimizi rahatça ifade edemiyor, tam da istediğimiz gibi güçlü ve tatmin edici ilişkiler kuramıyoruz. Açıkça dillendirmediğimiz isteklerimizi, yerine getirmeyenleri fark etmeden yargılıyor ‘nasıl anlamaz/bilmez’ diye düşünerek eleştiriyoruz. Reddedilmek, yanlış anlaşılmak, yargılanmak ve kabul görmemekten aklımız çıktığından, kendimizi açıkça ifade edemez hale geldik. İhtiyacımızı dürüstçe söylemez, hissimizi dillendirmezsek başkası nereden bilsin?

Zam isterken, aşk dilenirken, yardım beklerken, yalnız kalmak isterken, anlayış beklerken sıkışıyoruz… İhtiyaçlarımızı dillendirmek yerine, karşımızdaki adına varsayım yaparak susmayı (uğraşmamayı) tercih ediyoruz.

Derdimizi hareketlerimizle anlatmaya çalışıyor, sözcüklerimizle ima ettiğimizi sanıyoruz. Ne çılgındır ki, karşımızdakinin anlamasını bekliyoruz. Üstüne, anlamadı diye içten içe kızıyoruz. Herkesin algısı, doğrusu kendine. Anlatsak dahi anlamama ihtimali varken, açıkça dillendirmeden ya nasıl bilecekti? Karşımızdakini kırmamak için attığımız her adım, uzun vadede daha çok üzüyor. Konuşamadığımız her kelime içimizde bir çığ gibi büyüyor. Bu da zamanla karşıdakine karşı öfkeye dönüşüyor. İnan olsun gerek yok.

Meğer şeffaf iletişimi tercih etmediğimiz sürece yangın, her geçen gün alevlenirmiş. Zararın hangi virajından dönülse karsa, bir de aşağıdaki iletişim metodunu denemeni öneririm. Dürüstçe paylaştığın düşüncelerinden sonra alabileceğin tepkiyle şimdiden barış, seni korktuğun kadar sarsmadığını gör ve sonra bunu, beklettiğin tüm konuşmalarda uygula. Dilin damağın kuruyuncaya, günü doğuruncaya dek uzun uzadıya sohbetler dilerim.

Tarafsız ol, gözlem yap
En mühimi konuşmaya başlama kısmı. Haklı haksız savaşına girerek karşımızdakini yargılayacağımıza, bizi rahatsız eden somut davranışları, gözlemlerimizi aktarmamız gerek. Herkesin doğrusu kendineyse, sen onu/bunu yaptın’lara girerek suçlamaya başlarsak, karşımızdakine savunma hakkı doğuruyoruz. Kabul et, seni de biri suçlasa sen de savunmaya geçer, karşı savaş açarsın.

Cesur ol, hislerini paylaş
Gözlemini anlattıktan sonra, bu durumun sana ne hissettirdiğini paylaşmalısın. Ortada bir olay var ve sev ya da sevme, bu olaya karşı sahiplenmen gereken bir hissin var. Yaşanan durumun sana ne hissettirdiğini açıkça paylaşmalısın ki karşındaki bilsin ve empati yapabilsin.

Açık ol, ihtiyacını belirt
Senin ihtiyacını senden başkası bilemez. Sen ona gerçek sen’i göstermiyorken, bir başkasının seni avucunun içi gibi bilmesi mümkün dahi değil. Daha biz kendimizi tanımazken, ihtiyaçlarımız her gün değişebilirken, karşımızdaki bunu nasıl öngörebilir allasen?

Destek ol, öneride bulun
Senin hayatını kolaylaştırabilmek için karşındaki ne yapabilirse açıkça paylaş. Sen söylemiş ol, olay senden çıksın. Unutma, karşındaki elinden gelenin en iyisini zaten yapıyor. Daha iyisi için desteğine ihtiyacı var.

Yasemin’in penceresinden:
” Marshall B.Rosenberg’in ‘Şiddetsiz İletişim’ isimli kitabı başucu sözlüklerinizden olsun.

(Fotoğraf: Jakob Owens)

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Yangın tarafından en son yayınlananlar

Yangına Akraba Olmak

Pavana Reddy bir şiirinde “babam fırtınaydı / annem yağmur / bir yangından

Milenyum Girdabı

Bu yazımda bir arkadaşımın başından geçen bir hikayeyi anlatacağım size. Genelde kendimi

Bu yangın yeri

İsterdim. İnanın isterdim yangın kelimesini duyduğumda aklıma gelen ateşin ‘aşk ateşi’ olmasını.
YUKARI ÇIK