Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Yazar

Dilara Omur

Dilara Omur 269 yazı paylaştı.

mm

Dilara, iki kız kardeşin büyük ve köşeli olanı, kadınları hep boşanmış ve kendine yeni isimler ve hikayeler yazmış deli bir ailenin bir deli kadını. İlk romanını çizgili bir deftere yazdı, ilk şiir kitabını yayınladıktan sonra bir daha hiç okumadı. Rüyalarında kendini daima bir gemide buldu, gerçek hayatta iki üç senede bir valiz ve ev topladı. Connecticut’ta film, İstanbul’da Psikoloji, Londra’da Yaratıcı Endüstriler, İstanbul’a geri döndüğünde ise Karşılaştırmalı Edebiyat okudu. Milliyet Sanat ve TimeOut İstanbul İngilizce’ye film yazıları, Suret’e psikokültürel makale yazdı. 2011 yılında yazdığı denemelerle Hamamda Deli Var macerası başladı, bir siteden ve adresten fazlası, bir vaat, bir kimlik oldu, bileğinde sırlı bir bilezik gibi durdu, sonunda kalabalıklaştı. Balinalara, kızlarına hediye diye pembe taç değil valiz veren ana babalara ve kadınların erkeklerle aynı şarkıları söyleyebileceği bir dünyaya inanıyor.

25 yaşından beri sevdiği bir sektörde, sevdiği bir film şirketinde, sevdiği bir işi yapıyor. Hala ve daima yazıyor. İlk yazısını kaç yaşında yazmıştı hatırlamıyor.

Öyle değil midir zaten, kim olduğunu kaç yaşında keşfettiğini hatırlamazsın büyürken?

Bu bir rüyaydı farz et.

Rüya / Uyanış

Bir sabah. Yaka gibi boğazında uyandım İstanbul şehrinin. Belki de Londra’nın yüz senelik binalarından birindeydim. Belki hiçbir arafın ortasında bir kıvılcım. Doğacağım, doğacağım, rüya bu ya, çok doğaçlama bir tavırla bir koyda demir atacağım illa. Çünkü ya korsanım ben, ya balina. Fakat iyi uyandım. Neresinde günün kim bilir. Belki erken kalkmam gerektiğini bildiğim için o…

Devamını oku

Hatırlamak da bir kahramanlıktır.

Kadın Kahramanlar

Fildişi Sahillerinde insanlar, ikizlerin şifalı güçleri olduğuna inanıyor. İkizlerin insan evladını çileden, kederden, tatsız bir kaderden kurtarabileceğine inandıkları için bir derdi olanlar ikizlere gidiyor, onlara hediyeler sunuyor. Fildişi Sahilleri, doğar doğmaz ikizleri kahraman kimliğine mahkum ediyor. Fildişi Sahillerinde ikizler bu mirasın ağırlığıyla ve zorunluluğuyla büyüyor. Belki de kimsenin kahraman olmak zorunda olmayacağı, hiçbir kahramanlığın lüzumunun…

Devamını oku

Yangına Akraba Olmak

Yangın

Pavana Reddy bir şiirinde “babam fırtınaydı / annem yağmur / bir yangından doğdum / ama denizi miras aldım” diye yazar. Halbuki. Werner Herzog’un bir belgesel değil şiiri çağrıştıran bir filmi var, Into the Inferno. Cehenemme Doğru, gibi bir şey ediyor çevirince. Orada, Avustralya’nın kuzeyindeki bir adada, bir kraterin içinden dünyanın göbeği gözüküyor, ateş, alev, lav.…

Devamını oku

Her ateş yangın değil.

Yangın

Türkçe çok güzel bir dil. İki kelimesi var yanan bir şey için: ateş ve yangın. Biri kontrolü, öteki deliliği anlatıyor. İki milyon yıl evvel insanlar önce yangını kontrol etmeyi, sonra ateşi sıfırdan başlatabilmeyi öğrendi. Ateşe sahip olmak için ilkin yangını kontrol etmek gerekiyordu. Ateşi ehlileştirmeden önce güneş batınca insanlar da yatıyordu. Gün, kısa ve yarım…

Devamını oku

Sök dikişleri, ağırlığımızı bulalım.

Şifa

Bir hafta içinde önce elbiselerimin dikişi attı, sonra çantamın sapı koptu ve dikiz aynam kırıldı. Eminim dedim hayat bana bir mesaj veriyor, ben zayıflıyorum ama her şeyim dikiş yerlerinden açılıyor. Yani, dedi, aklını sevdiğim biri, hayat mesajında sence ne diye ısrar ediyor? Bırak dikişlerin atsın, diyor bence. Ece, halbuki, ancak çoktan anne olmuş bazı kadınların…

Devamını oku

Şifa, kırığın içine sızanlarda

Şifa

Yeni yıl ümidin bir liste değil, tek bir kelime. O kadar az vaktin var ki şimdi listeler yapmaya, yeni yılı oturtup karşına ona mektuplar yazmaya; o kadar çok parkurda aynı anda koşuyorsun, o kadar çok şehrin valizini dikmek ve şarkısını dinlemek için didiniyorsun ki uyumuyorsun. Kucağında laptop, gecenin kör karanlığına doğru bir yerlerde ilerlerken, ekranın…

Devamını oku

1 2 3 45
YUKARI ÇIK