Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Yazar

Dilara Omur

Dilara Omur 266 yazı paylaştı.

mm

Dilara, iki kız kardeşin büyük ve köşeli olanı, kadınları hep boşanmış ve kendine yeni isimler ve hikayeler yazmış deli bir ailenin bir deli kadını. İlk romanını çizgili bir deftere yazdı, ilk şiir kitabını yayınladıktan sonra bir daha hiç okumadı. Rüyalarında kendini daima bir gemide buldu, gerçek hayatta iki üç senede bir valiz ve ev topladı. Connecticut’ta film, İstanbul’da Psikoloji, Londra’da Yaratıcı Endüstriler, İstanbul’a geri döndüğünde ise Karşılaştırmalı Edebiyat okudu. Milliyet Sanat ve TimeOut İstanbul İngilizce’ye film yazıları, Suret’e psikokültürel makale yazdı. 2011 yılında yazdığı denemelerle Hamamda Deli Var macerası başladı, bir siteden ve adresten fazlası, bir vaat, bir kimlik oldu, bileğinde sırlı bir bilezik gibi durdu, sonunda kalabalıklaştı. Balinalara, kızlarına hediye diye pembe taç değil valiz veren ana babalara ve kadınların erkeklerle aynı şarkıları söyleyebileceği bir dünyaya inanıyor.

25 yaşından beri sevdiği bir sektörde, sevdiği bir film şirketinde, sevdiği bir işi yapıyor. Hala ve daima yazıyor. İlk yazısını kaç yaşında yazmıştı hatırlamıyor.

Öyle değil midir zaten, kim olduğunu kaç yaşında keşfettiğini hatırlamazsın büyürken?

Her ateş yangın değil.

Yangın

Türkçe çok güzel bir dil. İki kelimesi var yanan bir şey için: ateş ve yangın. Biri kontrolü, öteki deliliği anlatıyor. İki milyon yıl evvel insanlar önce yangını kontrol etmeyi, sonra ateşi sıfırdan başlatabilmeyi öğrendi. Ateşe sahip olmak için ilkin yangını kontrol etmek gerekiyordu. Ateşi ehlileştirmeden önce güneş batınca insanlar da yatıyordu. Gün, kısa ve yarım…

Devamını oku

Sök dikişleri, ağırlığımızı bulalım.

Şifa

Bir hafta içinde önce elbiselerimin dikişi attı, sonra çantamın sapı koptu ve dikiz aynam kırıldı. Eminim dedim hayat bana bir mesaj veriyor, ben zayıflıyorum ama her şeyim dikiş yerlerinden açılıyor. Yani, dedi, aklını sevdiğim biri, hayat mesajında sence ne diye ısrar ediyor? Bırak dikişlerin atsın, diyor bence. Ece, halbuki, ancak çoktan anne olmuş bazı kadınların…

Devamını oku

Şifa, kırığın içine sızanlarda

Şifa

Yeni yıl ümidin bir liste değil, tek bir kelime. O kadar az vaktin var ki şimdi listeler yapmaya, yeni yılı oturtup karşına ona mektuplar yazmaya; o kadar çok parkurda aynı anda koşuyorsun, o kadar çok şehrin valizini dikmek ve şarkısını dinlemek için didiniyorsun ki uyumuyorsun. Kucağında laptop, gecenin kör karanlığına doğru bir yerlerde ilerlerken, ekranın…

Devamını oku

Tanımadığım bir yılın ayak ucundayım.

Yabancı

Belki 2014’tü senelerden. Saçlarım uzundu eminim. Ömrü tek başıma yazarak geçireceğim fikrinden vazgeçmiş, yeni bir işte yeni bir kadere teşebbüs etmiştim. Kendi çapımda kalabalıklara bulaşmıştım. Yeniden gezegenin yabancılara en kucak şehri New York’taydım. Ruh eşim kardeşim üniversiteden mezun oluyordu. Annem ve babamla onun mezuniyet törenini izliyorduk. Zadie Smith sahneye çıktı. Ah, dedi içimde bir gezgin.…

Devamını oku

Siz yabancısı mısınız buraların?

Yabancı

Aralık bir yabancılık ayı. Bitirmekte olduğum senenin ne kadarını üstlenebilirim, demek zamanı. Bu seneki hatıralarımın ne kadarında kendime yabancı bir kadınım, ne kadarında hak veriyorum hareketlerime? Bitirdiğim bu senede icra ettiğim tutarsızlıkların ne kadarı için kendimi affedebilirim? Hangi düğümleri attım bakayım, hangi yaraları açtım, neden çok az uyumaya başladım? Neden içindeki definelere rağmen o gemileri…

Devamını oku

Bir yıldızın peşinde…

Başlangıçlar

Bir sandalye çeksene. Ayakta kalma. Hatırladın mı bu şarkıyı? Hani işte şey. Heybenin, göçebenin, hikayenin şarkısı. Başlıyor bazen, yaksana bir mum o şarkı çalıyor işte, işte sesimde çatal, sesimde çakal bir cüce, biliyorsun ben yola çıkıyorum bu şarkıyı dinleyince. Londra’dayım, bunu daha önce de yaşamıştım, ne ilk valizim bu elimde eskiyen ne ilk giderek büyümek…

Devamını oku

1 2 3 45
YUKARI ÇIK