Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Yazar

yirmialti

yirmialti 7 yazı paylaştı.

mm
Hamdık piştik elhamdülillah demek için erken. Gelgelelim piştiğimiz de aşikâr. Birkaç ülkede yaşadım. Entelektüel meraklarımın peşinde oldum. Bir şeyler öğrenmek ve öğrendiklerimi anlatmaktan her daim keyif aldım. Aynen devam. 26 uğurlu sayım.

Beş üzerinden üç yıldız

Bahane

Bir süredir insanların anlattığı hikayeleri dinlerken, dinlemiş gibi yaptığımı fark ediyordum. Sosyal ortamlarda dikkatimi insanların neyi nasıl anlattıklarını gözlemlemeye veriyordum. Ne zaman ki anlatılanlar beni tatmin etmiyor, içimden başka şeyler düşünüyordum. Arkadaşlar bana daha önce bulunduğumuz ortamdakilerin anlattıklarını hatırlatmaya çalıştıklarında, aklımda hiçbir şey kalmadığını söylüyordum. Bu huyumu bir şekilde değiştirmem gerekiyordu. Geçmiş bayramınızı bu vesileyle…

Devamını oku

Seninle tanışıyor muyuz?

Yol

Okeanos ve Tethys mozaiğine bakıyordum. Milattan sonra 2-3. yüzyılda ortaya çıkmış bu eserde, hayat kaynağı ırmaklar tanrısı Okeanos ve eşi Tethys kafa kafaya vermiş bizlere bakıyordu. İki portre etrafında denizin çeşitliliğini yansıtan canlılar ve yunuslar üzerindeki Eroslar vardı. Okeanos kafasında yengeç kıskaçları ile tasvir edilirken, Tethysinkisi ise kanat figürleri ile bezenmişti. Sanki sanatçı bize suların…

Devamını oku

Uç Uç Böceği Taksicisi

Rüya / Uyanış

Her gün işe geç kalıyordum ya da masa başı işim çok erken başlıyordu. Zaten iş dediğim de çok iyi gitmiyordu ne yalan söyleyeyim. Aslında baştan sizinle dürüst olmakta yarar var doktor bey çünkü benim sizden başka dinleyenim olmayabilir. Birden çok işten bahsediyordum ilk cümlemde. Kusuruma bakmayın. Evet masa başı işlerimde çok dikiş tutturduğum söylenemezdi. Otoriteyle…

Devamını oku

Bir söz söylemesini bekliyordu

Kadın Kahramanlar

Kadın adamın gözünün içine baktı. Kalbinin hızlanacağını zannederdin, hızlanmadı. Bir söz söylemesini bekliyordu. Kadının annesi geldi aklına. Kangren olduğunda doktorlar ellerinin kesilmesini önermişti. Annesi, olur ki sırat köprüsünü geçersem, cennetin kapılarını açamam diyerek tedaviyi reddetmiş, birkaç haftaya kalmadan doğduğu evin yakınlarında bir yere gömülmüştü. Küçük kızı cennet fikrine bir türlü inanamamıştı. Babası geldi aklına. Ellerini…

Devamını oku

Yangın bir ders, kül bir hatıra

Yangın

Pazar sabah kahvaltısı için Ümraniye sırtlarında pide pesindeydim. Taksiyle, Fatih Sultan Mehmet köprüsü dönemecine doğru bir sokağa girdim. Öyle bir sokak ki birisi sizi oraya öylece bıraksa, Trabzon’da bir mahallede olduğunuzu sanırdınız. Solumda Haz Karadeniz, sağımda Öz Karadeniz, bir yanda Bordo Mavi Pide Salonu diye ilerliyordum. Sekerim düşmüş, bedbaht bir haldeydim. Hangisiydi gideceğim o kadar…

Devamını oku

“Ne ördeği be kadın, leylek bunlar”

Şifa

Karaköy Kadıköy seferiydi. Andrey Kurkov’un “A matter of death and life”ini okuyordum ki aklıma Korkusuz Korkak’taki Kemal Sunal’ın oynadığı Mülayim karakteri geldi. Orada da ana karakter, kendini öldürmesi için kiralık katil tutuyordu. Mülayim’e doktoru altı aylık ömrü kaldığını söylemişti, Kurkov’un Tolyası’nın ise bir sağlık sorunu yoktu. Mülayim filmin sonuna kadar kendi ölüm kararına sadık kalırken,…

Devamını oku

YUKARI ÇIK