Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Ben Bu İşlere Pek İnanmıyorum!

Şifa

Farkındalık kelimesi yerlere düşmüş de ağlayanı yok. Ruh, enerji gibi kelimeleri korkudan ağzımıza alamaz olduk. Kendini geliştirmenin; kuşlar, melekler, kelebeklerle pek de ilgisi yok. Meditasyona oturup havalanmak, %100 anda kalmak gibi durumlardan bahsetmiyorum.

Zihnimiz bir an susmazken pek kolay olmayabiliyor an’da kalmalar, geçmiş ve gelecekte yaşamamalar. Frekanslar, boyutlar, ruhlar, enerjiler çok afaki ve havada gelebilir. Gelsin, varsın. ‘Ben bu işlere pek inanmıyorum’ kalıbından çıkmalı, gerçek hislerimizi sahiplenmeli ve hatta başkalarını da cesaretlendirmek için gerçek duygularımızı dillendirmeliyiz.

Kafamızın içinde konuşan ses, aslında kendi sesimiz değil. Hayatı ailemizin, öğretmenimizin, sevgilimizin ve diğerlerinin sesinden kaydettiklerimizle yaşıyoruz. Zihnin asıl görevi yönetmek değil; kayıt tutmak ve aktarmak. Zihnimiz; geçmişte ta 0-7 yaş arasında yaşadıklarımız, travmalarımız, öğrendiklerimiz, duygularımız, yargılarımız ve düşüncelerimizden oluşan bir hafıza çipi gibi. Cazgır, bir saniye susmadığı için anlattığı her şeye inanıyor, körü körüne yaşıyoruz hayatı. Düşünce ve inançlarımızı, benliğimiz zannediyoruz. Ah o zihin bi sussa hissedeceğiz duygularımızı, duyacağız iç sesimizi.

Kişisel gelişim işlerinin bir bileni değilim de yaşayanıyım. Duygularımı elimden geldiğince sahipleniyor, aktığı gibi yaşamaya izin veriyorum. Mümkün mertebe dillendiriyorum. Kabullenmesi daha zor olanları bekletiyorum, hazır olunca paylaşacağımı biliyorum. Sahiplenmediğim duygularımın altında öyle ya da böyle korkularımın olduğunun farkındayım. Reddedilme, terk edilme, yetersizlik bunlardan birkaçı. Hepimizin benzer korkularını paylaştığına sıklıkla tanık oluyorum. Pek kimselere dillendirmediğimiz için kendimize özel sanıyoruz. Duygularımızı saklamak/bastırmak için takıyoruz maskemizi, etrafta ve kendimize mutluluk saçıyoruz.

Şanslıysak!
Tekrara düştüğünü fark ettiğimiz kötü bir düşünceden/olaydan rahatsız oluyoruz. Ve kafayı bu döngüyü değiştirmeye takıyoruz. Davranışımızın altındaki duyguyu araştırmaya başlıyoruz. Duygunun farkına varıyoruz. Sahipleniyoruz. Zor da olsa sevmeyi öğreniyoruz. Dillendiriyoruz. Ve belki zamanla kendimizle dalga geçmeye bile başlıyoruz. Bir de bakmışsın döngü kırılmış, davranış dönüşmüş. Nihayetinde yeni deneyimler yaşamaya yer açılmış.

Buraya kadarını okuduysan, paylaştıklarım bir yerden yakaladı seni. Kafanın içindeki seslerin sana ait olmadığını keşfedip, daha mutlu bi hayat yaşamanın nesine inanmıyor olabilirdin ki zaten?

Hayatının tam da istediğin gibi gitmemesinin; yaşadığın ülke, yaptığın iş, patronun, sevgilin ya da sokakta canını sıkan herhangi biriyle hiçbir ilgisi yok. Hepsini değiştirmek ya da kabullenmek senin elinde ve tercihen harekete geçmiyorsun. Trafiğinden, politikasından, insanından sıkıldığımız şehirden kaçsak da gittiğimiz ülkeye kendimizi de götürdüğümüz sürece, sıkıntı. Tüm bunları bilip de aksiyon almamaya verilebilecek sıfatlar, tamamen kendi yakıştırmaların. Ben ağzımı bile açmadım. O zaman gelelim ‘ben bu işlere pek inanmıyorum’un faydalarına…

Dünyada görmek istediğimiz değişimin kendisi olmaktan, kendimizi keşfetmekten, her şeye sevgiyle yaklaşmaktan ve kalbimizden geldiği gibi, kimselerin düşüncesine aldırış etmeden yaşamaktan daha mutlu bi yolculuk olabilir mi?

(Hayatımın kadınlarının isimlerini geçirmediğim bir yazı eksik kalırdı. Buradan onlara selam olsun!
Zihnimin nasıl çalıştığını en güzel Delphin Mind’ın kurucusu Zihin ve Nefes Koçu Piraye Erdoğan’dan dinledim, kalpten tavsiye ederim. Köklenme, iç sesini dinleme, duygularını inceleme ve daha içten sevme yönteminiz, benimki gibi meditasyon olabilir. Bana sıcacık kalbini açan ve meditasyonla tanıştıran da; Meditasyon Eğitmeni ve Ses Şifası Terapisti, Soundala’nın kurucusu Rida Kıraşı.)

(Fotoğraf: Jacques de Vos)

Bu yazıyı paylaş...

Tags:

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir.

*

Şifa tarafından en son yayınlananlar

1000x1000

Yedi Şifası

Hamamda Deli Var’ın sadık okurları, sohbeti kalabalıklaştıranları, söze dahil olanları Ocak ayında
YUKARI ÇIK