Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Yazar

Dilara Omur

Dilara Omur 272 yazı paylaştı.

mm

Dilara, iki kız kardeşin büyük ve köşeli olanı, kadınları hep boşanmış ve kendine yeni isimler ve hikayeler yazmış deli bir ailenin bir deli kadını. İlk romanını çizgili bir deftere yazdı, ilk şiir kitabını yayınladıktan sonra bir daha hiç okumadı. Rüyalarında kendini daima bir gemide buldu, gerçek hayatta iki üç senede bir valiz ve ev topladı. Connecticut’ta film, İstanbul’da Psikoloji, Londra’da Yaratıcı Endüstriler, İstanbul’a geri döndüğünde ise Karşılaştırmalı Edebiyat okudu. Milliyet Sanat ve TimeOut İstanbul İngilizce’ye film yazıları, Suret’e psikokültürel makale yazdı. 2011 yılında yazdığı denemelerle Hamamda Deli Var macerası başladı, bir siteden ve adresten fazlası, bir vaat, bir kimlik oldu, bileğinde sırlı bir bilezik gibi durdu, sonunda kalabalıklaştı. Balinalara, kızlarına hediye diye pembe taç değil valiz veren ana babalara ve kadınların erkeklerle aynı şarkıları söyleyebileceği bir dünyaya inanıyor.

25 yaşından beri sevdiği bir sektörde, sevdiği bir film şirketinde, sevdiği bir işi yapıyor. Hala ve daima yazıyor. İlk yazısını kaç yaşında yazmıştı hatırlamıyor.

Öyle değil midir zaten, kim olduğunu kaç yaşında keşfettiğini hatırlamazsın büyürken?

Nasıl güzel bahanedir şimdi…

Bahane

Bahane, aslını itiraf etmeye razı ve hazır olmadığındır. Aslında bilirsin. Neden hep valiz yaptığın bir hayatı seçtiğini. 7 sayısına neden inanmak istediğini. Ayağında kırılan kemiğe rağmen her gün yine de topuklu ayakkabı giydiğini. Bilezikleri takmaktan neden vazgeçtiğini. Şiir yazmaktan. New York’tan. Üniversitede kalmaktan, sadece ve yalnız yazmaktan… Kibar olmaktan, yaşının insanı gibi davranmaktan, yüreğini burkup…

Devamını oku

Bütün yolların bütün gitmeleri

Yol

Başını alıp gitmek bir lisandır. Gidenin dediğini kalan anlamaz. Herkes gitmiyor; bazısı hep kalıyor. Her giden de zaten aynı sorunun peşinden gitmiyor. Bazısı bulutsuz şehirler arıyor. Bulutsuz bir yaşamın ihtimaline inanmaya çalışıyor. İçinde, gözlerinin gerisinde sanki hiçbir bulut yokmuş gibi, giderse bütün güneşler ona açacakmış gibi… gidiyor. Bazısı da yağmurları takip ediyor. Bana da yağsın,…

Devamını oku

Uyumuyorum bu bir rüya.

Rüya / Uyanış

İki huyuma bölsen beni kendinden başka kimseye bölünmeyen bir kadın olurum. Ben hep aynı anda birkaç gezegende birden dönüyorum, bütün seslerim aynı şarkıyı söylüyor, “yakut pulları mı bu ne görkem?” gözlerimde volkanlar şımarıyor çünkü artık su almıyor teknem. Artık bütün rüyalarımı tek bir denklem çözüyor. Düğüm nedir, neden atılır? Bu soruyu sorarsam devamı çorap söküğü…

Devamını oku

Bu bir rüyaydı farz et.

Rüya / Uyanış

Bir sabah. Yaka gibi boğazında uyandım İstanbul şehrinin. Belki de Londra’nın yüz senelik binalarından birindeydim. Belki hiçbir arafın ortasında bir kıvılcım. Doğacağım, doğacağım, rüya bu ya, çok doğaçlama bir tavırla bir koyda demir atacağım illa. Çünkü ya korsanım ben, ya balina. Fakat iyi uyandım. Neresinde günün kim bilir. Belki erken kalkmam gerektiğini bildiğim için o…

Devamını oku

Hatırlamak da bir kahramanlıktır.

Kadın Kahramanlar

Fildişi Sahillerinde insanlar, ikizlerin şifalı güçleri olduğuna inanıyor. İkizlerin insan evladını çileden, kederden, tatsız bir kaderden kurtarabileceğine inandıkları için bir derdi olanlar ikizlere gidiyor, onlara hediyeler sunuyor. Fildişi Sahilleri, doğar doğmaz ikizleri kahraman kimliğine mahkum ediyor. Fildişi Sahillerinde ikizler bu mirasın ağırlığıyla ve zorunluluğuyla büyüyor. Belki de kimsenin kahraman olmak zorunda olmayacağı, hiçbir kahramanlığın lüzumunun…

Devamını oku

Yangına Akraba Olmak

Yangın

Pavana Reddy bir şiirinde “babam fırtınaydı / annem yağmur / bir yangından doğdum / ama denizi miras aldım” diye yazar. Halbuki. Werner Herzog’un bir belgesel değil şiiri çağrıştıran bir filmi var, Into the Inferno. Cehenemme Doğru, gibi bir şey ediyor çevirince. Orada, Avustralya’nın kuzeyindeki bir adada, bir kraterin içinden dünyanın göbeği gözüküyor, ateş, alev, lav.…

Devamını oku

1 2 3 46
YUKARI ÇIK