Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Yazar

Pınar Dinç

Pınar Dinç 6 yazı paylaştı.

mm
Pınar 1985 yılında Adana’da doğdu. Dört aylıkken İstanbul’a geldi. İlkokul yıllarını bol bol tenis oynayarak ve ders çalışarak geçirdikten sonra Koç Lisesi’ne kendi isteği ile yatılı olarak başladı. Bilgi Üniversitesi’nde Sosyoloji okudu, Uluslararası İlişkiler’le yan dal yaptı, ama Uluslararası İlişkiler’den çok Türk Siyaseti ve Milliyetçilik çalıştı. Sonra Koç Üniversitesi’nde tarih ve toplum çalışmaları yüksek lisansına başladı, evlendi. London School of Economics’te siyaset bilimi doktorasını bitirdiğinde artık eski Pınar değildi, evli de değildi, ve Bade adında dünyalar güzeli bir kızı vardı. 2017 yazında İsveç’in Lund şehrinde yaşamaya başladı.

Uyuma(ma)k

Rüya / Uyanış

Gözlerimi açık tutmaya çalışıyorum. Uyumamalıyım. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Kıtalar arası yapılan bir seyahat mesela, uyku düzeninin şaşmaması için cin gibi uyanık durmak lazım gelebilir saatler süren yolculukta. Önde duran ekrandaki sıradan film seçkisinden birisini seçebilir, oyun oynayabilir, ya da harita üzerinden dünyanın hangi noktasının kaç kilometre yükseğinden uçtuğumuzu öğrenebiliriz. Bu konuda fena değilim, mesela…

Devamını oku

Herkesin bildiği bir hikaye

Kadın Kahramanlar

‘Müsait’ kelimesini ‘Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)’ diye tanımlamakta beis görmeyen Türk Dil Kurumu, ‘kahraman’ kelimesini ‘Savaşta veya tehlikeli bir durumda yararlık gösteren (kimse)’ olarak tanımlıyor. Müsait olan kadındır yani, kahraman olan ise neyse ki kadın da olabilir, erkek de… Çünkü elbette kadınlar kahramanlar, en az erkekler kadar. Onca güç, başarı, duruş…

Devamını oku

Bu yangın yeri

Yangın

İsterdim. İnanın isterdim yangın kelimesini duyduğumda aklıma gelen ateşin ‘aşk ateşi’ olmasını. Aşkla yanıp kavrulan yüreğimi anlatmak isterdim uzun uzun. Ya da karşımdaki gözlerde gördüğüm alevleri. Çığlık çığlığa sevişmeler gelsin aklıma, içim o sıcaklıkla dolsun isterdim. İsterdim. İnanın isterdim yangın kelimesini duyduğumda, ne bileyim, küçükken yaptığım bir yaramazlık, kibriti çakıp çıkarttığım ufak çaplı yangın gelsin…

Devamını oku

‘Evet geçti, iyileştim’ diyorum.

Şifa

Henüz ilkokula başlamamışım, demek ki beş, bilemedin altı yaşındayım. Annem ve babam evde yok ve benden yedi yaş büyük ağabeyim ile bir başımızayız. Muhtemelen ilgi çekme isteği ve huysuzlanma haliyle ‘çok hastayım ben!’ diye tutturuyorum. Ağabeyim tüm ciddiyetiyle bir dolabı açıyor, bir şeyler karıştırıyor bir takım kavanozlar arasından çıkarıp bana yutmam için bir hap veriyor.…

Devamını oku

Gülümse…

Yabancı

Taşların üstünde oturmuş, ayaklarımı vaktiyle kan akmış o kutsal suyun soğuğuna uzatıyordum. Suyun yansımasında gördüm o’nu. Kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Belli ki az önce gözelerin girişinde satılan o fistan desenli bandanalardan satın alıp acemice başına takmıştı. Saçlarını sarıya boyatmıştı. Esmer değildi aslında, teni açık renkti, gözleri renkliydi, buralarda ‘boze’ derler böylelerine. Pek tabii ‘doğal sarışın’…

Devamını oku

Seni diş macunu kadar çok seviyorum.

Başlangıçlar

Korkmuyorum. Hem de hiç. Sen hayatıma girdiğinden beri hiç olmadığım kadar güçlüyüm. Hayatla çetin bir savaşa girebilirim örneğin. Bağırabilirim, kavga edebilirim, direnebilirim. Korkakça susabilirim ya da perişanlığımı kabul edip yardım isteyebilirim çekinmeden o savaşta, kazanmak için. Uzaklaşırım gerekirse, yeni bir hayat kurarım, korurum kendimi –dolayısıyla seni- ve bizi. Tanıdığım, bildiğim herkes ve her şeyden gidebilirim.…

Devamını oku

YUKARI ÇIK