Bir Annekadın olmak

Mazi

Doğa Ana tek bir annelik bilir, der Elisabeth Badinter, halbuki insanevladının türlü çeşit annelik hali var. Demek ister ki, tek bir doğrusu, doğrultusu yok anneliğin. Güzel ki, benim de ailemin hiçbir kadını birbirine benzemiyorlar. Hiçbir kadını ailemin, ailenin diğer kadınlarının kendisi gibi bir anne olmasını beklemiyor, kimse ötekinin anneliğini boş vakitlerinde masaya yatırıp ameliyat etmiyor. Kafa sayısı kadar düşünce, kalp sayısı kadar sevgi çeşidi vardır Dünya’da demişti ya Balzac, belki Balzac kadın olsaydı ‘evlat sayısı kadar annelik çeşidi vardır’ diye de eklerdi. Ama Balzac bir kadın değildi, ve annelikle ilgili böyle bir söz söylemedi. Halbuki söylenmeli, annelikle ilgili içinde çiçekler, hanımefendilikler geçmeyen sözler hem de çok daha sık, hem de bütün fırsatların tamamında ve daha fazlasında söylenmeli.

Annelik çünkü yumuşak, yuvarlak, sessiz sedasız bir mesele değil, annelik müthiş belalı ve politik bir mertebe! Hiçbir zaman anne olmayacak adamların, bütün kadınları anne olarak görmek istemesinde, annelerin istihdamını, sokağa ve umuma karışmasını engellemek istemelerinde ve kürtaja karışabileceklerini zannetmelerinde bu mertebeyi tekele alma hevesi var. Bu yüzden sıkıcı sası bir jargonla annelere tek tip üniforma giydirme gayretindeler asırlar var ki. Yaldızlı salak bir etiketle anneliği dar biçme çabasındalar. Ah ama olmaz vallahi olmaz abiler amcalar. Anne olmak veya olmamak meselesini anne olmayı veya olmamayı seçen kadınlar konuşacaklar.

Bu yüzden kadınlara çiçekler, kelebekli hediyeler ve elektrikli süpürgeler değil defterler, mikrofonlar, sahneler verin! Annelere küçük mutfak aleti hediye etmeyin artık. Her sene annelerin–hiçbir ücret almadan, emeklilik ihtimal ve fırsatı olmadan– evde yaptıkları işlere tapar gibi davranan reklamlar yayınlamayı bırakın. Annelere kariyerlerini, toplantı saatlerini, mesailerini verin. Camdan tavanları kırmalarını izleyin annelerin, her şey zorlaştığında bile yeniden hayat kurmalarını, başkan olmalarını, toplantı masalarına yumruklarını vurmalarını, başka kadınların da iş hayatında ilerleyebilmesi için yollar açmalarını izleyin. Türkiye’de her beş evlilikten biri (bazen ikisi) boşanmayla bitiyor. Annelere finansal özgürlüklerini verin. Annelerin hikayelerini, hayallerini, gerçeklerini, dinleyin. Sözlerindeki sihri, sırrı öğrenin. Büyümek böyle olur efendim.

Benim annem de dünyanın en cool kadınıdır, bana affetmeyi öğretti, bana saldırmayı değil sakin kalmayı, çok yorulduğumda bile muhakkak hala adımlar atmayı, bir kadın olduğum için daha az değil daha fazla hayal kurmayı. Sokakta oynadığı oyunları anlattı bana, güçlü görünmek için icat ve imal ettiği maskeleri, Paris’e gidip moda okumak hayalini, tam 35’inde modayla iştirak etmek hayalini gerçekleştirdiğini. Bana hikayeler biriktirmemi tembihledi, zırh yerine de geçecek bir kimlik yetiştirmeyi.

Annem gamzesinde yüzyıllar taşıyan, bakışıyla hortumlar yatıştıran kraliçekadın. Anneliğin bir kimlik erimesi değil ilave bir güç yüklemesi olduğunu ben ona bakınca anladım.

İstanbul

Bu yazıyı paylaş...

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*